Constantine COURCOULAS
Türkiye'nin ekonomik görünümü o kadar bozuldu ki bankacılar ve piyasa oyuncuları, yakın zamana kadar tabu bir mesele olan Uluslararası Para Fonu IMF'nin devreye girmesi gerekebileceğini konuşmaya başladılar. Bazıları, faiz oranlarını yükseltmemek ve para biriminde yaşanan değer kaybını önlemek için Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son çare olarak sermaye kontrollerine baş vurabileceğinden bile endişe ediyor. Haziran'daki seçimin ardından ekonomi üzerindeki kontrolünün artması ile birlikte Erdoğan'ın kendisine özgü bazı sıra dışı ekonomik görüşlerini uygulamaya koyup ekonomiyi uçurumun eşiğine getirebileceği konusunda endişeler vardı. Öte yandan ABD ise, Türkiye'nin Amerikalı bir rahibi casusluk ve terörle bağlantılı suçlamalarla hapse atması karşısında daha fazla yaptırım tehdidinde bulunarak Türk lirasında krize neden olmuştu.
1. Türk ekonomisinde ters giden ne?
Erdoğan'ın 16 yıllık iktidarının büyük kısmı boyunca Türkiye Çin benzeri büyüme seviyeleri yaşadı. Ama cari fazlaya sahip bir ihracat şampiyonu olan Çin'in aksine, Türkiye dünyanın en büyük cari açıklarından birine sahip çünkü büyümesi esasen dış borçlanmaya dayanıyor. Dünya bankaları ekonomileri krizden çıkarmak için piyasalara nakit pompalarken işler yolunda görünüyordu. Ama küresel faiz oranları yükselip gelişmekte olan piyasalara ilgisini kaybeden yatırımcılar paralarını tekrar gelişmiş ülkelere çektiğinden bu devir kapanıyor. Türkiye bu dönem boyunca yurtdışından aldığı on milyarlarca doları, uzun vadede getiri sağlayacak yatırımlara yönlendirme fırsatını kaçırdı; bunun yerine bu paranın büyük kısmını inşaat projelerine ve alışveriş merkezlerine gömdü.
2. Şu an işler ne durumda?
Pek iyi değil. Enflasyon yüzde 15'in üzerinde, yani merkez bankası hedefinin üç katından fazla. Devlet tahvillerinin getirisi rekor seviyelerde ve Türk lirası hızla değer kaybediyor. Bunlar yalnızca tüketicinin cüzdanını etkilemekle kalmıyor, şirket bilançolarını da dibe doğru çekiyor. Döviz üzerinden yoğun şekilde borçlanmış olan şirketler, liranın yaşadığı değer kaybı ve borçlanma maliyetlerinin artması nedeniyle şu anda büyüyen bir borç yükü ile karşı karşıya. Kamu borcunu azaltmak ve merkez bankasının ekonomiyi yatıştırmak için faiz oranlarını yükseltmesine boyun eğmek yerine, Erdoğan daha da fazla inşaat projesini finanse edebilmek için düşük faiz oranlarında ısrar ediyor.
3. Tahvil fiyatları neden dibe vurdu?
Türkiye kamu borcu yatırımcıları için dünyanın en kötü ülkesi olma konusunda Arjantin'i geçti. 10 yıllık tahvillerde getiri yüzde 20 ile tüm zamanların en yüksek seviyesine yükseldi. Bunun sebeplerinden biri yatırımcıların korkması. Bu yıl gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 6'sını bulacağı tahmin edilen cari açık -yükselen piyasalardaki en büyük açıklardan biri- Türkiye'nin sürekli olarak yabancı yatırım çekmesini zorunlu kılıyor. Hükümetin, yatırımların korkup kaçmasını önlemek için enflasyonu da kontrol altında tutması gerek, özellikle de GSYH'da büyümenin dramatik şekilde yavaşlayacağı beklenirken. Merkez Bankası faiz oranlarını Nisan'dan bu yana 500 baz puan arttırırken (bir baz puan yüzdenin yüzde biri), bu, enflasyonu kontrol altında tutmaya yeterli gelmedi ve yatırımcılar Erdoğan'ın faiz artırımını engelleme yönünde baskı yapmaya devam edeceğinden korkuyorlar.
