15 Eylül’de Kobanê‘ye yönelik saldırılar 10 günü geride bıraktı. Üç cepheden gelişen saldırılara karşı Kobanê halkı gece gündüz sergilediği kesintisiz direnişle yanıt vererek, Kobanê üzerinde hesap yapanlara meydan okuyor. Gün geçtikçe Kobanê planında tek aktörün DAİŞ olmadığı, ilk günden bugüne DAİŞ çetelerine Rojava Devrimi’ne saldırılarda her türlü desteği sunan Türk devletinin de bu planda aktif rol oynadığı daha çok netleşiyor. DAİŞ‘in esir aldığı 49 rehine konusunda pazarlığın Kobanê konusunda yapıldığı da. Kobanê Kantonu Dış İlişkiler Sorumlusu Omer Aluş, kantona yönelik saldırılar başladığı ilk gün BM Ortadoğu İnsan Hakları’ndan sorumlu bir yetkilinin arayarak, Kobanê‘den göç edecek 400 bin kişi için hazırlık yaptığını aktardı. Aynı söylemin Türk yetkilileri tarafından da dile getirildiğine vurgu yapan Aluş, DAİŞ’le birlikte Kobanê‘nin işgal planında yer alanan Türk devletinin, göç için BM yetkililerinden saldırılar öncesi destek istediğinin ortaya çıktığını söyledi. Aluş, Kobanê‘ye saldırı planı, Kobanê‘deki direniş ve sonuçları hakkındaki sorularımızı yanıtladı.


Kobanê‘ye yönelik saldırılar günlerdir sürüyor. Bu kapsamda bir saldırıyı bekliyor muydunuz?

Bu soruya, çok önemli bulduğum bir detayı paylaşarak cevap vereceğim. 15 Eylül’de BM Ortadoğu İnsan Hakları’ndan sorumlu bir yetkili beni telefonla aradı ve şu sözleri sarfetti: ‘’BM olarak kamplar için hazırlıklarımızı yapıyoruz, Türkiye sınırında Kobanê’den 400 bin kişiyi yerleştireceğiz. Kobanê’de büyük bir göç yaşanacak’’ dedi. Henüz DAİŞ’in saldırıları yoğunlaşmamıştı, yeni başlamıştı, saldırıların birinci günüydü. Henüz göç edecek boyutta bir saldırı olup olmadığını bilmiyorduk. ‘’400 bin kişinin göç edeceğini nerden çıkarıyorsunuz, halkımız göç etmeyecek, böyle bir hazırlık yapılmasına gerek yok’’ dedim. BM yetkilisi bir kez daha ‘’DAİŞ saldırıyor ve göç edeceksiniz’’ dedi. Ertesi gün, televizyonu izlediğimde Türkiye Başbakan Yardımcısı’nın benzer bir açıklamayı yaptığına tanık oldum. ‘’Kobanê’den göç edecek 400 bin kişiyi yerleştirmek için hazırlık yapıyoruz’’ açıklamasında bulundu. Bundan şu sonucu çıkarıyorum; Kobanê’ye yönelik saldırılar başlamadan Türkiye yetkilileri BM yetkililerini arayarak, Kobanê’den 400 bin kişinin göç edeceğini bildirip destek sunmaları istenmiş. Nüfus konusunda her iki yetkilinin de belirttiği rakamlar aynı.
Saldırılar yoğunlaştıktan sonra BM yetkilisi birkaç kez yeniden aradı. Her aramada ilk sorulardan biri, ‘’Halen Kobanê’de misiniz?’’ oluyordu. Yine Türk yetkililerinin Kobanê’den 150 bin kişinin göç ettiği yönündeki açıklamalarını ilettiler, bunun abartılı bir sayı olduğunu ilettim kendilerine. Yani Kobanê‘nin göç ettirilmesi için kolları sıvadıkları görülüyor ve Türk yetkilileri sürekli göç edenlerin sayısını abartılı rakamlarla veriyor.  
İki saat önce yeniden görüşmemiz oldu, BM’nin bu kayıtsız tutumu üzerine BM yetkililerine şunu iletmesini rica ettim: ‘’Kobanê’de Kürt halkı her koşulda kalacak, yokluktan toprak da yemek zorunda kalsak, topraklarımızda kalacağız. Ama hayvanlarımız için yem istiyoruz mümkünse. Köylerden şehre gelen halkın hayvanlarını beslemekte zorlanıyoruz. Kürtlere, halklara yönelik tutumunuz varsa, en azından hayvanlar için birşeyler yapabilirsiniz, onlar etnik bir kimliğe sahip değiller,  sakıncalarınız varsa, o hayvanlar için çekinmenize gerek yok, yardım edebilirsiniz’’ dedim.

