
Jineoloji sistemiçileşmeden çıkıştır - 1
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 'Özgürlük Sosyolojisi' kitabıyla Kürt Kadın Hareketi'nin gündemine giren jineoloji, üç yıldan beridir tartışılıyor. Jineoloji konusunun Kürt kadınlarıyla sınırlı ele alınamayacak bir alan olması itibariyle ortak platformlarla ele alınması, tartışmaya açılması önemli ve gerekliydi. Bu amaçla Avrupa’da Kürt kadın kurumlarının ortaklaşa gerçekleştirdiği Jineoloji Konferansı, bir ilk adım niteliğindedir. Türkiye’den, Avrupa’dan, dünyanın farklı yerlerinden akademisyen, feminist, farklı mücadele deneyimlerine sahip kadın çevrelerin katılımı anlamlıdır. Konferans ve sonrasında gelişen tartışmalarda jineolojiye ilişkin ele alış ve algılarda farklılıklar olması ya da anlam verilmemesi de anlaşılır bir durumdur. Jineoloji, tartışma ve ortaklaşmalarla esas anlam ve içeriğe kavuşacaktır. Konferans ardından yaşanan tartışmalar, Kadın Özgürlük Hareketi'nin uzun mücadele birikimine rağmen yeterince tanınmadığını, bilinmediğini ortaya koymaktadır.
Hareketimiz eksik tanınıyor
Jineoloji açısından durum anlaşılsa da uzun bir mücadele birikimi ve deneyimine sahip kadın özgürlük hareketinin yeterince hakkıyla tanınmadığını anlaşılmadığını bilmek, Kürt kadınları açısından üzücü bir durum. Zaman zaman ortak eylem ve etkinlikler içinde bulunsak da Türkiye'deki feminist çevrelerin dahi yeterince tanımadıklarını anlıyoruz. Kürt kadınlar ulusal mücadelede uyanan, direnen, serhıldanlaşarak kitleselleşen dinamik bir güç olarak biliniyor, hatta ulusal mücadelenin uyanışıyla da olsa kadınların bu deneyimlerinin önemli olduğu düşünülüyor, bu bir nebze de olsa kendilerini heyecanlandırıyor. Tanıma düzeyleri bununla sınırlı.
Özgürlük Batı'dan öğrenilir (!)
Kadın özgürlüğünü Kürt kadınlardan öğrenecek halleri yoktu ya! Kürtler de bir zamanlar iyi birer solcu olmak için ne kadar kendi Kürtlüklerinden çıkıp Türk sol hareketlerde yer alsalardı, o kadar iyi solcu-sosyalist olurlardı. Halen de bunca mücadele ve direniş geleneğine, sosyalizme açılım yaptıran paradigmasal yaklaşımına rağmen Kürt Özgürlük Hareketi'nden öğrenme mütevazılığını gösteremiyorlar. Onlara göre sosyalizm, kadın özgürlüğü, demokrasi ve daha birçok değer batı merkezli olursa anlamlıdır. Bu bilgilere ulaşmak, öğrenmek; ilerici, özgürlükçü olmanın gereğidir.
Feministler de Avrupa’da açığa çıkan tüm feminist akımların mücadelelerini, bunların kuramsal yaklaşımlarını bilir ve tekrarlarlar. Kendi gerçeğimizde ne kadar karşılığının olduğu, uyup uymadığı da çok önemli değildir. Kadınların dünyanın neresinde olursa olsun, birbirlerinin mücadele deneyimlerinden yararlanması, sonuçlar çıkarması tabii ki önemlidir. Ancak mücadeleye dönüştükçe, pratikleştikçe önemli olmaktadır. Gerçi bu yönlü yapılan eleştirilere karşı ‘kadınları örgütleme gibi bir dertleri ve niyetleri olmadığını’ açıkça belirtenler de oluyor. Bu genel bir yaklaşım olmasa da açığa çıkan durum ‘tüm kadınları kapsama ve örgütleme’ gibi bir dert ve çabanın olmadığı anlaşılmaktadır.
