ABD’li ünlü düşünür Immanuel Wallerstein, ‘KCK’ adı altında alternatif medyaya baskın ve gözaltıları kınadı.
Konuyla ilgili gazetemize konuşan Wallerstein, başta Kürt medya organlarına yönelik düzenlenen son ‘KCK operasyonu’nun Kürt sorunundan bağımsız ele alınamayacağına dikkat çekti. Yale Üniversitesi’nde kıdemli bilim adamı olarak da sosyal bilimleri çalışmalarını sürdüren Wallerstein, „Türk yetkili makamlar geçtiğimiz günlerde bu kez Kürt gazeteciler ve onların çalıştığı medya kuruluşlarına yönelerek, çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Bu, yanlış yöne giden bir yönelmedir“ dedi.
Yazıları, Özgür Gündem gazetesi tarafından da tercüme edilerek yayınlanan ünlü düşünür, siyasi kırım operasyonların AKP Hükümeti’nin Kürt sorunu konusundaki çözümsüzlük politikalarının sonucu olduğuna işaret etti. Devletin bu şekilde sorunu daha da kızıştırdığına vurgu yapan Wallerstein, şöyle konuştu: „Türk devlet yetkilileri ile Kürt hareketi arasında bir siyasi anlaşmanın sağlanması gerekiyor. Sorunu kızıştırmak kesinlikle yanlış. Türkiye de, dünyadaki bütün devletlerle birlikte gerçek bir çokuluslu devlete doğru ilerleme görevi ile karşı karşıya.“

Demokratik güçlere çağrı


Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) da yazılı bir açıklama yaparak Kürt medyasına yönelik operasyonlara tepkisini ifade etti. Bu operasyonlar karşısında „derin kaygı“ duyduğunu belirten EUTCC, açıklamasında şu çağrıda bulundu: „EUTCC, Türkiye’deki kamuoyu ve sivil toplumuna ve ayrıca uluslararası kamuoyunu, özgür Kürt basınına yönelik operasyonları ve gazetecilerin gözaltına alınmasını güçlü bir şekilde kınamaya çağırıyoruz. Bütün demokratik güçlerin, Türkiye’de barışa evrilecek bir çözüm sürecine katkı sunması gerekiyor.“ Açıklamada, Avrupa Birliği’nin (AB) Kürtlere yönelik tavrı da şu sözlerle eleştirildi: „AB ve üye devletlerinin Kürt sorunu karşısındaki zayıf tutumlarını, Kürtlerin örgütlerine yönelik devam eden kriminalizasyon politikalarını ve Türkiye’nin Kürtlere karşı negatif tutumuna sessiz kalmalarını üzüntüyle izliyoruz.“
EUTCC açıklamanın sonunda şu çağrıyı yaptı: „Türk yetkili makamları Kürt medyasına ve çalışanlarına yönelik operasyonlarına derhal son vermeye çağırıyoruz. Eğer Türkiye demokratik bir ülke olmak istiyorsa, kesinlikle yanlış yolda olduğunu bilmelidir.“



MERAL ÇİÇEK - HABER MERKEZİ




Sol Parti Eşbaşkanı Lötzsch: Gözaltılar tam bir skandal

Alman Sol Parti Eşbaşkanı Gesine Lötzsch, gazetecilerin biran önce serbest bırakılmasını istedi.  Yazılı açıklama yapan Yeşiller Eşbaşkanları Claudia Roth ve Cem Özdemir de ‘KCK operasyonları’nın bir an önce durdurulmasını istedi.
ANF’ye konuşan Sol Parti Eşbaşkanı Gesine Lötzsch, ‘KCK operasyonları’ adı altında gazetecilerin tutuklanmasına sert tepki gösterdi. Bir günde 40 gazetecinin gözaltına alınmasını “dehşet verici bir durum ve kelimenin tam anlamıyla bir skandal” şeklinde yorumlayan Lötzsch, gözaltına alınanlarla dayanışma içerisinde olduklarını söyledi.  Gazetecilerin tutuklanmasına ilişkin bir tepki de Almanya’nın diğer muhalefet partisi Yeşiller’den geldi. Yazılı açıklama yapan Yeşiller Partisi Eşbaşkanları Claudia Roth ve Cem Özdemir, gözaltı operasyonlarının bir an önce durdurulmasını istedi. Roth ve Özdemir’in açıklaması şöyle: “Türkiye’de önceki gün 37 gazeteci tutuklandı. Bu kişiler Kürt, insan hakları savunucusu, aydın ve öğrenciler. Türkiye’de devam eden KCK operasyonları endişe verici ve hukuk devleti açısından hiçbir şekilde kabul edilemez.”




Tehlike çok büyük


Uluslararası basın kurumları, Türkiye’de „basın özgürlüğü daha önce olmadığı kadar büyük tehlikede“ uyarısında bulundu.