Neden Kobanê seçildi, bu planı yapanlar için önemi nedir?

Kobanê‘nin ele geçmesiyle, bu bölge yani Halep’ten Serêkaniyê‘ye kadar olan alanın tümü DAİŞ’in eline geçmiş olacak. Yani bu bölgede bulunan Bab, Mincip, Cerablus, Til Ebyad, Sirîn DAİŞ elindeyken, o bölgede sınırda DAİŞ’in elinde olmayan tek bölge olarak Kobanê bulunuyor. Kobanê‘nin ele geçirilmesiyle, Türkiye sınırında bulunan dört kapı da DAİŞ çetelerinin denetimine geçecek. Bu durumda DAİŞ o bölgede bir bütünen üslenecek, Türkiye ile ilişkilerini de her zamankinden daha rahat geliştirecektir. Bununla birlikte en önemli husus ise burayı Rojava’nın diğer bölgelerine saldırılar için de bir karargah olarak kullanabilecekler. Kobanê‘nin DAİŞ’in eline geçmesi Rojava için yaptıkları tüm planları da uygulamaya koymaları için fırsat olarak değerlendirecek ve bunu sonuna kadar kullanmak isteyecekler. Serêkaniyê‘ye, Qamişlo’ya saldırabilecek, Rojava’yı ele geçirmek isteyecekler. Kobanê‘de sağlayacağımız başarı onların bu planını yerle bir edecek, bu planlarını gerçekleştiremeyecekler.

Saldırılar ve belirttikleriniz karşısında Kobanê‘de şu an nasıl bir durum var?

Kobanê‘de 10 gündür kesintisiz direnişteyiz ve gün be gün ilerlediğimizi görüyoruz. İlk gün belki bazı köyleri kaybettik, bazı köyleri ise güvenlik nedeniyle biz boşalttık. Halkımızdan katliamların önüne geçmek için boşaltmalarını istedik. Üç cepheden saldırılar sürse de her saldırıya fazlasıyla karşılık veriyoruz. Doğudaki ilerleyişlerini durdurduk. Bu cephede 10 km Kobanê‘ye yaklaşmışlardı, eylemler ardından 10 kilometrelik alanda geri adım atmak zorunda kaldılar. Diğer cephelerde de savaş sürüyor.
Saldırılara karşı kahramanca bir direniş sergileniyor. Ve tüm şiddetine rağmen irademiz, inancımızla başarı elde ediyoruz. Akşam ve sabah saatlerinde iki ayrı cephede saldırılar oldu ve DAİŞ çeteleri güçlerimiz karşısında yine darbe aldı. Kobanê‘yi çeteleri bitirmek için bir bataklık haline getireceğiz. On gündür gece gündüz kesintisiz süren direnişimiz her koşulda devam edecek. Kürt halkının iradesini kırmak amacıyla yapılan planlar var. Kobanê halkı bu politikalara gereken yanıtı veriyor.
DAİŞ ve onlara destek verenler Kobanê‘nin düşmesi için iki günlük ömür biçmişti. Bunun daha iyi görülmesi için şöyle bir detayı paylaşmak isterim: Saldırıların dördüncü gününde Til Ebyad’dan Seyfil Dewle isimli bir çete yetkilisi, saldırılar sonrası beni telefonla aradı, konuşmasını kaydettim, halen duruyor.  Şaka mı bu demekten kendimi alamadım, özetle şunu söyledi; ‘’Zaten göç edeceksiniz. Saldırıları durduralım. Tutuklu esirlerimizi serbest bırakın.Esirler içinde bulunan kendileri için önemli Suidi, Ürdünlü, Danimarkalı üyelerinin ismini belirtti. Ardından saldırıları durdurun, gelin DAİŞ’in bir parçası olarak yaşayın’’ dedi. Birkaç saat sonra Kobanê‘yi boşaltarak göç edeceğimizi söyledi.
Açıklamalar ve konuşmalardan bir bütünen, Kobanê halkının bir kısmının öldürülerek, geri kalanlarının da göç ettirilmek istendiği sonucuna ulaşıyoruz. Bu hesapları Kobanê halkı boşa çıkardı. Önümüzdeki birkaç gün içinde bu daha net görülecek.

