Suriye ve Rusya, Türkiye’ye İdlib konusundaki taahütlerini daha yüksek sesle hatırlatıyor. Erdoğan ise Kuzey Suriye’ye dönük tehditlerinin dozunu arttırırken, İdlib konusunda ise ölü numarası yapıyor. Şam rejimi ve Rusya’dan gelen açıklamalar, her geçen gün AKP-MHP yönetimindeki Türk devletini İdlib’de biraz daha köşeye sıkıştırıyor. Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Türk devletinin İdlib için Rusya ile yaptığı anlaşmaya uymamasına tepki gösterdi. Muallim “Teröristler halen ağır silahlarıyla birlikte bu bölgedeler. Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirmeyi reddettiğini belirtisidir” dedi. Rusya da Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmediğine dair bir açıklamada bulundu. Türkiye yükümlülüğünü yerine getirmedi Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan, 17 Eylül’de Rusya’nın Soçi kentinde, Suriye’nin İdlib Eyaleti için 15-20 kilometre derinliğinde ‘silahsızlandırılmış bölge’ konusunda Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile anlaşmaya varmıştı. Anlaşma çerçevesinde 15 Ekim’e kadar iki ülke arasında belirlenen alan içinde Türkiye’ye bağlı çeteler, ağır silahlarını teslim ederek daha iç bölgeye çekilecekti. Türkiye söz konusu alanda çetelerin çekilmesini sağlayacaktı. Ancak, özellikle İdlib’i büyük oranda denetiminde tutan Heyet Tahrir el Şam (HTŞ) ve etrafındaki çete grupları çekilmeyi reddetti. Dolayısıyla, Türkiye yükümlülüğünü yerine getirmemiş oldu. Bundan dolayı da Rusya, İran ve Suriye cehpesinden Türkiye’ye tepkiler giderek yükseliyor. Şam rejimi adına Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Sana Haber Ajansı’na açıklamada bulundu. Muallim, “Teröristler halen ağır silahlarıyla birlikte bu bölgedeler. Türkiye’nin taahhütlerini yerine getirmeyi reddettiğini belirtisidir” dedi. Muallim bu sözlerle, aynı zamanda Türk devletinin çete ve teröristlerin koruyucusu olduğunu da vurgulamış oldu. Muallim ayrıca, Suriye’nin İdlib konusunda Rusya’yla tam bir işbirliği içinde olduğunu da kaydetti. Rusya: Planlandığı gibi gitmiyor Muallim’in demecinin ardından Rusya, yaptığı açıklama ile çetelerin çekilmediği ve Türkiye’nin taahütlerini yerine getirmediğine dair Şam rejiminin görüşünü onayladı ancak Türkiye’nin elinden geleni yaptığını da iddia etti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, Türkiye ve kendisine bağlı çetelerin 15 Ekim’e dek verilen mühlete uymadığını da kabul ederek, “Ne yazık ki, her şey şu an planlandığı gibi gitmiyor” dedi. Peskov, “Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in durumun zor olduğuna, çatışmaların devam ettiğine ve maalesef her şeyin planlandığı gibi gitmediğine dair açıklamasını muhtemelen hatırlarsınız. Bununla birlikte Putin, bunu anlayışla karşıladıklarını zira durumun gerçekten de son derece zor olduğunu belirtmişti” vurgusu yaptı. Peskov, Türkiye’nin İdlib’de ‘silahsızlandırılmış bölge’ kurulması için “elinden geleni yaptığını” söyledi. Peskov, “Şu ana dek bir tehdit görmüyoruz” dedi. Erdoğan ‘Fırat’ın doğusuyla’ İdlib’i unutturuyor Rusya her ne kadar Suriye rejiminin söylemini yumuşatıp ‘iyi polis-kötü polis’ oyununu devreye koysa da, Türkiye’nin eliyle çetelerin İdlib’te temizlenmesini Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’a dayattığı kesin. Erdoğan kılavuzluğunda Türkiye’nin İdlib’de bataklığa saplandığı her geçen gün biraz daha netleşiyor. Türkiye, Rusya, İran ve Suriye cephesinden gelen ‘çeteleri çek’ talebini yerine getirirse, kendi denetiminde bulunan çetelerle de karşı karşıya gelmesi kaçınılmaz olacak. Bu talebi yerine getirmemesi durumunda ise Rusya ile çelişkilerin daha da derinleşecek. Öte yandan Türk devleti İdlib’de sıkıştıkça, Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan Rusya’ya verdiği taahütleri unutturup, “Minbic’e gireceğiz, Suriye’nin kuzeyine askeri operasyon yapacağız” söylemlerini daha da sıklaştırdı. Erdoğan, dün de AKP’nin Meclis grup toplantısında “Fırat’ın doğusundaki terör yapılanmasını da çökerteceğiz. Bu konuyla ilgili hazırlıklarımızı, planlarımızı, programlarımızı tamamladık. Hatta geçtiğimiz günlerde terör örgütüne yönelik fiili müdahalelerimizi de başlattık. Yakında daha kapsamlı ve etkili operasyonlarla terör örgütünün tepesine tepesine bineceğiz” şeklinde tehditte bulundu. Erdoğan, bu tehditlerle İdlib’i gündemden düşürmenin yanı sıra, ABD’den taviz koparma, ABD ile Rusya’nın Suriye konusundaki çelişkilerinden yararlanma ve daha da önemlisi Efrîn işgalini Kürtlerin gündeminden düşürmeyi amaçlıyor. Ayrıca, Türkiye’de kurduğu diktatörlüğü tümüyle pekiştirmek için de yeni tehdit ve işgal saldırılarına ihtiyaç duyuyor. ABD İdlib’deki anlaşmaya inanmıyor Bu arada ABD’nin BM Daimi Temsilci Yardımcısı Jonathan Cohen, Suriye’nin İdlib bölgesindeki bir bakıma fiili olarak yürüyen ateşkese ilişkin anlaşmaya uyulacağına inanmadıklarını belirtti. BM Güvenlik Konseyi’nin Suriye konulu toplantısında konuşan Cohen, “Suriye ve Rusya, Doğu Guta ve İdlib’de gerilimi azaltma anlaşmasının kendilerini bağlamadığını gösterdi. Onların, (Türkiye ile yapılan) bu askeri anlaşmayı ve Suriye’deki temel basit ilkeleri koruyacağına da inanmıyoruz” dedi. ŞAM/MOSKOVA
 

