
Uluslararası kadın haklarıyla ilgilenen bir kurum yaptığı bir araştırmada kadınların siyasette yer alma sıralamasında Türkiye 88. olmuş. Genel olarak da Ortadoğu kadının siyasette en az yer aldığı bölgeymiş. Demokrasi ölçülerinin diğer ülkelere göre yüksek olduğu Finlandiya gibi ülkelerde ise bu oran en yüksek düzeydeymiş. Bu durum kadının özgürlük düzeyi ve siyasette yer almasının o ülkenin demokrasi ve özgürlükle ilgili olduğunu göstermektedir.
Kadının siyasette yer almaması, siyasetin Türkiye’de demokratikleşmediğinin kanıtıdır. Siyaset demokratik olmayacak, ama o ülke demokratik olacak ve demokratikleşme sorunlarını çözecek! Bu mümkün değildir. Türkiye neden Kürt sorununu çözemiyor deniliyorsa bu sorunun cevabı, Türkiye’de kadınların siyasetteki düzeyi olmalıdır.
Türkiye’de kadının siyasette bu kadar az yer almasının mutlaka sorgulanması gerekir. Biz bunun Kürt sorununun varlığıyla ilgili olduğunu düşüyoruz. Kadının doğası militarizme ve şovenizme uygun değildir. Militarizm ve şovenizm verili erkek karakterine daha uygundur. Militarist ve şovenist duyguların en fazla futbol seyircisi içerisinde olması da bu gerçeği ifade ediyor. Kadın karakteriyle ve kadının fazla yer aldığı siyasetle Kürtler üzerinde bu kadar zulüm yapmak mümkün değildir. Kadınlar anadilde eğitimin yasaklanmasını anlayamaz; bu konuda katı olamaz.
Kürtler üzerinde uygulanan zulüm dünyanın hiçbir yerinde uygulanmıyor. Bugün Kürtlere uygulanan zulüm, her gün onlarca ve yüzlerce ölümün olduğu ülkelerden az değildir. Hatta karakteri ve amacı dolayısıyla daha da ağırdır. Dünyada bir halkı kültürel soykırıma uğratmak için izlenen bu politikadan daha vahşisi olabilir mi? Kürtlerin ulusal ve toplumsal kimliği tanınmıyor, kendi kendini yönetmesi kabul edilmiyor; bu düzeni sürdürmek için de Kürtler üzerinde görülmedik zulüm yapılıyor. Bu zulmün tüm çıplaklığıyla görülmemesinin nedeni kimi işbirlikçi Kürtlerin bu zulüm düzenini normal göstermeleridir.
Türkiye’de bu zulüm düzeni ancak şovenist erkek karakterli bir sistemle yürütülebilir. Bu nedenle Türkiye siyaseti demokratikleşmeyince kadın siyasette yer almıyor. Türkiyeli kadınların siyasetin bu karakterinin ortadan kaldırılarak siyasette daha fazla yer almaları için mücadele etmelidirler. Bunun için de Kürt sorununun çözümü için yürütülen mücadeleye tam destek vermeleri şarttır.
Türkiye’de kadın siyasetten ne kadar uzak ise Kürdistan’da da o kadar ilgilidir. Bugün Kürt kadınının siyasette yer alma düzeyi sadece Türkiye ve Ortadoğu’ya değil, dünyaya örnek olacak niteliktedir. Zaten kadının gerillada yer alma düzeyi dünyada ilktir. Kürt kadını bugün yürüttüğü mücadele sonucu siyasetteki yerini etkinleştirmiştir. Örgütlü bir biçimde siyasette yer aldığı için herkes Kürt kadınını dikkate almaktadır. Kürt kadınının taleplerini dikkate almayan hiç kimse Kürt siyaseti içinde yer alamaz. Kürt siyaseti esas olarak Kürt kadınının yarattığı denge üzerinde yürümektedir. Bunu demokratik denge olarak tanımlamak gerekir. Kürt kadını siyaseti böyle bir demokratik zemine oturtmuş bulunmaktadır.