Uluslararası koalisyonunun hava saldırıları oldu, Kobanê üzerinde nasıl bir etkisi var?

Saldırılar başladıktan sonra kendi öz gücümüz dışında hiçbir destek de almış değiliz. Halkımız ve savunma güçlerimizle ayakta duruyor, direniyoruz. DAİŞ’e yönelik hava saldırıları oldu. Raqqa ve Dera Zor çevresinde ve bu saldırılar da Kobanê‘ye yönelik saldırıların kırılmasına katkı sağlayacak nitelikte değil. Hatta aksine ters etki yaptığını belirtebiliriz. Bu bölgelerdeki saldırılar ardından DAİŞ çeteleri güçlerini daha çok Kobanê çevresine kaydırıyor. Son günlerde hava saldırıları ardından bu durumun yaşandığı görülüyor.

YPG dışında Suriye’deki diğer kesimler de yer alıyor mu Kobanê direnişinde?

Bu konuda olumlu adımlar var. Sürekli diğer kesimlerle saldırılardan bağımsız olarak da ittifak arayışlarımız oldu. DAİŞ çetelerinin son saldırıları başlamadan önce 8 Arap ve 1 Türkmen gücüyle ittifak için görüştük. Bu konuda bir diyalog ve koordinasyon oluşturulması için girişimlerimiz oldu ve olumlu sonuç aldık. Bunun sonucunda şu an YPG ve Suriye muhalif kesimlerinden 8 güç ile birlikte DAİŞ’e karşı omuz omuza vererek Kobanê‘deki direnişi topyekun sürdürüyoruz.
Suriye muhalifleri de DAİŞ saldırılarının sadece Kürtlere yönelik olmadığının artık bilincinde.

Göç edenler konusunda kesin bir bilgi var mı elinizde?

Öncelikle şunu belirtmek isterim; herşeyden önce Kobanê’nin nüfusu 400 bin değil. Bu sayı bir yıl önce DAİŞ saldırıları nedeniyle kente yoğun göç yaşandığı dönemde ulaşılan bir sayı. O dönemde Humus, Halep ve diğer bölgelerden yaşanan göç nedeniyle Kobanê’nin nüfusu 400 bine ulaşmıştı fakat daha sonra göç edenler farklı yerlere yerleştirildi. Şu an Kobanê’nin nüfusu 400 bin değil. Türkiye’ye göç edenler konusunda kesin sayı olmamakla birlikte 30-40 bin arasında bir sayının göç ettiğini belirtebiliriz. Şöyle bir durum da var; göç edenlerin bir kısmı göç etmiş olsa da Türkiye’ye gitmeyi tercih etmiyor, köylerden göç ederek, Kobanê sınırında kalmayı tercih ediyor. Hayvanları ile birlikte sınır kesiminde bekleyenler de var. DAİŞ’in olası saldırıları nedeniyle sınır kesiminde kalıyorlar. Kendilerine erzak gönderiyor, hayvanlarını sulamaları ve yem vermeleri için de imkan tanıyoruz. Hastanelerde de ücretsiz olarak hizmetler sunuyoruz.

Geri dönenlerin sayısı hakkında bir sayı belirtebilir misiniz?

Geri dönenlerin çoğunluğu gençlerden oluşuyor. Son üç gün içinde 3 binin üzerinde genç Kobanê‘de savaşmak üzere döndü. Türk Hükümeti’nin de dönmemeleri için engellemelerde bulunduğunu görüyoruz.

