Londra’da temaslarını sürdüren MSD Eşbaşkanı İlham Ehmed, Türkiye’nin açık bir şekilde Kürt düşmanlığı yaptığını, Kuzey Doğu Suriye’ye saldırması durumunda ise yeni DAİŞ’lerin ortaya çıkabileceğini belirtti.

ALADDİN SİNAYİC / LONDRA

İngiltere’nin başkenti Londra’da bir haftadır farklı kesimlerle diplomatik temaslarını sürdüren Suriye Demokratik Meclisi (MSD) Eşbaşkanı İlham Ehmed, Britanya Parlamentosu’nda konuştu. Ehmed, “Ortadoğu’da ilerici demokrasiyi inşa etmek: Kuzey ve Doğu Suriye’deki özerk yönetimin geleceği” adı altında yapılan toplantıda, Türk devletinin saldırı tehditleri, ABD’nin Suriye’den asker çekme açıklaması, DAİŞ ile mücadele gibi konular başta olmak üzere birçok konuda açıklamalarda bulundu.

İşçi Partili Milletvekili Lloyd Russell-Moyle ev sahipliğinde yapılan toplantıya aralarında gazeteci ve politikacıların da olduğu çok sayıda kişi dinleyici olarak katıldı. Londra merkezli faaliyetlerini yürüten Kürt Çalışmaları Merkezi (Centre For Kurdish Progress) tarafından organize edilen toplantıda konuşan İlham Ehmed, Türk devletine karşı bir düşmanlık veya saldırıları olmadığını aksine Türk devletinin sürekli kendilerine saldırdığını, “terörle mücadele ile savaş” adı altında Kürtlere karşı savaş yürüttüğünü belirtti. Türk devletinin kuzeydeki Kürt halkına yönelik saldırılarına da dikkat çeken Ehmed, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması amacıyla yüzlerce Kürt’ün açlık grevinde olduğunu kaydetti.

47 farklı ülkeden 800 DAİŞ’li

Son dönemde tüm Avrupa ülkeleri özellikle de Britanya tarafından tartışılan QSD elindeki tutuklu DAİŞ üyeleri ilgili bilgi veren Ehmed, vatandaşları oldukları ülkelerin mutlaka çözüm konusunda sorumluluk almaları gerektiğini belirtti.

Ehmed şöyle konuştu: “Elimizde şu anda mevcut 4 bin civarında DAİŞ üyelerinin aileleri ve 800 civarında DAİŞ üyesi var. Bu 800 DAİŞ’li 47 farklı ülkenin vatandaşı. Biz bunların vatandaşları oldukları ülkelere teslim edilmelerinden yanayız. DAİŞ’e karşı savaşta 8 bin şehit verdik, binlerce gazimiz var. Biz bu savaş ve bedellerle hem kendi, hem de tüm Avrupa’nın güvenliğini sağladık.

DAİŞ’e karşı mücadele aralıksız sürmeli

Tabii bu noktada koalisyonun desteğini de inkar etmiyoruz. Ama şunu da söyleyebiliriz halen DAİŞ tehdidi tümden ortadan kalkmış değil. Halen Reqa gibi şehirlerde bombalı saldırılar gerçekleştiriyor. Bu yüzden DAİŞ’e karşı mücadele aralıksız devam etmeli. Fiziken sona gelmiş olabilir ama ideolojik olarak da mücadele sürmeli. En önemlisi de bu bölgenin güvenli kalması ve istikrarın devam etmesidir. Bu Suriye’nin demokratikleşmesinin garantisi olacak.”

Saldırıya karşı durulmalı

Türk devletinin ‘güvenli bölgenin’ kontrolünü almasının Rojava’ya yönelik işgal olacağını dile getiren Ehmed, şunlara değindi: “Türk devletine dönük Rojava’dan hiçbir saldırı gelişmedi, aksine hep kendileri bize saldırdı. Amerika’nın çekilme kararından sonra Türk devleti saldırı tehditlerini arttırdı. Şimdi de güvenli bölgenin kendileri tarafından kontrol edilmesini talep ediyorlar. Türkiye’nin güvenli bölge algısı tüm Rojava’nın işgali demektir. Biz Avrupa ve ABD’ye çok net söyledik, bizim Türk devletine karşı bir düşmanlığımız yok, bize karşı yapılacak bir saldırıya da karşı durmalıdırlar. DAİŞ’in bu kadar güçlenmesinde Türk devletinin payı da büyüktür. Türk sınırları DAİŞ’liler için geçiş güzergahı oldu.”

