Sorun iktidar değil muhalefettir

Forum Haberleri —

Kılıçdaroğlu ve Akşener

Kılıçdaroğlu ve Akşener

  • Nasıl ki, Erdoğan, MHP vesayeti altına alınmışsa CHP de İYİ Partinin vesayeti altına alınmıştır. MHP ile İYİ Parti arasında ırkçılık, milliyetçilik, demokrasi karşıtlığı açısından bir fark yoktur.

ZEKİ AKIL
Türkiye’de 2015’den beri hızla faşizme evirilen bir sistem var. Özellikle MHP’nin 7 Haziran seçimlerinden sonra AKP’ye destek vermesiyle bu süreç tırmanışa geçti. Türkiye siyasetini izleyenler bu yakın tarihteki trajik gelişmeleri iyi bilirler. Daha önceleri D. Bahçeli Erdoğan’dan ‘hesap sormasam namerdim’ diyordu. Erdoğan da O’nu ‘kafatasçı ve kandan beslenen’ diye tanımlıyordu.  

HDP’nin yükselişe geçmesi ve barajı aşıp seksen milletvekili çıkarmasıyla AKP parlamentodaki çoğunluğunu yitirdi. Erdoğan’ı iktidarı kaybetme korkusu sardı. Denize düşen yılana sarılır gibi Bahçeli’ye sarıldı. Bahçeli de devletin esas sahipleri tarafından bir kayyım gibi Erdoğan’ın başına atandı. AKP o günden beri MHP’nin vesayeti altındadır. Sözde askerin vesayetine karşıydı. Siyaseti sivilleştirip toplumsallaştıracaktı ama çiviyle tahtaya çakılır gibi MHP çivisiyle çakıldı. Bugün de o vesayeti aşacak güçte değildir. 

Erdoğan Türkiye’yi MHP kafasıyla gerçek anlamda bir felakete sürükledi. Daha önce Kürtlerle savaşan bütün hükümetler ve partiler yıpranmış ve iktidar gücü olmaktan çıkmışlardı. Erdoğan bu boşluktan yararlanarak öne çıktı. Hükümet kuran bir parti uzun süreli bir savaşa girerse ayakta kalması için bir tek şans var, o da savaşı kazanmaktır. Savaş kazanılmaz, uzun süreye yayılırsa o iktidarın yıpranması kaçınılmazdır. Erdoğan da ülkenin tüm iç ve dış kaynaklarını Kürtlere karşı yürütülen savaşta kullandı. Kürtlere karşı savaşı kazanması için Bahçeli, Ergenekon Erdoğan’ın yanına verildi. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle bir diktatörde toplanacak tüm yetkiler Erdoğan’da toplandı. Cumhuriyet tarihi boyunca yaratılan kurumlar ve kazanılan demokratik mevziler bir bir kaybedildi, bu savaşa feda edildi. İş bununla da kalmadı; Türkiye Suriye’yi işgal etti, Suriye batağına saplandı. Yıllardır Güney Kürdistan’da işgallerde bulunuyor, saldırılar düzenliyor. Bütün Arap dünyasıyla ilişkileri bozuldu. ABD ve NATO ile karşı karşıya gelme, ambargoya maruz kalma dönemi yaşadı. Dikkat edilirse içerde bütün demokratik kazanımların ortadan kaldırılması, faşist ve otoriter bir rejimin inşa edilmesi, binlerce Kürdün hapishanelere doldurulması, bütün ekonomik kaynakların tüketilmesi, basının yerlerde sürüklenmesi, adli sistemin iktidarın elinde sopaya dönüşmesi hepsi Kürtlere karşı yürütülen savaşın bir sonucudur. 

Erdoğan-Bahçeli ittifakının Kürtlere karşı soykırım politikalarını azgınca sürdürmesi içerde ve dışarda tümüyle deşifre olmuştur. Erdoğan’ın maskesi düşmüştür. Şimdi enflasyon almış başını gidiyor, bazı kurumların incelemelerine göre yüzde yüzelliye varmış.

Halk büyük bir yoksulluk içindedir. Türkiye’de ağır bir ekonomik, siyasi ve toplumsal kriz yaşanıyor. Ve yapılan anketlere göre Türkiye halkının büyük çoğunluğu bu cumhurbaşkanlığı sistemine karşıdır. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişlerin nedeni devletin hızlı hareket etmesi, karar alıp uygulama avantajı sağlayacaktı. Savaşı yürütmek için bu iyi işe yaradı, kullanıyorlar bunu. Ancak Türkiye’nin hiçbir sorunu çözülemedi. Bütün sorunlar ağırlaştı. Sözde koalisyonların önü kesilecekti, oysa şimdi koalisyon olmadan, Bahçeli ipine sarılmadan AKP bir seçime giremez haldedir. Çok kısa sürede ipliği pazara çıkan, işe yaramaz olduğu anlaşılan Türk işi bir cumhurbaşkanlığı ile karşı karşıyalar. 

Peki, bütün bunlara rağmen muhalefet neden çıkış yapıp halka umut veremiyor? Gerçekten Türkiye’de bir iktidar sorunu mu yoksa muhalefet sorunu mu var. Konuya derinden bakıldığında Türkiye’de bir muhalefet sorununun olduğu görülecektir. Yine anketlere göre AKP yüzde on beş dolaylarında oy kaybetmiş, MHP barajın altına düşmüş. MHP’yi kurtarmak için şimdi seçim yasalarıyla oynanıyor. Buna rağmen muhalefet yelkenleri açıp iktidara yürüyemiyor. Adeta matematik bilimine aykırı bir durum. Bunun nedeni başta CHP olmak üzere muhalefetin Kürtlere karşı yürütülen savaşı onaylanmasıdır. Bütün yoksulluğun, içeride ve dışarıda tecrit olmanın, ekonomik çöküntünün nedeni Kürtlere karşı yürütülen savaştır. 