Kobanêliler ve geri dönenler içinde nasıl bir yaklaşım var?

Tümü cephede yer almak istiyor, hepsinin bu taleplerini hemen karşılamasak da bu direniş için gereken diğer alanlarda konumlandırıyoruz. Kimisi sağlık hizmeti sunuyor, kimi fırınlarda görev yapıyor, kimisi şoförlük, kimisi mevzi yapıyor, kimisi cephane taşıyor. Her birinin topraklarını savunmak, sahip çıkmak için yaptıkları çalışmalar var ve bu çabanın bütünüdür direniş. Her konuda muazzam bir paylaşım, fedakarlık ve kararlılık var. Omuz omuza verdiğimiz bu mücadelenin bütünlüğü de zaferi getirecek.

Direniş için beklentileriniz ne yönde? Yeterince destek görüyor musunuz?

Kürdistan’ı parçalayan sınırları kabul etmiyoruz. Sınırlara takılmak, bu anlayışla hareket etmenin mücadelemizi en çok sınırlayacak bir yaklaşım olduğunun bilincindeyiz ve hem Rojava hem de Kürdistan’nın diğer bölgelerindeki halkımızın bu bilinçle yaklaşmasını bekliyoruz. Bir lokma ekmeğimizi de bir bardak suyumuzu da paylaşabilmeliyiz. En büyük yurtseverlik Kürdistan’ın geleceğine yönelik saldırıların yoğunlaştığı böylesi tarihi günlerde sergilenebilir. Özellikle DAİŞ gibi barbar bir yapılanma ve uyguladığı vahşet söz konusu olduğunda, buna karşı koymak ve bu direnişte yer almak için kim olursa olsun, Kürt olsun veya olmasın herkesin yeterince gerekçesi olduğu bir gerçek. Kuzey Kürdistan halkımızın desteği sürüyor bundan güç alıyoruz ama bunun yeterli olmadığını, mücadelenin daha da büyütülmesi gerektiği bir gerçek. Kuzey Kürdistan, Güney Kürdistan, Doğu Kürdistan ve Avrupa’da, diğer ülkelerde yaşayan tüm Kürtlerin bu direniş karşısında sorumlulukları var ve katkılarını esirgememeleri gerekiyor. Her alanda yek vücut olarak direniş için seferber olmamız gerekiyor. Rojava halkı, Kobanê halkı her nefeste direnişi soluyor ve bu duyarlılığın tüm Kürt halkında gelişmesini umuyoruz. Herkes bulunduğu alandan bir şeyler yapabilir. İlle de gelin kurşun sıkın demiyoruz.

Kobanê‘deki direnişin akıbeti konusunda bugünkü sonuçlar ışığında ne söylebilirsiniz?

TEV-DEM ve PYD olarak geçmişten bugüne halkın içindeydik, halktan kopmadık ve her anı acısı ve sevinciyle birlikte paylaştık. Bazı hatalarımız olmuş olabilir ama halkın çıkarlarına ters düşecek hiçbir hatalı davranışımız olmadı. Halkın hizmetinde çalışma yürüttük ve karşılıklı güven duyduk. Zor koşullarda halk, YPG ve YPJ güçleriyle birlikte direnişe geçti. Direniş geliştikçe halkın kendisine de savunma güçlerine de siyasi temsilcilerine de olan güveni artıyor. Bu tarihi sürecin sorumluluklarını paylaşıyor her koşulda, her şeyi göze alarak onurlu, özgür bir gelecek için savaşıyor, mücadele ediyoruz. Söylemlerimizin pratikte takipçisi olduğumuzu herkese gösterdik ve söylediğimiz her şeyi uygulama temel ilkemiz olarak sürecek. Özgür bir gelecek için her zoruğa göğüs gerecek ve bu onurlu direnişin, haklı davamızın sonuçlarını mutlaka ve mutlaka alacağız. Direnişimiz mutlaka kazanacak, halkımız bu topraklarda zaferi görecek. Bu direniş sürdükçe Kobanê hiçbir biçimde düşmeyecek.

HABER MERKEZİ