Türkiye Kürtlere düşmanlık yapıyor

Türk devletinin ‘terörle mücadele ediyoruz’ iddiasıyla kendilerine düşmanlık yaptığını belirten Ehmed, şöyle devam etti: “Türk devleti terörle savaştığını iddia ediyor. DAİŞ terörüne karşı savaşan QSD’yi terör örgütü görüyor. Aslında Türk devletinin gözünde her Kürt bir teröristtir. Türkiye, Kürtlerin kendi kendini yönetmesini, irade olmasını istemiyor. Görüyorsunuz 20 milyon Kürt’ün olduğu kendi ülkesinde 6 milyon oy olan HDP’ye ve seçilmişlere nasıl saldırıyor, nasıl zindana atıyor. Bunlardan hiç birisi hayatında eline silah almış insanlar değil. Ama bunları bile ‘terörist’ olarak görüyor.”

Yeni DAİŞ’ler de ortaya çıkar

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sona ermesi için Leyla Güven öncülüğünde başlayan, cezaevleri başta olmak üzere dünyanın bir çok yerinde devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevlerini de Ehmed, konuşmasında gündeme getirdi. Ehmed, “Şu an yüzlerce insan aylardır açlık grevinde ama Türk devleti bunları bile görmezden geliyor. Sorun terör sorunu değil, Kürt’ün en doğal haklarına kavuşması sorunudur. Sayın Öcalan’ın üzerinde ağırlaştırılmış bir tecrit var. Tüm haklarından yoksun bırakılmış. Bu yaklaşım aynı zamanda Kürt halkına da yaklaşımdır” dedi. Türkiye’nin Rojava’ya saldırı tehditlerinde bulunduğunun altını çizen Ehmed, “Eğer bir saldırı olursa durum tekrar eski boyutuna gelmiş olur. Büyük göçler yaşanır. DAİŞ tekrar toparlanma ve güçlenme fırsatı bulur. Hatta yeni DAİŞ’ler de ortaya çıkar” uyarısında bulundu.

Plansız bir çekilme olmamalı

Suriye’nin güvenliğinin tüm Avrupa’yı ilgilendirdiğini ifade eden Ehmed, koalisyonun çekilmesinin bir anda değil, bir plan dahilinde olması gerektiğini söyledi: “Bölgenin güvenliği aynı zamanda Britanya’nın da güvenliği anlamına geliyor. Koalisyonun plansız bir şekilde çekilmesi yeni çatışmaları doğuracak. Siyasal çözüm bulununcaya kadar bölgenin güvenliği garanti altına alınmalı.”

Britanya’dan daha ileri durumda

Toplantıya ev sahipliği yapan İşçi Partili Milletvekili Lloyd Russell-Moyle ise birkaç ay önce Kuzey Suriye’ye yönelik gerçekleştirdiği ziyarete ilişkin gözlemlerini paylaştı: “Gidip yerinde gördüm, çoğulcu demokrasinin nasıl işlediğine kendim şahit oldum. Özellikle de ezilen ve kadın karşıtı olarak görülen bir bölgede, yaşamın ve yönetimin her alanında var olan kadınları gördüm. Farklı kültürlerden ve farklı inançlardan toplumların bir arada eşit bir şekilde yaşamı paylaştığına tanıklık ettim. Çoğulcu, demokratik, feminist, çevreci ve konfederalist bir toplumsal sisteme tanıklık etmek beni şaşırttı. Bu anlamda, yüzyıllık Britanya’dan daha ileri bir durumda diyebilirim. Medeniyetin doğduğu topraklarda yaratılan bu toplumsal sistemi koruyamazsak, o zaman evrensel etik kurallarımızı gözden geçirmeliyiz. Diğer yandan DAİŞ boyutu var, onları bozguna uğratan Kürt yoldaşlarımıza teşekkür borçluyuz. Türk devletinin çirkin saldırgan tavrına da dikkat çekmeliyiz.”

İki saat süren toplantı soru-cevap bölümünden sonra sona erdi.