Rauf KARAKOÇAN

Mevcut durumda Türkiye vatandaşı olmak bile insana zor geliyor. Bu Türkiye hallerine tahammül etmek gerçekten de insan aklını zorluyor. Yaşanan çocuk istismarları ile anılan bir ülke durumuna gelindi. Kaybolan binlerce çocuk, katledilen çocuk, cezaevinde, okulda, köyde, mahallede, sokakta istismara uğrayan çocuk, kötü şartlarda çalıştırılan küçük işçiler çocuk, eşit şartlarda eğitim fırsatından yararlanmayanlar çocuk, yaylada, bağda, bostanda çalışan okula gidemeyen çocuk, asgari ücretle geçinen, ailelerin sağlıksız büyüyenleri çocuk, Kürdistan’da asker kurşununa hedef olan çocuk, zırhlı araç ile ezilen çocuk, taş attığı için kolu kırılan çocuk, Ceylan Önkol çocuk, Uğur Kaymaz çocuk…

Türkiye’de çocuk olmak çok zor. Kürdistan’da çocuk olmak daha da zor. Manda derili, üç maymunu oynayan toplumun çocukları olmak çok zor. Bu toplumun feveran etmesi gerekir. İnfial uyandıran olaylara duyarlı olması gerekir. Kendi gelecek nesillerine, yani çocuklarına sahip çıkması gerekirken izlemekle yetiniyor. Çocuklara ve kadınlara yönelik cinsel istismarlar çığ gibi artarken tepki bile gösteremeyen bir toplum haline gelindi. Son yaşanan istismar ve katledilen çocuk olayına tepkisiz kalan insanın aklından şüphe etmek gerekir. Bu olayın kendisi bile iktidarın düşürülmesini gerektirir. Sessiz kalan , tepki göstermeyen bir toplum düşüncede sapkın bir toplum demektir. Utanç verici bir vatanın vatandaşı olmak zor…

Tekirdağ-Çorlu’da yaşanan tren kazası ve 24 canın cansız bedenleri ortalığa saçılırken aynı duyarsızlık, manda derili olma durumu. Yayın yasağı ile katliam gibi kaza hakkında bilgi edinme hakkı bile elinden alınmaya çalışılan toplum olduk. Hayatını kaybeden yakınlarına ulaşamayan ve bilgi edinme hakkı olmayan toplumun bir ferdi olmak zor… İnsan hayatının en ucuz olduğu ülke hallerini geçmişte de çok yaşadık. Soma’da yaşadık, Roboskî’de yaşadık. Suruç’ta, Ankara garında yaşadık. Peki toplumun ayağa kalkması için daha ne yaşamamız gerekiyor? Halkın seçilmiş temsilcileri, yani iradesi, vicdanı konumunda olan aydını, akademisyeni, gazetecisi zindanda tutuklu, OHAL koşullarında yaşayan, KHK’larla yönetilen bir ülke vatandaşı olmanın utancı ile yüzü kızarmayan bir toplum bireyi olmak zor…

Türkiye’de yaşanan ve bizi İnsanlığımızdan utandıracak o kadar çok olay var ki; sıralamakla bitmez. Her bir olayın kendisi hükümetin alaşağı edilmesine yeter de artar bile. Siyasi kurumun düşüncesizliği yani düşünce üretmeyen kısır muhalefetin gevezelikten öteye gitmeyen tavrı ya da tavırsızlığı utanç verici. Seçmenin onurunu, namusunu, çocuğunu korumayarak oy aldığı kitlelere ihanet eden bir muhalefetin siyasetine mahkum olmuş bir Türkiye’de her şey olağandır.

Son birkaç günde yaşanan bu rezaleti umursamadan, farkına varmadan yoluna devam eden “yeni Türkiye sevdalılarına” ne demeli? Diktatörlüğün resmen göreve başlaması için şaşaalı bir törene ev sahipliği yapan bir Türkiye gerçeğinde; utanç verici istismar olayları, tren faciasının haber değeri bile olmaz. Bütün havuz medyasında diktatörlüğün yemin töreni son dakika flaş gelişmesi olarak duyuruluyor. Şu kadar yabancı temsilci katılımı, şu kadar pare top atışı falan, şu kadar kararname, şu kadar ihraç haberlerinin gölgesinde kalmış insanlığımızı inciten gerçeklerle yüzleşmenin vakti “Türkiye VAKTİ”dir. Muhteşem tören dedikleri muhteşem bir görgüsüzlük hali. Hem de görgüsüzlüğün daniskası. Mehter ile kendisinden geçen mest olmuş ama insanlıktan çıkmış AKP’nin, “AK” takımının gündeminde çocuk tecavüzleri ve katliamları yoktur. Bütün tv kanalları adeta işgal edilmiş “yeni Türkiye” zırvalarıyla gündem oluşturuyor.

Bu kadar tezat bir durum yaşayan bir Türkiye ve toplumunda insan olmak zor. Duyargaları körelmiş, gözenekleri tıkanmış toplum yaratıldı. Ahlak yitimine uğramış kesimlerden insan diye söz etmek zor. Şirazesinden çıkmış kalabalıkların işlediği çocuk tecavüz vakaları bu iktidar döneminde gelişti. AKP iktidarı bu suçluların suç ortaklarıdır. Kadını hor gören, istismarlara davetiye çıkaran, fetvalar verenler bu iktidarın yandaşlarıdır. Kanunlarıyla koruyan, cezai yaptırımlar uygulamayan bu hükümettir. Çocuk istismarı, kadın istismarı, ülke istismarı aynı kapıya çıkmaktadır. Buna duyarsız kalabalıklar da bu istismarların suç ortaklarıdır. İstismarcı insan müsveddeleriyle aynı ortamda yaşamak, aynı havayı solumak zor. Şener Şen’in kabadayı filmini izlemiş olanlar bilir. Kabadayılara, “hepiniz bir Sürmeli etmezsiniz” der.

Suskun kalanların alayına “bir mavi boncuklu Leyla etmezsiniz”, utanılacak durumdasınız. Nokta.