Egemen ulus kibrinden dolayı
Batı merkezli modernist yaklaşımları gereği elitist duruşlarını bir sorun olarak görmekten ziyade, bir farklılık -üstünlük anlamında- olarak gören anlayışın toplumsallaşma, tüm kadınları kucaklayabilme gibi bir dertlerinin olamayacağı açık. Kendi toplumsal gerçekliğine bu kadar üstten yaklaşan bir anlayış; kırk yıldır yanı başlarında mücadelenin tüm alanlarında kıran kırana erkek egemen sisteme karşı mücadele eden bir kadın hareketini ve mücadelesini yeterince tanımamaları da anlaşılır bir durumdur. Hele de bu kadınlar Kürt ise!
Batı'da dar bir grup düzeyinde de olsa açığa çıkan her feminist tartışma ve düşünce akımları bilinir, izlenir. Ancak yanı başındaki Kürt kadının mücadelesini bilmemek, yeterince tanımamak, Türkiye’deki feminist hareketlerin ayıbıdır. Bilmez; egemen ulus kibrinden bilmez. Bilse, öğrense ayıptır! Batı merkezli modernist bakışa sahip olduğundan bilmez, bilmek istemez.
Gelişme kendiliğinden olmadı
Kürt kadınlar, salt alanları dolduran, isyan ve serhıldan potansiyeli olan bir güç olarak görülüyor. Kadın Özgürlük Hareketi'nin dinamik bir mücadele gücü olduğu, tabanlaşan bir harekete dönüştüğü görünen, yansıyan sonuçtur. Salt bu boyutu görmek eksik ve yetersiz bir tanımadır. Kürt Kadın Hareketi yıllardır akademik, eğitsel ve ideolojik çalışmalarıyla kadın özgürlüğüne dair erkekte, kadında, toplumda ciddi bir zihniyet devrimi gerçekleştirmiş, kadına ilişkin önemli teorik-ideolojik çalışmaları bizzat kendi yaşam alanlarında pratikleştirmiştir. İddia ve kararlaşma düzeyiyle kendisini yatıran binlerce öncü kadın kadro gücüne sahip bu hareket; erkek egemen zihniyeti, sistemini sorgulatarak, kadın bakış açısıyla siyasal, sosyal ve toplumsal birçok alanda toplumda önemli devrimsel dönüşümler yaratmış bir harekettir. Bu sonuçların kendiliğinden genel bir devrim havasıyla açığa çıkmayacağı bilinmelidir.
Kadın Özgürlük Hareketi olarak ulusal mücadele ile genel özgürlük mücadelesi içinde kendimizi bulduğumuz doğrudur. Genel mücadele deneyimimiz, cins kimliğimize çok şeyler kazandırdı. Bugün kadın özgürlük çizgimiz, genel özgürlük hareketinin özgürlük ve demokrasi çizgisinde gelişiminin garantisi durumundadır. Genel mücadelemiz, kadının özgürlük çizgisine oturtulmaktadır.
Mücadele jineoloji ile evrenselleştiriliyor
Kürt Kadın Hareketi olarak da dünya kadın hareketlerinin deneyimlerinden hep yararlanmayı esas aldık, halen de yararlanıyoruz. Olumlu olumsuz tüm deneyimlerden sonuçlar çıkarmaya çalıştık. Yapamadığımız; uzun bir mücadele birikimi ve deneyimimizi dünya kadın mücadelesine mal etmektir. Jineoloji ile bunun giderilmesini amaçlıyoruz.
Başta kendi deneyimlerimiz olmak üzere, erkek egemen zihniyetin öğrenme ve öğretme kalıpları dışında, kırıntı kabilinde de olsa kadının öğretilerini, deneyimlerini biriktirmek, kadına mal etmek, ortaklaştırmak, jineolojinin esas hedeflerinden olacaktır. Bu ortaklaşmayı sağlayacak jineolojinin içeriği, kapsamı, neyi amaçladığı konularında sağlıklı ve sonuç alıcı tartışmalar yapılmak isteniyorsa, Kürt Kadın Hareketi bilinmek, anlaşılmak durumundadır.
Yarın: Özgürlük yoluna kopuşla girilir
PÎROZ NÛDA