Gazetemiz düşüncelerini aktaran Dr. Christa Blum, Eşbaşkanlar Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın da aralarında olduğu 10 milletvekili ile Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın rehin alınmasına ilişkin şunları söyledi: "Demirtaş, Yüksekdağ, Kışanak ve Anlı şahsında son günlerde gerçekleşen tutuklamalar, egemenlerin vahşetini, insanlık dışı davranışını ve insanlığa karşı olan nefretini gösteriyor. Gelin hep birlikte bu baskıyı ve şiddeti tüm gücümüzle durdurmaya çalışalım."
Türkiye’de siyasal sürecin inanılmaz bir şekilde kötüye gittiğine işaret eden Dr.Blum, Erdoğan diktatörlüğünün basını susturma operasyonları konusunda da Türkiye’de basına yönelik yasaklamaların getirilmesinden bir gün sonra Avrupa’da Eutelsat Kürt televizyonu Med Nûçe’yi kapattı. Bu basına yönelik sansür kampanyasıdır. Erdoğan ve AKP’nin kolu bu kadar mı uzun?" dedi.
Türkiye’de aynı ayarda konuşan bir basın olduğunu belirten Dr. Christa Blum şu analizi yaptı: "Bir ülkede aynı ayarda konuşan bir basın var ise bu bir diktatörlüğün işaretidir."
Tek gerçek muhalefet HDP’dir
Erdoğan ve AKP yönetimindeki Türk devletinin Kürdistan ve Türkiye’de tüm muhalif güçlere yönelik büyük bir saldırı ve katliam politikası yürüttüğüne işaret eden gazeteci Dr. Nick Brauns ise günümüz Türkiyesi’nin artık kararnamelerle yönetildiğini, Meclis’in ise bir önemi kalmadığını söyledi.
Dr. Nick Brauns, HDP Eşbaşkan ve vekillerine yönelik rehin alma olayını ise "Tek gerçek muhalefet HDP’dir. Bundan dolayı da HDP’li vekiller dokunulmazlıklarının kaldırılmasından sonra tutuklandı" şeklinde açıkladı.
Brauns son olarak da 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin değerlendirmede bulundu. Brauns "Herkes Türkiye’de 15 Temmuz ardından askerlere yapılan işkence sonuçlarını görebildi. Onbinlerce insan tutuklandı ve yeni tutukluları içerde tutabilmek için bazı eski mahkumlar serbest bırakıldı. Erdoğan 15 Temmuz için 'Allah’ın taktiri' demişti. 15 Temmuz’un ardından AKP egemenliğini her geçen gün daha da faşizan bir şekle dönüştürüyor. AKP hükümeti, açık ve faşizan bir diktatörlüğe doğru gidiyor. Ancak şunu da belirtmek gerekiyor, Kürtçe konuşan çizgi film Şirinler, devlet için tehlikeli görüyorsa, diktatörlük güçsüz ayaklar üzerinde duruyor" vurgulamasında bulundu.
NİHAL BAYRAM / MAINZ