Kadının bu kadar yer aldığı bir siyaset tabii ki demokratikleşmek zorundadır. Böyle bir siyaset zemininde demokratik olmayan hiçbir eğilim, kişi ve grup varlığını sürdüremez. Kürdistan’da siyaset bugün tamamen demokratik karakterde yapılmaktadır. Öyle ki bazıları Kürt siyasetinin bu karakterinden rahatsızdır. Çünkü artık ağa-bey olmak, şu aileden gelmiş olmak, şöyle çevresi olmak ya da maddi güç sahibi olmak bu alanda geçmiyor. Ancak mücadelenin ulusal karakteri ve Kürdistan’daki bazı gerçekler nedeniyle bazı kişi ve çevrelerin de siyasette yer alması sağlanıyor. Esas olarak demokratik karakterde bir seçime dayalı yürütülse de sınırlı bir kontenjan da demokratik siyaset alanında böyle yer alıyor.
Kürt kadını artık Kürt siyasetinin özünü, esasını, karakterini ve biçimini belirliyor. Kürt Halk Önderi’nin on yıllardır Kürt kadınının siyasette ve sosyal yaşamda yer alması için yürüttüğü çabalar önemli düzeyde sonuç vermiştir. Kürt kadını ulaştığı özgürlük düzeyiyle toplumu da siyaseti de demokratikleştiriyor. Bugün Kürdistan demokratik yaşamın örnek ülkesi haline gelmiştir. Bu, birkaç tane elit kadının siyasette yer alması ya da sosyal yaşamda etkin olması değildir. Kürdistan, yaşlı-genç tüm kadınların siyasette yer aldığı bir ülke haline gelmiştir. Kapitalist modernite ölçülerine göre değerlendirenler bunu anlamayabilirler. Ancak Kürdistan’a gidip durumu yerinden görenler bu gerçeği takdir etmektedir. Türkiye’de aydın, yazar birçok kadın bundan etkileniyor. Bu temelde de Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı bakışları değişiyor.
Türkiye’de bazı çevreler Kürtlerin demokratik özerklik talebini ve bunun dayandırılmak istendiği toplumsal sistemi çarpıtmaya çalışıyor. Demokratik Özerklik, Türkiye ile hukuki ve siyasi ilişkiyi ifade ediyor. Bu PKK, KCK olur ya da olmaz, dünyanın her yerinde uygulanabilir bir statüdür. Türkiye esas olarak bu statüyü reddediyor. Tabii ki Demokratik Özerklik gerçekleştiği ülke ve toplumsal zemine göre içerik kazanır.
Kürtler kadın özgürlüğüne dayalı demokratik toplumsal karakteriyle bu özerkliği, kapsamlı demokratikleşmeyle gerçek anlamda demokratik karaktere kavuşturacaklardır. Aslında sadece özerklik değil de Demokratik Özerklik denilmesinin bir nedeni de budur. Türkiye kendisini demokratik olarak tanımlıyor. Ama toplumsal karakteri demokratik olmadığı için bu demokrasi biçimsel kalıyor; özü otoriter olmaya devam ediyor. Kürdistan’da ise toplumsal yapı Türkiye’nin tersine demokratik karakterde olduğu için bu özerklik demokratik özde şekillenecektir.
Türkiye’de kadının siyasetteki yeri 88. sıradaysa, Kürdistan ilk on içerisindedir. Bunu sağlayan da Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Kürt kadının siyaset içindeki belirleyici yerini kimse tartışamaz. Milletvekili ve belediye başkanlığı konusunda ise Türkiye siyaseti nal toplamaktadır.
Kürdistan’daki demokratik siyasetin geldiği düzey zindanlardaki kadın siyasetçilerin sayısıyla da bellidir. Kadınlar bedel ödeyerek bu siyasette yerlerini almaktadırlar.
Korkunun ecele faydası yok. Kürt kadını nasıl ki Kürdistan’da siyaseti demokratikleştirdiyse; Kürdistan’daki demokratik siyaset de Türkiye’deki siyaseti mutlaka demokratikleştirecektir. Zaten Kürt sorununun çözümü için yürütülen mücadele bu anlama gelmektedir.