Avrupa Gazeteciler Federasyonu’nun (EFJ) Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Avrupa Gazeteciler Birliği (AEJ) ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) tarafından hazırlanan „Türkiye’de Uluslararası Basın Özgürlüğü Misyonu Raporu 2011“ yayımlandı. Uluslararası basın kuruluşlarının yetkililerinin 22-24 Kasım tarihleri arasında Türkiye’ye giderek yaptıkları araştırma ve görüşmeler sonucu hazırlanan raporun, AKP Hükümeti’nin ve siyasetçilerinin, uluslararası organizasyonların görüşünü açıkça bilmeleri ve tutuklu gazetecilere destek amacıyla yayımlandığı belirtildi. Rapor, Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu, Avrupa Konseyi gibi tüm ilgili kişi ve kuruluşlara gönderildi.


Gazeteciler serbest bırakılsın

Raporda, Türkiye’de gazetecililik faaliyetinden dolayı 63 gazetecinin tutuklu olduğu belirtilerek, „hemen serbest bırakılmaları gerektiği“ ifade edildi. Türkiye’de bulundukları süreç içinde gazetecilerin davalarını izleyen, Meclis’te grubu bulunan tüm partiler ile görüşen heyet, görüşmelerde basın ve ifade özgürlüğü hakkında yapılması gereken yasal düzenlemeler konusunda önerilerde bulunmuş, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması talebini iletmişti.

Rekor Türkiye’de


Raporun sonuç kısmında, siyasetçilerle yapılan görüşmelere atıfta bulunularak, „Sonuç pozitif değil. Türkiye’de basın özgürlüğü daha önce olmadığı kadar tehlikede“ tespiti yapıldı. Tüm Avrupa’da tutuklu gazeteci sayısının en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğu ve bu konuda endişe duyulduğu belirtilen sonuç bölümünde, Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) ifade özgürlüğüne engel olan maddelerin gecikmeden değişmesi gerektiği ifade edildi. Tutuklu gazetecilerin de acilen serbest bırakılması istendi.


 HABER MERKEZİ




Türkiye yanlış yolda



Gazetecilere yönelik gözaltı operasyonundan rahatsızlığını dile getiren Avrupa Birliği, en kısa zamanda TMK’de değişiklik istiyor.

AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Stefan Füle’nin sözcüsü Peter Stano, gözaltına alınan gazetecilere ilişkin, „Gelişmelerden büyük rahatsızlık duyuyoruz. Basın özgürlüğü, AB üyeliğinin en önemli ve taviz verilmez şartıdır“ dedi. Stano, „Sayın Füle de aynı düşence ve kaygıları paylaşıyor. Kendisi gelişmeleri yakından izliyor. Kesinlikle altını çiziyorum; AB son gözaltılar karşısında sessiz değil ve gelişmelerden büyük rahatsızlık duyuyor“ diye konuştu. Gazetecilere yönelik baskıların Türkiye’de yeni olmadığını söyleyen Stano şöyle konuştu: „Türkiye’nin önündeki en büyük engellerden birisi yasalar ve bununla bağlantılı olarak savcıların yasalarla ilgili yaptığı yorumlar. Tutuklama ve gözaltılara neden olan TMK bir an önce değiştirilmeli, biz bu konuda Adalet Bakanlığı’ndan söz aldık.“

AB Türkiye temsilciliğinin de konuyu yakından takip ettiğini belirten Stano, „Birlik üyesi ülkelerin Ankara’daki diplomatları da gelişmeleri takip ediyor“ dedi.

Gazeteciler neden tutuklanıyor?

İnsan hakları ihlalleri, düşünce özgürlüğü ve gazetecilere yönelik baskıların Türkiye’nin AB üyeliği yolunda en önemli kriterlerden olduğuna dikkat çeken sözcü Stano, „Sözüne ettiğim kriterler Avrupa değerleriyle bağlantılı ve bu yüzden de bizim için vazgeçilmez“ dedi. AB’ye girmek isteyen bir ülkenin Avrupa değerlerini dikkate alması gerektiğini söyleyen Stano, şu uyarıları yaptı: „Türkiye, son gazetecilerin neden gözaltına alındığını açıklamalı. Gerçekten sözü edildiği gibi terörist faaliyetlerden dolayı ise deliller de açıklanmalı. Ama altını çizerek söylüyorum; hiçbir gazeteci, sadece gazetecilik mesleğinden ve yaptığı haberlerden dolayı tutuklanmamalı.“
Stefan Füle’nin, son gözaltılara ilişkin her hangi bir açıklama yapıp yapmayacağı„ sorusunu ise sözcüsü Peter Stano „Size söylediklerimi onun açıklaması olarak kabul edebilirsiniz. Yazılı açıklama da yapacağız“ dedi.

HRW: Kürt basını hedefte

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem ve Demokratik Moternite Dergilerine yönelik baskın ve gözaltıları, tüm Kürt basınını hedefleyen operasyon olarak tanımladı. Basılan Özgür Gündem önünde açıklama yapan HRW’den Emma Sinclair Webb, „Bu operasyonda tüm Kürt basını hedeflenmiş gibi görünüyor. Eğer muhalif sesleri susturursanız gerçekten demokratik bir toplumdaki sağlıklı eleştiri ve muhalefetin kapısını kapatmış olursunuz“ dedi.


 PERWER YAŞ/ANF-BERLİN