Erdoğan, İdlib’de askeri noktalar kurarak El Nusra gibi güçleri korumaya aldı. El Nusra bütün dünya tarafından ‘terörist bir örgüt’ olarak kabul ediliyor. Türkiye’nin kendisi de DAİŞ’teki gibi teşhir olunca El Nusra’ya terörist demek zorunda kaldı. Kendisinin de terörist dediği bir gücü korumak için çırpınıp duruyor. İdlib’e silah ve lojistik aktarımını sürdürüyor. Orada on binlerce silahlı güç bir araya getirildi.
Erdoğan, İdlib teröristlerin elinde, orası terörden temizlenmeli, demiyor. Oranın temizlenmesini ağzına bile almıyor. Tersine Rusya ile El Nusra adına görüşmeler yapıyor, ateşkes kararları almaya çalışıyor. Şimdi İdlib’de ateşkes yine bozuldu. Fırat’ın doğusu için ise Türkiye kıyametleri koparıyor. Suriye’nin en güvenlikli ve huzurlu bölgesi burasıdır. Bütün halklar ve inançlar bir arada yaşıyorlar ve oluşturdukları organlar eliyle kendilerini demokratik bir sistem içinde yönetiyorlar. Türkiye yüzlerce kilometreyi bulan bu sınır bölgelerini ‘terör koridoru’ olarak adlandırarak ordusunu işgal için hazırlayıp duruyor. Her gün tehditler savuruyor. YPG ve SDG için dünyada hiç bir devlet terörist, demiyor. Bu güçlere terörist diyen sadece ve sadece Türkiye’dir. Ayrıca bu güçler ABD’nin de içinde yer aldığı koalisyonla birlikte yıllardır DAİŞ’e karşı savaşta yer alıyor. Terörist faaliyetleri olsa herhalde ABD, Avrupa ve Arap ülkeleri YPG ve SDG ile ortak hareket etmezlerdi.
Türkiye bütün dünyanın terörist dediği El Nusra’yı kucağına basıyor. Korumasına alıyor. Ayrıca Türkiye sınırlarının önemli bir kısmı DAİŞ’in elindeyken Ankara’daki yetkililer sınırlarımızda terör koridoru var, temizleyeceğiz, demediler. Bundan hiç rahatsız olmadılar. Ne zamanki bu sınırlar DAİŞ’ten temizlendi. Kürtlerin de içinde yer aldığı özerk yönetimler kuruldu Türkiye ayaklandı. Türkiye’nin bütün derdi Kürtlerdir. Kürtleri de soykırım çerçevesinde ele alıyor. Nitekim Efrîn’de bu planı uyguladı. Oraya da terör diye saldırdı ve bütün Kürtleri topraklarından sürdü. Çıkamayanları da sonradan yıldırarak kaçırttı. Açıktan etnik temizlik uyguladı. Bütün dünya da bunu seyretti.
Türkiye aynı etnik temizliği Fırat’ın doğusunda da yapmak istiyor. Saldırmak için can atıyor. MHP ve Ergenekoncularla yaptığı ittifak tam bir soykırım ittifakıdır. Dünyanın gözüne sokarak, gizleme ihtiyacı duymadan temizleyeceğim, diyor. Erdoğan devletler arası çelişkileri ve çıkar ilişkilerini iyi kullanıyor. Bu çıkar oyunlarını gözeterek Kürtleri tarihten ve bölgeden silmek istiyor. Kürtlerin topraklarına Arapları yerleştirerek Baas’ın tamamlayamadığı planı sonuca götürmek istiyor. Baas rejimi Arapları bölgeye yerleştirdiğinde Kürtleri sürmüyordu. Erdoğan’ın Türkiye’si ondan daha ileri giderek Kürtleri de sürerek iki halkın arasına uzun yıllara yayılacak düşmanlığın tohumlarını ekmeye çalışıyor.
Her zaman şunu söyledik; Türkiye tek başına Suriye’ye girip işgal edemez. Bunun için ABD ve Rusya gibi güçlerin desteğine veya onayına ihtiyaç vardır. Nitekim, Efrîn’de Rusya Türkiye’ye hava sahasını açtı, onlarla pazarlıklar yaparak anlaştı. ABD de bunu onayladı. Efrîn’e karışmayız, dedi. Şimdi esas olarak Rusya, Türkiye’yi Fırat’ın doğusuna yönlendiriyor. Bununla hem ABD ile Türkiye’nin çelişkilerini artıracak hem Türkiye’den taviz koparacak hem de Kürtleri tehdit altına aldırarak Rejime entegre etmeye çalışacak. Rusya ağırlığını koysaydı rejimle Kürtleri uzlaştırabilirdi. Kürtler Suriye’nin birliği içinde sorunları çözmek istiyor. Eski Suriye yerine demokratik bir Suriye istiyorlar. Bu bütün Suriye’nin çıkarlarınadır.
Erdoğan şimdi ABD ile barış koridoru kurmaya çalışıyoruz, açıklaması yaptı. Niyeti ve planı öyle değildi. ABD bizi oyalamasın, girip işi bitireceğiz, diyordu. Ancak ABD tek taraflı adımları kabul etmeyiz, deyince Erdoğan şimdi görüşmelere razı oldu. Açıklamaları böyle değildi ve sınıra güç yığıyordu. İşgal ve Kürtleri yok etme istek ve planından vazgeçmiş değiller. Bunun için fırsat kolluyorlar. Koalisyonun bulunduğu bir bölgeyi ancak koalisyonun onayıyla işgal edebilir. Kürtlerle, Suriye halklarıyla barışma yerine savaşta ısrar bütün bölgeyi yeni tehlikelere ve belirsizliklere açık hale getiriyor. DAİŞ’e karşı kazanılan başarıları ve elde edilen kazanımları silip süpürecek bir ortam yaratacak. Kürtleri yok edeceğim, dünya yanıp tutuşsa da önemli değil zihniyetine sahipler. Bu ırkçı ve faşist zihniyete karşı en başta Suriye halkları ve ilerici insanlık birlik ve dayanışma, direniş saflarında kenetlenmelidir.