Erdoğan, devlet yönetimini ele geçirdikten sonra, kafasındaki programı hayata geçirmek için, yavaş yavaş örgütlenmeye, kadrolaşmaya başladı. Tüm beyanatların ruhunu Türk-İslam sentezi üzerinde kurgulamaya başladı. 
İstanbul demek Türkiye demektir. İstanbul amblemini camiyi (İslamiyeti) çağrıştıran bir motif aldı. Fikirdaşı, dava arkadaşı Ankara belediye başkanı "Böyle eserin içine tüküreyim" diyerek heykellere karşı çıktı. Çünkü İslam'da resim, heykel yasak, put olarak kabul edilir. Reklamların yüzde 70-80’inde İslam motifleri kullanılıyor; toplumu hazırlamak için. Türkiye Cumhuriyeti’nin başındaki "T.C." kaldırıldı. Yakında Türkiye’nin adı "Türk İslam Cumhuriyeti" olacak.
Halkı İslam rejimine sokmak için pek çok projeleri vardır: Aile imamlığı kurulacak. Günün herhangi bir saatinde kapılarınız tıklanacak "Selamualeyküm, ben sizin aile imamınızım, dini konusunda ne sıkıntınız var?" diyecek. Şehirlerarası yollarda mescitler yapılacak. Bir namaz saatinde ordan geçerken durdurulacaksın. "Namazını kıl da git" diyecek görevli. Karşı çıkma olanağın olmayacak.
Karma eğitim son bulacak. Kitle taşımada ayrı (kadın-erkek) otobüs ve plajlarda ayrı mekanlar olacak. Başı açık kadın dışarda gezdirilmediği gibi, yanında erkek olmadan ne çarşıda gezecek ve ne de seyahat edebilecek. Tek kelimeyle şeriatı biraz soslayarak uygulayacak.
Bu projelerine mani olacak askeri kanadın üst komutanlarını Ergenekon, Balyoz ve benzer davalarla darbe yapacaklardı diye ceza evine yolladı. Maksadı onlara bir ayar vermekti. Başarı da sağladı. Asker ülkenin her şeyine müdahale ediyordu. Bir odacının tayini bile karakol komutanından onay alınıyordu. Yani ülkenin her yerinde askeri vesayet vardı. O kalktı. Yerine evrensel demokratik uygulamalar mı geldi? Hayır. Erdoğan’ın ağzından çıkacak bir çift söze bağlandı.
Anayasa Mahkemesi hariç, diğer tüm devlet kurumlarını elegeçirdi: Yasamayı, yargıyı, polisi, askeri kurumlarını ve hatta jandarmayı İçişleri Bakanlığı'na yani kendisine bağladı. Polise ağır silah alma yetkisini verdi. Ağır silah: Zırlı araçları imha eden silah. Polis bu silahı kime karşı kullanacak?
Erdoğan, iktidara gelirken bir ortağı vardı. Gülen Cemaati. Uzun bir süre ortak çalıştılar. Cezalandırmak istedikleri Kürtleri sahte gerekçelerı birlikte üreterek binlercesini işkenceye aldılar, KCK operasyonlarıyla cezaevlerine tıktılar. Çocuk, kadın, yaşlı demeden öldürdüler. Devletin uçaklarıyla Roboskî’de, ekmek peşinde koşan 34 Kürt vatandaşını parçalayarak öldürdüler. Hiç kimse yargılanmadı bugüne dek.
IŞİD, kendisine biat etmeyeni öldürüyor, kim olursa olsun. müslüman da olsa... Erdoğan da kendisine biat etmeyen Gülen kadrolarını ve sempatizanları basın elemanı olsa da sindirmek istiyor.
Yazımızın başlığını, bu bir darbedir demiştim. Darbede ne olur? Halk sokağa çıkamaz. Çıkan (asker) polis copuyla bertaraf edilir. Zaten ediliyor. Son çıkan "güvenlik yasasiyla" polis halka ateş edecek. Dünyanın hiç bir yerinde polis "Senden şüpheleniyorum. Senin üstünü, iş yerini ve evini arayacağım. Seni gözaltına alacağım. Canım öyle istiyor" demez. Ama Türkiye'de bu yasalaşıyor. Bu uygulamalar ancak darbe ortamında olur.  Halk arasında bir söz vardır; "Ağzım kıza ama özüm geline" der. Erdoğan, kendi uygulamalarına karşı çıkacak kişilere gözdağı veriyor. Sıradaki vatandaşa bile tahammülü yok. "Ananı al da git" demedi mi? "Yaptıklarıma ve yapacaklarıma kuzu kuzu uyacaksınız" diyor.
14 Aralık, yapılan yolsuzluk ve rüşvetin yıl dönümüdür. Üstünü örtmek ve unutturmak için gündemi değiştiriyor. Durup dururken liselere Osmanlıca dersi konulacağını söylerken "İsteseniz de istemeseniz de bu dersı göreceksiniz" diyor. ''Benim her istediğimi yapacaaksınız. Yapmazsanız sonunuz Gülen Cemaati taraftarları gibi olur'' demek istiyor. Halkı korkutuyor, sindiriyor. Darbelerin maksadı bu değil mi? Darbelerde tüm yasalar rafa kaldırılır. Darbe komitesinin emirleri uygulanır. Erdoğan yönetiminde, yasalar çiğnenmiyor mu? Roboskî’de devlet güçleri 34 insanı topluca öldürdü. Yasalar işletilip yapanlar, emir verenler yargılandı mı? Polis herkesin gözü önünde çocuk, büyük demeden adam öldürüyor. Yargılanmıyor. Kazaran yargıya intikal eden dava olursa, başka şehre alınıyor. Dava sürüncemede bırakılıyor. Zaman aşımından dosya kapatılıyor.
Türkiye’de darbe kuralları uygulanıyor şimdilik....