
Biz esas olarak Türkiye’nin temel sorunu olan Kürt sorununa değinmek istiyoruz. Bu sorun nedeniyle on binlerce insan ölmüş, binlercesi sakat kalmış, binlerce köy yakılıp yıkılmış, milyonlarca insan metropollere göçertilmiş, yüz binlerce insan işkenceden geçirilmiş, yine yüz binlercesi zindanlara doldurulmuş, görülmedik ağır işkenceler yapılmış, Kürdistan’da neredeyse yakılmadık orman bırakılmamıştır. Kürdistan ormanları helikopterlerden ve uçaklardan atılan bombalarla cayır cayır yakılmıştır. Öyle ki söndürmeye giden halka bile müdahale edilmiş ve saldırılmıştır. Kürdistan’da otuz yıl süren savaşta Kürt halkına yapılmadık zulüm kalmamıştır.
Bu savaşın faturası Türkiye halkına da ağır olmuştur. Bir trilyon Dolar maddi kayıp belki de kayıpların en hafifi ve azıdır. Kürtler yararlanmasın diye demokratikleşme adımları atılmamış, Türkiye toplumu da diktatörlüğe ve faşist rejimlere mahkum olmuştur. Kürtlere karşı yürütülen kirli savaşta toplumsal ahlak bozulmuş, kültür alanında toplumsal değerlerden kopulmuş, tüm insanlık değerleri anlamsız kılınmış, insanlık değerlerine duyarsız bir toplum haline getirilmiştir. Çünkü Kürdistan’daki kirli savaşa duyarsız bireyler yaratılmıştır. Türkiye toplumuna layık olmayan bir anlayış ve kültür tarihte görülmemiş bir biçimde normalleştirilmiştir.
Türkiye toplumu insani değerler açısından tanınamaz hale getirilmiştir. Savaşın bu boyutu yeterli oranda ortaya konulmasa da böyle bir gerçeklik yaşamın her alanında başta bireylerde ve toplumda karşımıza çıkmaktadır. Herhalde bir gün edebiyatçılar ve sanatçılar Türk toplumuna yaşatılan bu en büyük kötülükleri de yazacaktır. Belki de Türk tarihinde sanatçılar, edebiyatçılar ve aydınlar topluma en fazla hizmeti böyle yapacaklardır. Çünkü kirli savaş yıllarının toplum içinde yarattığı urlar ve travmalar toplum bünyesinden sökülüp atılmazsa Türkiye toplumunun tümden sağlığına kavuşması söz konusu olamaz.
Kürt Halk Önderi ve PKK demokratik çözüm inisiyatifi alarak bu yönlü bir hamle geliştirerek en başta da Türkiye halkını sağlığına kavuşturma süreci başlatmıştır. Kuşkusuz Kürt sorununun çözümü hedefleniyor, ama bunun kadar önemli olan Türkiye toplumunun sağlığına kavuşması da sağlanacaktır.
Otuz yıllık kirli savaş ortamında kim Türkiye toplumunun sağlıklı kaldığını söyleyebilir? Binlerce yıldır beraber yaşanıldığı söylenen komşu bir halka yapılan zulmü ve eziyeti gören ve ses çıkarmayan bir toplum ne kadar sağlıklı kalabilir? Bu açıdan bu demokratik çözüm hamlesi sadece Kürtler açısından değil, aklı başında tüm Türkiye halkı için birinci ve öncelikli gündemdir. Zaten diğer demokratikleşme sorunlarına da Kürtler yararlanır diye el atılmamıştır. Şimdi Kürt sorununun çözümüyle birlikte tüm diğer sorunların demokratik temelde çözüm imkanları doğmuştur. Bu temel sorun çözüldüğünde Türkiye siyasetinde demokratik zihniyet gelişecek; böylece bugün hükümetlerin yaklaştığı gibi “yaptım, oldu, bitti” zihniyeti ve uygulamaları da son bulacaktır. Toplumun ve yurttaşların duyarlılıklarına kulak tıkanmayacaktır.
Bu açıdan Kürt sorununun çözümü için PKK’nin başlattığı süreç çok önemlidir. Gerilla sınır dışına çıkarılarak Türk devletine, dolayısıyla AKP Hükümetine demokratikleşme yolunda adım atması için zemin ve fırsat yaratılmıştır. Gerilla Türkiye sınırları dışına çıkmaya devam etmektedir. Haziran sonuna kadar üç aşamalı çözüm sürecinin birinci aşaması tamamlanmış olacaktır. Bu aşama aynı zamanda Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendi üzerine düşeni yaptığı aşamadır. Şimdi sıra Türk devletinin üzerine düşeni yapması gerektiği şeyleri yapacağı aşamadadır. Bu aşama, yasa ve anayasa değişikliğinin yapıldığı süreç olacaktır. Bu aşamadaki görevler yerine getirilmeden ne süreç ilerlerler ne de Kürt sorunu çözülür. Zaten Kürt sorunu demokratik olmayan anayasa ve yasaların yarattığı bir sorundur. Yani sorunu yaratan Türk devletinin zihniyeti ve bunun anayasa ve yasalara yansımasıdır.
Önceleri gerillanın dağdaki varlığı bahane yapılıyordu. Şimdi ateşkes yapılmış ve gerillalar sınır dışına çıkmıştır. Artık hiçbir bahane kalmamıştır. Bundan sonra gerekenleri yapmamak ipe un sermektir.
Gerilla geriye çekiliyor. Şimdi Kürtler ve demokrasi güçleri AKP’nin adım atmasını bekliyor. Eğer AKP kısa sürede bu konuda adımlar atmazsa Kürt halkının ve demokrasi güçlerinin AKP’ye verdiği kredi giderek tükenecektir. Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünde adım atmayan AKP Hükümeti sonun başlangıcını yaşayacaktır. AKP Hükümeti ya Kürt sorununu çözecek, Türkiye’nin demokratikleşmesi bu temelde sağlanacak ya da tarihi misyonunu tüketecektir. AKP’nin bundan sonraki yaşamı sadece ve sadece demokratikleşmeye bağlıdır. Sadece demokratikleşme, hiçbir gücün hegemon olmadığı, ama demokratikleşme içinde her gücün siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel varlığını sürdürdüğü rejimin adıdır. Bu açıdan demokratikleşme her toplumsal kesim için değerlidir ve anlamlıdır. Çünkü hiçbir güce hegemon olma imkanı vermez; demokratik anayasa ve yasalar içinde hükümetlerin ve yönetimlerin var olduğu bir siyasal sistem ortaya çıkar.
AKP hegemon olmaktan vazgeçmez, daha doğrusu demokratikleşmeyi esas almazsa, bırakalım hegemon olması, varlığını sürdürmesini bile tehlikeye sokar. Bu açıdan demokratikleşme herkese kazandırır.
Kürt Halk Önderi, AKP’ye büyük bir şans tanımıştır. Gerilla geri çekilmiştir. Bu, AKP için altın fırsattır. Hiçbir hükümet bu düzeyde bir fırsatı bulmamıştır. Dolayısıyla hiçbir yalana, dolana, demagojiye, oyalamaya ve gerekçeye sarılmadan derhal demokratikleşeme yolunda adımlar atmalıdır. AKP için başka bir yol yoktur. Kürtler bu adımları acilen bekliyor.
Şu anda yapılması gereken: barajlar, karakollar, askeri amaçlı yollar, eski zihniyetten kaynaklı entegrasyon planları ve çabaları değil; anayasa ve yasaların demokratikleştirilmesidir. Beklenti budur. Hiçbir gündem bu gündemi savsaklatmamalıdır.