AKP: AKP kendisini devletin sahibi haline getirmiş durumda. Başlangıçta ittifak yaptığı güçlerin bazıları ile ayrışmış gibi görünse de AKP 2014 seçimlerinde başarı ile çıkmak istiyor. Bunun için Kürt hareketi ile müzakereler de dahil olmak üzere herşeyi bu zeminde “dar politik çıkarlarına” alet ediyor. AKP’nin seçim hamlesi son kongresinde yapıldı. 2023 Türkiye hedefleri kapsamında kendisine alternatif potansiyel taşıyan HAS Parti gibi liberal İslami örgütü tasfiye için Numan Kurtulmuş’u, liberal milliyetçi muhafazakar kesimden ise Demokrat Parti’den Süleyman Soylu gibi isimleri partisine kattı. Bu bir AKP operasyonuydu. Çünkü AKP ile Fethullah Gülen cemaati arasında ayrılıklar başlamış ve AKP cemaatin farklı bir güç ile koalisyon yapmaması için bu hamleleri yaptı.
AKP, Kürt siyaseti ile de müzakereler geliştirerek seçime giderken “sakin/stabil” bir ortam hedefledi. AKP kendisi için “potansiyel tehlike” olabilecek güçleri şimdilik kendince “istediği duruma” getirmiş. Ve bu nedenle İstanbul-Ankara-İzmir üzerinde yoğunlaşarak Türkiye’de, Wan-Siirt-Bingöl-Diyabakır üzerinde yoğunlaşarak da Kürdistan’da egemenliğini pekiştirmek istiyor. Egemen olmasa bile buralarda siyasal meşruiyetini sağlama almak istiyor. Tabii bölgesel ve küresel gelişmeler ile özellikle Kürt hareketinin atabileceği yeni adımlara ise AKP oldukça yabancı.
Fethullah Gülen Cemaati; AKP ile Kürt meselesi, dış politika konularında yapısal; dershaneler, kadrolaşmalar konusunda ise çıkarsal çelişkiler yaşıyor. Cemaat ve AKP çok gergin ve çelişkili çıkar ortaklığını sürdürmek istiyor. Ama bu biraz zorlu. Hatta Cemaat, AKP’ye karşı ortaklık edeceği bir partner bulamadığı için partileşmeyi bile tartıştı. Ancak tek başına partileşmesi Cemaati kurtarmaya yetmiyor. Bu nedenle Cemaat, Alevilere de kancayı takarak, kendisini yeniden güçlendirip yine AKP ile ittifakın yolunu arıyor. Çünkü cemaatin ruh hali “Yarin bahçesine girsem beni vururlar, girmesem ben ölürüm” sözlerindeki gibidir.
Gülen Cemaati ne devlet iktidarından ayrılmak ne de AKP ile birlikte olmak ikilemi içindedir. Ama cemaat AKP ile Kürt meselesinin çözümsüzlüğü üzerinde uzlaşırsa 2014 seçimlerinde AKP’yi destekleyecektir. Bu uzlaşma ise Kürt meselesinde çözümü “askıya alma” durumu, Emre Uslu, Önder Aytaç gibi polis kuruları ile bazı tiplerin ise harcanması demektir. Çünkü Cemaat 12 Eylül 2010 Anayasa referandumundaki ilişki biçimini yakalamak istiyor.
CHP, MHP ve Kemalistler; fırtınalı havada yönünü bulamayan tekneler gibi dalgaların hareketine kendini bırakan bir ruh hali var CHP’de. Kendisine çıkış yapacak bir “kurtarıcı” arıyor. İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerleri sembolik mücadele alanı haline getirmiş durumda. Ama Kemalist ergenekoncuların “İşçi Partisi/Aydınlık” zemininde buluşması CHP’yi sağdan; demokrasi sol ve Alevilerin ise HDK zeminine geçmesi CHP’yi soldan zorluyor. En sıkışık ve güç durumda olan parti CHP olarak önümüze çıkıyor. MHP ise kendisini sadece var etme mücadelesi peşinde.
Kürtler; ise kendilerini Kürt sorununun stratejik çözümüne motive etmiş durumdadır. Stratejik motivasyon sorunu demokratik çözüm aşamasında sonuca götürme istemidir. Ancak AKP’nin temsil ettiği devlet bu çözüm konusunda ayak diremektedir. Demokratik siyaset zeminini ve sınırını geliştiren, örgütlenmesini daha da büyüten BDP, Kürdistan’da büyük hamlesel çıkış yapmanın eşiğindedir. Bunun hem bölgesel hem de küresel koşulları olgunlaşmıştır. Daha radikal olan silahlı Kürt Özgürlük mücadelesi ise bu tablo içinde kendisini demokratik siyasetin sıçrama yapması için daha zengin taktikler hazırlamaktadır. Kürtlerin demokrasi güçleri, Aleviler, sosyalistlerle doğal ittifakı yanı sıra, kitlesel açılım hamleleri ile Türkiye’de temel siyaset merkezi haline gelme potansiyeli taşımaktadır. Çünkü İstanbul, İzmir, Adana ve Mersin’de Kürt/sol oyları yerel seçimlerde belirleyen denge, Kürt illerinde ise temel güçtür.
Aleviler, sol ve demokratlar da Kürt Özgürlük Hareketi ile stratejik ortaklık yaparlarsa Türkiye’de nasıl ki 1999 ve 2002 yerel/genel seçimlerde siyasal alt-üst yaşandı ise AKP’nin de inşaa etmek istediği yeni statüko alt-üst olacaktır. Bu demokrasi güçlerinin HDK projesi ve Kürt siyasal hareketi ile kuracağı doğru bir bağa bağlı olarak şekillenecektir.
Türkiye’de 2014 seçim stratejileri
Türkiye’de siyasal süreç kendisini 2014 yılında yapılacak yerel seçimlere göre düzenliyor. Seçimler bütün siyasal güçler için stratejik önemde ele alınıyor. AKP için devlette kendisini sürekli kılma, cemaat kendisini memleketin sahibi gibi gösterme, CHP-MHP varlığını koruma, Kürtler ve demokrasi güçleri özgürlükleri genişletme amacı yüklüyor seçimlere. Peki, kim 2014 seçimlerine nasıl hazırlanıyor?