Rusya: Çeteler kimyasal provokasyonu peşinde

Rusya’dan İdlib’i yakından ilgilendiren farklı bir açıklama daha yapıldı. Rusya’nın Suriye’deki Ateşkes İzleme Merkezi Başkanı Korgeneral Vladimir Savçenko, Suriye’nin İdlib bölgesindeki çetelerin kimyasal saldırı provokasyonu hazırlığı içinde olduğunu belirtti. Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasına göre Savçenko, “Yasadışı silahlı oluşumların üyeleri, İdlib’deki gerilimi azaltma bölgesindeki durumu istikrarsızlaştırma çabalarından vazgeçmiyor” dedi. Savçenko “Halep bölgesi sakinlerinden Rus Ateşkes İzleme Merkezi’ne gelen bilgiye göre militanlar, Suriye ordusunu yerel halka karşı kimyasal silah kullanmakla suçlamak amacıyla kimyasal maddeleri kullanacakları yeni provokasyon hazırlığı içindeler” dedi. Savçenko, “Halihazırda Beyaz Miğferler örgütü üyeleri, yerel sakinlerin tanımadığı sivil vatandaşların katılımıyla mizansen çekimlere başladı” ifadelerini kullandı. Rusya ve Suriye ordusuna saldırılacak Türk devleti ve çetelerinin işgali altındaki Mare yakınlarındaki cephe hattındaki çetelerin, Suriye ordusunu ateş açmaya kışkırtmaya çalışacağının gelen bilgiler arasında olduğunu aktaran Savçenko, ardından yasadışı silahlı oluşumların kontrolündeki bölgede, Suriye ordusunun yaptığını iddia edilecek kimyasal saldırının tezgahlanacağını kaydetti. Savçenko, “Akabinde tüm dünyaya Suriye ordusunun ‘kimyasal saldırısının’ yeni kurbanları sunulacak. Bu arada militanların, Azez ve Efrîn arasındaki mevzilerini bölen Tel Rıfat şehrini ele geçirmeye çalışması olasılığı var” diye ekledi. Rus Ateşkes İzleme Merkezi’nin durumu yakından takip ettiğini vurgulayan Savçenko, yeni gelişmelerle ilgili zamanında bilgi vereceklerini söyledi. MOSKOVA
 

       Zirve önemli sonuca imza atmadı 

  Ortadoğu uzmanı gazeteci Musa Özuğurlu, Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ev sahipliğinde 27 Ekim’de İstanbul’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in katılımıyla gerçekleşen zirvede Suriye için önemli bir siyasi sonucun ortaya çıkmadığını söyledi. Yılbaşında Suriye gündemine dair Anayasa Komisyonu’nun oluşturulması yönünde bir iradenin söz konusu olacağını ifade eden Özuğurlu, Mezopotamya Haber Ajansı’na (MA) yaptığı değerlendirmede “Bu ülkelerin elinde olan bir durum değil. Fransa ve Almanya’nın elinde olan bir durum da değil. Rusya en fazla doğrudan müdahale edebilecek bir ülke. Türkiye’nin de bir etkisi söz konusu değil. Ama böyle bir komisyondan bahsediliyor ama halbuki bu komisyonda uzun zamandır bir çalışma söz konusuydu. Bundan sonra ise bu komisyonda kimler olacak? Yine bu ülkelerin desteklediği birtakım siyasal gruplar ya da görüşler mi yer alacak, yoksa Suriye yönetiminin kabul edebileceği birtakım muhalifler mi yer alacak? Kürtler burada yer alacak mı? Bu konuda herhangi bir açıklama söz konusu değil. Asıl noktalara değinilmemiş” dedi. ‘İdlib’de çatışmalar yeniden başlayacak’
 İdlib’in eninde sonunda bir kriz noktası olacağını ve orada tekrar çatışmaların başlayacağını dile getiren Özuğurlu, İdlib’e muhtemel müdahalede Almanya ile Fransa’yı etkili bir taraf olarak görmediğini söyledi. Bu müdahalenin aynı zamanda Türkiye ile Rusya arasında yeni bir problem doğurabileceği öngörüsünde bulunan Özuğurlu, “Erdoğan özellikle kendi nüfuz alanını kaybedeceği için böyle bir operasyona karşı çıkacaktır ama eninde sonunda böyle bir operasyon kaçınılmaz. İdlib’in geleceğiyle ilgili olarak bunu söyleyebiliriz” dedi. HABER MERKEZİ