4. Lira neden bu kadar zayıf?
Düşüşün sebepleri arasında Erdoğan'a karşı 2016'daki başarısız darbe girişimi sonrasında yaşanan siyasi altüstlük ve Avrupa ve ABD ile artan gerilimler var. Ancak liranın değer kaybı aynı zamanda Türk hükümetinin enflasyonu körükleyen ne pahasına olursa olsun büyümeye endeksli politikalarının da sonucu. Unutmayalım, Türkiye için büyüme daha fazla borçlanma anlamına geliyor. Liranın düşüşü, ihracatın bile enerji de dahil olmak üzere ithalata bağımlı olduğu bir ekonomi ve 210 milyar dolardan fazla bir net döviz açığı üzerinde oturan bir özel sektör için özellikle sıkıntı yaratıyor.
5. Enflasyon neden bu kadar yüksek?
Şu an yüzde 15,85 düzeyinde olan enflasyon kontrol altına alınamıyor çünkü liranın düşüşü ithal malların maliyetini yükseltmeye devam ediyor. Birçok merkez bankası bu sorunu, para birimi değer kaybetmeye başlamadan önce, fiyatlar çok hızlı yükselirken başvurulan geleneksel çare olan faiz oranlarını arttırarak çözerdi. Ancak yatırımcılar Türkiye Merkez Bankası’nın eli kolunun, yüksek borçlanma maliyetlerine karşı olan ve enflasyon konusunda kendine özel görüşlere sahip Erdoğan tarafından bağlandığını düşünüyorlar. Bu sebeple banka en sonunda harekete geçtiğinde iş işten çoktan geçmiş oluyor.
6. Erdoğan'ın ekonomik görüşleri tam olarak ne?
Erdoğan kitapta yazılı teorinin tam zıddının doğru olduğunu iddia ediyor: Enflasyona neden olanın aslında yüksek faiz oranları olduğunu söylüyor. Bu yüzden birçok ekonomist yükselmeleri gerektiğini söylerken, kendisi defalarca faiz oranlarının düşürülmesi çağrısı yaptı. Öte yandan yüksek finansman maliyetlerini vatana ihanetle eşdeğer görüyor ve Türkiye'yi sömürmek ve yüksek karlar elde etmek isteyen spekülatörlerin "faiz lobisi" dediği şeye karşı sürekli konuşmalar yapıyor. Erdoğan için bu sadece bir ekonomi modeli tartışması değil, seçmenlerin bağlılığını kazanma stratejisinin de parçası. Siyasi başarısı, büyük oranda, istihdam yaratmak ve Türkiye'nin büyüyen zenginliğini kanıtlamak için mega projeler kullanarak büyüyen orta sınıfa ekonomik fayda vaat etmeye -ve bu vaadi yerine getirmeye- dayanıyor. Hükümeti, başarısız darbe girişiminin bir ekonomik daralmaya neden olması ardından yeniden bu formüle yöneldi. Kredi garanti fonu üzerinden borçlara güvence verilmesi de dahil teşvik paketleri sayesinde yılın ilk çeyreğinde yüzde 7,4 büyüme sağlandı.
7. Türkiye bir IMF kurtarma paketine muhtaç olur mu?
Her fırsatta Türkiye'nin bir önceki kurtarma paketinden kalan tüm borcunu ödemekle övünen ve ülkenin en sonunda ekonomik bağımsızlığını kazandığını iddia eden Erdoğan için yutması zor bir hap olur bu. Ama gerçek şu ki Türkiye dış dünyaya IMF'ye borçlu olduğu dönemden belki de daha çok bağımlı. Yabancı liderler Türk bankalarına ve şirketlerine verdikleri kredileri çevirememeye başlarsa, tüm ekonomi yatırımcıların "sert iniş" dediği bir senaryo ile çakılabilir. Bu olursa, ekonomistler Türkiye'nin en sonunda IMF'nin kapısını çalmak zorunda kalacağını öngörüyorlar.
Kaynak: https://www.bloomberg.com/news/articles/2018-08-08/why-can-t-turkey-stop-its-economic-nose-dive-quicktake
Çeviri: Serap Şen