7 Haziran seçimlerine 7 gün gün kaldı. Bu seçim öncekilerle kıyaslanmayacak şekilde ilgili ilgisiz herkeste bir coşku ve umut yarattı. Herkes nefesini tutmuş 7 Haziran gecesinde ekranlarda oluşacak sonuç tablosunu bekliyor. Dolayısıyla son 7 gün Türkiye ve bölge demokrasisi açsından en kritik 7 gündür.
Türkiye ve kuzey Kürdistan’da yaşanan bu heyecan ve coşku İstanbul Kazlıçeşme meydanında tam bir devrim şölenine dönüştü. Şimdi gözler seçim öncesi Amed mitinginde. Amed yeni bir tarihe imza atabilir. Milyonlar alana akarak halay ve zılgıtlarıyla seçimler gelmeden Erdoğan ve AKP’yi siyaset sahnesinden bir daha geri gelmeyecek şekilde alan dışına itebilir ve 7 Haziran’da AKP’nin sonunu getirebilir.
Bu bir hayal değildir. Türkiye’de ve giderek tüm Ortadoğu’da siyasetin ve sistemin demokratikleşmesinin tek umudunun Kürt hareketi olduğu seçimler olmadan da kanıtlanmıştır. Kürt Özgürlük Hareketinin bu demokratik çizgisinden korkunun sonucudur ki her yerde çeşitli entrika ve oyunlarla komplolar tezgahlanıyor.
Ağrı-Diyadin, Kelaşin-Xinerê, Adana-Mersin ve İdil provokasyon ve saldırıları hepsi bu korkunun sonucudur. Ama korkunun da ecele faydası yoktur. Türkiye’de HDP çizgisi halklar arasında büyük bir kabul gördükçe AKP’nin maskesi düşüyor, oyunlar, komplolar deşifre oluyor.
Kelaşin ve Xınere’de geçtiğimiz haftalarda Kürt özgürlük hareketine yönelik gelişen komplo ve provakasyonla Kürtler arası savaş ve çatışma hedeflendi. Bu komployu planlayanlar emellerine ulaşamayınca çıkıp TV ekranlarından “Kürtler arası savaş girişimini kınıyoruz” demeleri de nafile bir temize çıkma çabası olarak kaldı.
Bu girişimlere karşın, Kürdistan Demokrat Partisi-İran (PDK-İ) eski genel sekreteri Abdullah Hasanzade’nin Kelaşin provokasyonundan sonra söylediği: “Biz doğu Kürdistan örgütleri olarak 20 yıldır İran devletine karşı birleşemedik, ama şimdi bazıları PKK’ye karşı bu birleşmeyi yaratmak istiyorlar” sözleri oldukça düşündürücüdür. Bu sözlerin yorumunu okura bırakarak, devam edelim.
Türkiye ve kuzey Kürdistan ile güney Kürdistan’da eş zamanlı gelişen bu komplo girişimleri, kendi yandaş medyalarının kara propagandasına rağmen tutmadı. Başka deyimle bumerang etkisi yaptı. Türkiye’de ve güney Kürdistan’da ezilenlerin daha fazla bir araya gelmelerini sağladı. Mekan farkına bakmaksızın toptancı bir siyasetle ve komplolarla geliştirilen saldırılar boşa çıkarıldı.
Çünkü herkes, Musul camisinde halkların katliamına fetva çıkaranlarla, miting meydanlarında Kürtçe Kur’an mealini kaldıranlarla, Kelaşin’de provokasyonları tezgahlayanların aynı yumurta ikizi olduklarını, gördü. Bu saldırılara karşı Süleymaniye’den, Kerkük’e ortaya çıkan Kürt birliği İstanbul Kazlıçeşme’de halkların buluşması olarak zirve yaptı.
Özcesi; 7 Haziran’a 7 gün kala Kürt halkının komplolara, savaşa, ötekileştirme ve faşizme karşı kendi içinde birlik ve halklarla ortak mücadeleyi büyütme perspektifi zaferini kanıtladı. Şimdi sadece seçimlerde sandıkları sahiplenme, oyları hırsızlara karşı korumaya alma kaldı. Çünkü son oyunlarının bu olduğunu hepimiz biliyoruz. Bunların nemenem hırsız oldukları, nemenem komplocu oldukları geçmiş pratikleri bize açıkça gösterdi. Eğer 8 Haziran günü bol güneşli, aydınlık ve özgür bir Ortadoğu’ya uyanmak istiyorsak son güne kadar oyunları boşa çıkarmaya, komploları deşifre etmeye devam etmeliyiz. Bol güneşli ve aydınlık bir Ortadoğu dileğiyle.