Bilindiği gibi Suriye iç savaşında ağır bir çöküntü yaşandı. Kürtler bölgelerinde DAİŞ’i çıkararak demokratik temelde kendi kendilerini yönetir hale geldiler. Türkiye’ye karşı hiçbir saldırıları olmamıştı, tehdit yaratacak bir güçleri de yoktu. Buna rağmen Erdoğan-Bahçeli gidip Efrîn, Serêkaniye ve Girê Sipî gibi bölgelerde Kürtlere karşı savaştı, etnik temizlik uyguladı. CHP bunu destekledi. HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı, CHP evet dedi. HDP’nin bütün belediyelerine el konuldu, CHP seyretti. Güney Kürdistan yaz kış demeden uçaklar ve helikopterlerle bombalandı, onbinlerce asker oraya sokuldu. CHP bütün bu işgal saldırılarını destekledi, savaş tezkerelerine evet dedi. Şimdi altılı parti olarak ittifak yapıp, parlamenter sisteme döneceğiz diye kamuoyunun önüne çıkıyorlar. Niye parlamenter sistemden çıkıldı? Cumhurbaşkanlığı sistemi nasıl gündeme geldi? Bütün bu siyaset oyunları, mühendislikler, kumpaslar Kürtlere karşı yürütülen savaşla ilgiliydi. CHP Kürtlere karşı yürütülen savaşı durdurmazsa, savaşa karşı çıkmazsa ne ekonomiyi düzeltebilir ne de parlamenter sisteme dönebilir. Bütün çöküntü ve bunalımların asıl nedeni Kürt halkına karşı yürütülen savaştır. Zaman zaman bazı yöneticiler yürütülen bu savaşta birkaç trilyon doların harcandığını söylüyorlar. Bu trilyon dolarlar eğer Türkiye’nin yatırımına, ekonomisine aktarılsaydı bugün cennetten bir ülke yaratılmış olacaktı. Kürtler, Türkler, Araplar ve diğer bütün topluluklar barış ve kardeşlik içinde, demokratik bir Türkiye’de yaşıyor olacaklardı. Türkiye’de demokratik havayı zehirleyen, toplumları oksijensiz bırakan Kürtlere karşı yürütülen bu savaştır. Ve bugün herkesin gördüğü ve kabul ettiği bir gerçek de Kürtlerin, HDP’nin oyları olmadan muhalefetin kazanma şansı yoktur. Nitekim İstanbul, Ankara gibi büyük belediyeler CHP tarafından ilk defa kazanıldı, bu da Kürtler ve HDP sayesindedir. Bu olgu da kanıtlanmıştır. CHP, muhafazakâr, sağ, liberal, yüzde üç beş oy alamayan partilerle oturup ittifak yapıyor ama yüzde onu aşan HDP ile resmi ittifak yapmıyor. Yine belediye seçimlerinde olduğu gibi ‘yan cebime koy’ havalarındadır. Ama parlamenter sisteme dönmek isteyen, demokratik bir sistem ile Kürt sorununu mecliste çözmek isteyen bir iktidar adayı neden bir HDP ile ittifaktan kaçıyor. Erdoğan’ı esas götürecek ve durduracak gerçek propaganda Erdoğan’ın yalanları veya enflasyonun yükselmesi değildir; bütün bu sorunların anası konumunda olan Kürtlere karşı yürütülen savaştır. CHP açıktan savaşa karşı tutum alırsa, Türkiye halkına gerçekleri söylerse asıl o zaman Erdoğan’ın işi biter. Kürtlere karşı yürütülen savaşa karşı çıkarsa, gerçekleri halka anlatırsa bu zorba ve yalan imparatorluk çöker. Erdoğan saraylarda oturuyor diye konuşmakla oradan çıkarılamaz. Onu sarayda kovacak şey, Türkiye halkına gerçekleri anlatmaktır. 

Türkiye’deki mevcut siyaset, iktidar ve muhalefetiyle devletin belli güçleri tarafından dizayn ediliyor. Nasıl ki, Erdoğan, MHP vesayeti altına alınmışsa CHP de İYİ Partinin vesayeti altına alınmıştır. MHP ile İYİ Parti arasında ırkçılık, milliyetçilik, demokrasi karşıtlığı açısından bir fark yoktur. Meral Akşener, ‘HDP ile aynı masada oturmam’ diyerek, demokratik ve dinamik bir partiyi ötekileştiriyor, dışlıyor. Bu karakterdeki M. Akşener çizgisiyle CHP nasıl Türkiye’ye demokrasi getirecek, Kürt sorununu parlamentoda nasıl çözecek? Akşener gibi biri kalkar ve karşı çıkar. Şimdi Türkiye güç yığıp, Güney Kürdistan’a saldırı hazırlıkları yapıyor, Suriye’deki Kürtlerin bölgelerine sürekli saldırılar ve top atışları sürüyor ama CHP ve diğer muhalif partilerden ses var mı? Yoktur. Mevcut muhalefet faşist iktidarın ardı sıra yürüyor. Önce bu iktidarın faşist savaş politikalarından yollarını ayırmalıdırlar. Faşist ve işgalci bir yönetimden yolunu ayırmayan bir muhalefet, Türkiye’nin gerçek sorunu olmaya devam eder.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.