Yeni yılda Türkiye’yi bekleyen sorunlar yumağını şimdiden görmek için kahin olmayı gerektirmiyor. ‘Rüzgar eken fırtına biçer’ misali herkese kafa tutan, ‘dediğim dedik’ diyen faşist iktidarın başı Erdoğan, fena halde sıkışık bir durumdadır. Dış politikada yaşadığı çaresizlik kadar, iç siyasette de başı beladadır. Dünya liderliği pozlarına bürünmenin, efelenmenin, caka satmanın artık fazla alıcısı kalmadı. Yine de krize, kaosa taammüt ederek ‘durmak yok yola devam’ şiarına bağlı kalınacaktır.

2019 yılının bakiyesinden 2020 yılına devir edilen konu başlıkları.

Suriye’de işgal ettiği alanlarda geliştirmek istediği sömürgecilik, tahmin edilenden fazla sorun üretmektedir. Demografik yapıların değişiminden tutalım etnik temizliğe kadar, katletme, insan kaçırmalar, tecavüz olayları gibi sistematik uygulamalardan zafer üreten bir Türkiye, kendisiyle ne kadar övünse azdır. Cihatçı çetelerin hamiliğine soyunmakta sınıf atlayarak çete devletine dönüştü. Türkiye, DAİŞ, El Kaide, El Nusra gibi çete guruplarının önemli bir üssü haline getirildi.

Daha Suriye savaşının başlangıcında Suriye mültecilerini çekmek için gösterdiği özel çabalar beklenenden de fazla sonuç verdi. Şimdi de ‘kapıları açarım’ tehdittin de bulunuyor. İnsani felaketi ranta dönüştürmenin, ekonomik ve siyasi kazanç elde etmenin peşine düştü. Oluşturduğu AFAT kampları ile kendince ‘kârlı’ yatırımlar yaptı. Bu kamplar her türden kirli işlerin yuvası haline getirildi. Mültecileri her türlü kirli işte kullandıkça kulandı. Büyük bir fuhuş sektörü oluşturdu. Kontrgerilla kampları haline getirdi.

İdlib meselesinde gelinen aşama, Türkiye politikalarına uygunluğundan şüphe yoktur. Soçi mutabakatında verilen sözler yerine getirilmeyen vaatlerin sonuçları, Türkiye’nin kucağında patlayan bir el bombası oldu, olmaya devam edecektir.

ABD ile yaşadığı S-400 meselesi ve nur topu gibi yaptırım kararları işin görünen kısmıdır. Erdoğan’ın naraları devam ederse, bunların arkası da 2020’de geleceğinden hiç kuşku yoktur. Yine S-400’ler yüzünden NATO ile ilişkilerde limoni bir hal almıştır.

Rusya’ya giderek yanaşması ve bağımlı hale gelmesi sorunlar hanesine yenilerini ekleyecektir. Rusya’nın çıkarlarıyla çelişmesi halinde Rusya bedel ödettirecektir. Daha şimdiden Suriye meselesinde birçok konuda hem fikir değillerdir. Sadece Kürt düşmanlığı konusunda verilen taahhütten öte bir şey yoktur. Libya konusunda Rusya ile çelişik olmalarının karşılığı İdlib’de kendisini gösteriyor gibidir.

Libya’ya asker gönderme, fiilen oradaki savaşa müdahil olması, kucağına nur topu gibi bir sorunu almış olacaktır. Arap aleminin çoğunu karşısına almayı başarmış oldu. AKP-MHP faşizminin, Akdeniz’deki maceracı seyir ü seferi yeni yılda artarak devam edecektir. Isınmakta olan doğu Akdeniz sorunu da yeni yılın güzide konularından biri olmaya devam edecektir. Libya da elden giderse Akdeniz havzasında Türkiye’nin tek bir dostu kalmayacaktır. Biz bize kaldık yani.

İç sorunlar üretmekten de son derece yaratıcıdırlar.

Kürt soykırımını bütün hızıyla sürdürmenin inadı içindedirler. İşgalci soykırımcı zihniyet, HDP belediyelerini teker teker işgal etmektedir. 2020’de de var hızıyla süreceğe benziyor. On binlerce tutukluya yenileri eklenecektir. İşkenceye serbestlik ve işkenceciyi korumada gelişme sağlanmıştır. Kürt düşmanlığını zirveye tırmandırmıştır. Dört parça Kürdistan faşizmin hedefindedir.

Ekonomik kriz buhrana dönüşmüştür. Uçuşa kalkan bir Türkiye için kemerleri bağlamaya gerek yok, baş aşağı yere çakılmakta olan bir Türkiye için çare düşünülmelidir. Parsel parsel satılan bir ülkede, açlık sınırında yaşayanların sayısı rekor düzeydedir. Asgari ücretle geçinenler. EYT’ler. İşçiler, emekçiler, emekliler. Köylüler Allaha emanettir.

Taze bir gündem olarak pişirilen Kanal İstanbul, 2019’un son haftasında gündemi doldurmuş ve 2020’ye sarkan ucube çılgın proje olacaktır. Yeni rant kapılarına, ihtiyaç duyulan sıcak para girdisine ihtiyaç vardır. Kanal İstanbul bunları karşılayacak mı, bilinmez.

Ve sonunda, AKP için zurnanın zırt dediği deliğe sıra gelmiştir. Davutoğlu ve Babacan, AKP’nin 2020’deki en taze gündemlerinden biri olacaktır. Yeni parti arayışları kendi mecrasında sürerken, ‘ümmetin’ bölünme korkusuna kapıldıklarını itiraf etmişlerdi. Kanlı geçmişin mimarı çeteler, Ağar ve Çiller yenden piyasaya çıkıp güç birliği için Erdoğan’la poz verdiler. Bu fotoğraf karesi AKP’nin bir Gladyo oluşumu olduğuna hiç kuşku yoktur. AKP, faşist, dinci, milliyetçi, ulusalcı eğilimleri bir araya getiren kontra, JİTEMci eğilimlerin bileşkesi olduğunu teyit etmiştir.

Türkiye’de ki kaos aralığının sonucunu belirleyecek olan demokrasi mücadelesi olacaktır. Bütün saldırılara rağmen direnen Kürt özgürlük hareketi, 2020 de faşist Erdoğan ve iktidar blokunun kabusudur. 2020 yılı, zafer için kapının aralandığı bir yıl olacaktır. Mutlu yıllar.