Türkiye halkları son 12 yıldır AKP iktidarında İslami kimlik adı altında gözü kara bir “neo-liberal” saldırı ile karşı karşıya. AKP hükümeti ve Recep Tayyip Erdoğan bütün iktidarları boyunca tamamı ile en fazla nasıl kar elde edebilirize konsantre oldu.
Dikkatli bir okur gazetelerde neredeyse her gün; ya iş kazası haberleriyle ya da kent merkezlerini yaşanmaz hale getiren gökdelen/AVM projeleriyle karşılaşır. İş güvenliğini önemsemeyen, tamamen düşük ücreti esas alarak en fazla kar amacıyla ücretler üzerinde baskı yapan hükümet gerçekten de bir anonim şirket gibi davranmaktadır.
Bu ülkede insanlar rant politikaları nedeniyle uzun bir süredir kentsel dönüşüm adı altında talana maruz kalıyor ve kent yoksulları şehir merkezlerinden kovuluyor. Bunun için “TOKİ” adlı bir kurum uydurulmuş bu kurum üzerinden muazzam rantlar üretilmekte ve kar yandaş müteahite dağıtılıyor.
Bu yolla hem insanlar yıllardır oturdukları yerlerden çıkarılıyor hem de uyduruk “TOKİ” konutlarında yaşamaya mecbur bırakılıyorlar.
Kent yoksullarından bin bir hile ve dalavere ile yok pahasına alınan alanlarda ise ya “alış veriş merkezleri” ya da sahipliği meçhul her bir “rezidansı” milyon dolarlara satılan “gökdelenler” yapılmaktadır.
Cumhurbaşkanı “Türkiye bir anonim şirket gibi yönetilmeli!” derken aslında bir gerçeği de itiraf etmektedir.
Son 12 yılda “iş kazaları” toplum tarafından öylesine kanıksanmıştır ki; ölü ve yaralı sayısı “10’u” geçmeyen iş kazaları kamuoyunun dikkatini bile çekmez olmuştur.
Soma gibi iş kazalarında ise AKP iktidarı elindeki medya gücü ile olanı tersine çevirmeye, halkın dinsel inançlarını suiistimal ederek tamamen insani tedbirlerle önlenebilecek kazaları ilahi izahlarla geçiştirmeye çalışmaktadır. Hatta bundan bile siyasi rant çıkarma hesabıyla hayatını kaybeden insanları “şehit” ilan etme tiyatroları sergilemektedir.
Ne utanmazca bir şey! Bu kadar karla, şirketle, parayla bu dünyada ol, sonrada en ucuz yollarla insanların maneviyatı üzerinden; iktidar, para, kar, anonim şirket sahibi olmaya çalış.
Bu durumda Sayın Cumhurbaşkanı’nın ne demek istediğini anlamak için “anonim şirketi” biraz sorgulamalıyız! Anonim şirketler kimler tarafından ve ne amaçla kurulurlar?
Anonim şirketler; sermayedarlar tarafından ve kar etmek için kurulurlar. Bir yıllık başarıları ise yıl sonu bilançolarıyla anlaşılır. Yıl sonunda hisse senedi sahiplerini memnun edecek kadar kar elde etmişseniz başarılısınızdır, aksi halde başarısız sayılırsınız. Şirket yöneticileri bütün topluma karşı değil, sadece şirkette hisse senedi sahibi olanlara karşı sorumludurlar ve sadece onlara hesap verirler.
Türkiye bir anonim şirket olacaksa; bu durumda Türkiye AŞ’nin amacı kar etmek ve ortaklarına dağıtmak olacaktır. O halde; bu şirketin yöneticileri AKP hükümeti ve hisse senedi sahipleri de AKP üyeleri mi olmaktadır?
Halbuki devlet kar elde etmeye çalışmaz. Devletler toplumun sadece bir kesimine karşı değil, (en azından teorik olarak) bütün topluma karşı sorumludurlar.
Hatta kimi zaman kamusal ihtiyaçların karşılanması ve kimi sosyal sorumlukları gereği devletler gelirlerinden daha çok harcama yaparlar. Yani “bütçe açığı” verirler. Buna bir şirket mantığı ile yaklaşıp “devlet zarar etmiş veya tersinden kar etmiş” diyemeyiz.
Çünkü devletlerin; işsizliği azaltmak, yoksulluğu ortadan kaldırmak, kaliteli eğitim ve kaliteli sağlık gibi sosyal amaçları vardır.
AKP ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bilinçli olarak, HDP’nin ve Sayın Öcalan’ın söylediklerinin tam tersini söylemektedirler. Dolayısıyla bu seçimlerde esas olarak bir biriyle çatışan iki ayrı program mücadele edecektir. Bir tarafta; insanı ve doğayı nesneleştiren sadece kara ve talana yönelmiş “anonim şirket anlayışı”, diğer tarafta; insanı ve doğayı merkezine alan “Ekolojik Demokratik Toplum” yaklaşımı!