Zeki AKIL
Türkiye önüne koyduğu gibi Kürt düşmanlığını ve saldırganlığını sürdürüyor. BM, Tahran zirvesi ve Almanya ziyareti dahil Erdoğan bütün platformlarda Kürtlere saldıracağını ilan etti, bunun için uluslararası kamuoyu oluşturmaya çalıştı. Dünyadan gelecek tepkilere baktı. Ancak herhangi bir tepki ortaya konmadı. Kimse neden bu kadar Kürtlere karşı saldırgansın, neden savaşa doymuyorsun, demedi. ABD ve Avrupa, Rusya ve Esad’a İdlib’e operasyon yapma diye çağrılar yaptı, tavır aldı. İş Kürtlere gelince dünya yine sağır ve dilsizleri oynuyor.
Merkel, Macron, Putin Erdoğan katilinin yanına oturup İstanbul’da poz verdiler. Sözde Suriye’de kalıcı ateşkes olsun, siyasi çözüm yolu açılsın diye niyet belirlediler. Ama ikinci günü Erdoğan Kobanê’ye saldırma talimatı verdi. Saldırıda yine insanlar katledildi, kan döküldü. Erdoğan Suriye’de ateşkes olsun vb derken tabi ki, Kürtleri kastetmiyordu. Yemin etmişti, Kürtleri ve tüm kazanımlarını yok edecekti. Rusya, Erdoğan’ı Suriye’nin sahibi, ortağı haline getirdi. Rusya Türkiye’yi Kuzey Suriye güçlerine karşı tahrik etmeye devam ediyor. İran, ABD karşıtlığı nedeniyle aynısını yapıyor. Türkiye ise İdlib’deki çeteleri kurtarmaya, onları da Kuzey Suriye’ye saldırtmaya bakıyor.
Türkiye’ye saldırma cesareti veren Rusya’nın iflah olma çıkarcılığı, Avrupa’nın tutarsızlığıdır. Bu açıdan sınır bölgelerine saldırmayla Erdoğan batıyı ve ABD’yi test ediyor. Kürtler için kimsenin savaşmayacağını biliyor. Bunu Efrîn işgali ve Kerkük operasyonunda gördü. Erdoğan tüm başkentleri gezerek Kürtlere saldıracağını, Suriye’nin kuzeyini işgal edeceğini pervasızca dillendiriyor. Bu saldırganlığa karşı kimseden ciddi bir tepki gelmedi. Erdoğan fiili saldırıları başlatarak Suriye’deki güçleri test ediyor. İşgal provaları yapıyor.
Koalisyonun tutumu çok garip. İlginç olan Derazor’da QSD güçleri ABD ve koalisyon güçleriyle birlikte operasyon yapıyorlar. DAİŞ hava koşullarından da yararlanarak saldırılarını artırdı. Onlarca QSD savaşçısı yaşamını yitirdi. Aynı zamana denk gelecek biçimde Türkiye Kobanê, Girê Spî’ye saldırıyor. Koalisyon savaş meydanında yanı başında savaşan güçlerin arkadan vurulmalarına tepkisiz kaldı.
İşte Türkiye’yi saldırgan yapan ve cesaretlendiren Batı’nın bu tutarsız politikalarıdır. Koalisyon güçleri DAİŞ’e karşı birlikte savaştıkları Kuzey Suriye güçlerine sahip çıksaydı, ortaklık hukukuna saygılı olsaydı Türkiye bunları yapamazdı. Bu anlamda Türkiye’yi saldırgan yapan sadece Rusya’nın tutumu değildir. Rusya bunu açıktan yapıyor. ABD Kürtlere devlet kuruyor yalanlarıyla Türkiye’yi kışkırtıyor. Rusya bununla hem ABD’yi zayıflatmaya, Suriye’yi terke zorlamaya hem de Kürtleri rejime boyun eğmeye zorluyor. Rusya Efrîn’i Türkiye’ye peşkeş çekip etnik temizlik suçuna ortak olmayla yetinmiyor. Kürtlerin Ortadoğu batağında boğulmasına ve bir daha kurban edilmelerine devam ediyor. Rusya son derece tehlikeli ve kötü bir rol üstlenmiş durumda.
Türkiye Arapları Kürtlere karşı kışkırtarak, DAİŞ ve El Nusra gibi güçleri destekleyerek istediği sonucu alamadı. Bunun için kendisi direkt sahneye indi. Kuzey Suriye halkını huzursuz etmeye, ajan faaliyetleriyle karışıklık yaratma, suikast ve sabotajlarla cinayetler işlemeye devam ediyor. Suriye’nin işgal ettiği bölgeleriyle yetinmiyor Türkiye. Minbic ve Fırat’ın doğu bölgelerini de istikrarsızlaştırmaya ve karışıklıklar yaratarak işgal ortamını hazırlamaya çalışıyor. İçerden sızma, çeteler üzerinden karışıklık yaratma tek başına sonuç almaya yetmedi. Onun için saldırıya geçerek kendisine bağladığı, ajanlaştırdığı güçlere cesaret vermeye çalışıyor.
Erdoğan faşizmi koordineli ve topyekün saldırılarını Kürdistan’ın tüm parçalarında sürdürüyor. Güney Kürdistan tam bir atış sahasına dönüştürülmüş. Uçakların bomba yağdırmadığı gün yok. Kuzey Kürdistan’da yasak bölgelerin ilan edilmediği, askeri operasyonların yapılmadığı gün yok gibi. Her gün evlerin basılması, demokrasi isteyen, ulusal kimliğini savunan herkes işkencehanelere ve hapishanelere dolduruluyor. Ordunun önemli bir kısmı Suriye sınırına yığılmış ve saldırı, işgal için fırsat kollanıyor. Türkiye düşmanlıkta ısrarlı ve topyekün saldırılarında boşluk bırakmıyor.
Faşizm dolu dizgin saldırıda. Buna karşı Kürt halkı da nerede olursa olsun karşı saldırı ve kendisini savunma pozisyonunda olmalı. Demokrasi güçleri de harekete geçirilerek halkların birliği sağlanmalıdır. Halklar birleşip Kürtler örgütlendikçe Türk faşizmi duvara toslayacaktır. Faşizm yenilmez değildir. Türk faşizmiyle final karşılaşması yapılıyor, denilebilir.