Ukrayna Savaşı’nın ikinci krizi mi?

Forum Haberleri —

21 Haziran 2022 Salı - 08:20

.

.

  • Hükümetlerin ve onların ponpon kızlarının çatışma zamanlarında her zaman yaptıkları şey budur. Sovyetler Birliği'ne karşı özgün Soğuk Savaş'ta, Apartheid Güney Afrikası ve General Franco'nun faşist İspanya'sı “özgür dünya”nın destekçileri olarak seçildi ve en korkunç paryaların itibarı, uygun müttefikler olarak, iade edildi.

PATRİCK COCKBURN
Çeviren: MESTAN DİLBİLMEZ

Rusya'nın Ukrayna'yı işgali ikincil krizler üretiyor. Savaşın, Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından milyonlarca ton tahıl ihraç etmesini engellemesi nedeniyle, dünya gıda kaynaklarına yönelik tehdit gibi bazıları iyice ilan edildi. Başka ülkelere sığınan Ukraynalı mültecilerin trenlere yığılmaları, dünyadaki her televizyon ekranında gösterildi.

Ama Ukrayna dışındaki savaşın en kötü sonuçlarından bazıları, özellikle Türkiye'nin son haftalarda Suriye'nin kuzeyindeki Kürtlerin denetimindeki yerleşim bölgelerini ele geçirmek için bir saldırı planladığını açıklaması gibi, medyanın radarının altında kaldı. Türkiye'nin son beş yıldaki önceki akınlarından yola çıkan bu saldırı, Kürtlerin etnik temizliğinin Suriye'nin diğer bölgelerine kaçmaktan başka seçeneği kalmaması anlamına gelecektir.

Yerinden edilme, yıkım, ölüm
39 yaşındaki, Kürtçe öğretmeni, Suriyeli Kürt Shivan Ahmad, kendisi ve ailesi Türk saldırısını beklerken, “Suriye'de yerinden edilme, yıkım, ölüm ve varlığımızın sona ermesiyle karşı karşıyayız” dedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan “terörist”lere karşı hareket ettiğini iddia ettiği için korkuları abartı değil ama fiiliyatta bu, iki milyon Suriyeli Kürt'ün adım adım şehirlerinden, kasabalarından ve köylerinden ve hala ellerinde bulundurdukları topraklardan, birkaç cebe atılması anlamına geliyor. 

Ukrayna savaşı, Türkiye sınırının güneyindeki Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgeleri ortadan kaldırma sürecini hızlandırdı çünkü hem ABD hem de Rusya Türkiye'nin desteği için rekabet ediyor. ABD, Türkiye'nin 2016'dan beri gevşek ittifak içinde olduğu Rusya’yla yakınlaşmasını engellemek, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılmasına yönelik itirazlarını geri çekmek istiyor.

Suriyeli Kürtler, Suriye'de IŞİD'e karşı ABD liderliğindeki başarılı kampanya için kara birlikleri sağlasa da, zorlu savaşlarda 11.000 savaşçı kaybederken, Washington'un eski müttefiklerini Türk saldırısından kurtarması pek olası değil. Geçmişte farklı zamanlarda Kürtler lehine ve aleyhine hareket eden Rusya'nın, Türkiye'yi uzlaştırması gerekiyor ve daha önce ateşkes düzenlemelerini izleyen Rusya sahadaki kuvvetlerini azalttı.

Çok kanlı bir olay
Türk liderliğindeki taarruz muhtemelen çok kanlı bir olay olacak, tıpkı haklı olarak uluslararası öfkeyi çeken Ukrayna'nın bazı kısımlarını Rus işgali kadar vahşice. Washington Enstitüsü ve Lyon 2 Üniversitesi'nde Kuzey Suriye konusunda uzman olan öğretim üyesi Fabrice Balanche, Le Figaro'yla yaptığı söyleşide, "Erdoğan Türkiye sınırının 30 km güneyinde bir güvenlik kuşağı oluşturmak istiyor" dedi; "Kuzeydoğuda [Suriye'nin] bu, sadece YPG [Kürt] milislerinin değil, Kürt nüfusun ortadan kaldırılması ve onların yerine Arap nüfusların getirilmesi anlamına geliyor... Aslında Erdoğan, Akdeniz'den Dicle'ye, Kuzey Suriye’de Arap ve İslamcı kuşağı inşa etmek istiyor."
Türkiye, Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgeleri işgal etmek ve etnik olarak temizlemek için Suriye'nin denetimindeki bölgelerinden Arap paralı askerleri çekiyor. Balanche, “Erdoğan rejimi böylece, disiplinsizlikleri ve yağma zevkleriyle tanınan Osmanlı dönemi başıbozuklarını [bashi-bazouks] eski haline getirdi” diyor. Bu Türk yanlısı savaşçılar ve aileleri geçmişte Kürtlerden çalınan arazi ve binaların başlıca alıcılarıydı.

Türkiye, ilk saldırısının kuzeybatı Suriye'deki Tel Rıfat ve Minbiç'e düşeceğini açıkça belirtti. İkincisi, Fırat'ın batısında ve Halep'in doğusunda 300.000'den fazla insanın yaşadığı hareketli küçük bir kenttir. Dört yıl önce burayı ziyaret ettiğimde, o zamanlar kuzeye kısa bir mesafedeki uyuklayan siperlerden başlatılan Türk ordusunun liderliğindeki saldırılara açık bir şekilde savunmasızdı. Ama bölge, belirsiz ama görünür bir ABD koruması altındaydı; yıldızları ve çizgileri sergileyen büyük bayraklı ABD zırhlı araçlarından oluşan bir konvoyun kentin eteklerindeki yolda yarıştığını gördüm.

Ama İslam Devleti yenildiğinden bu yana, ABD’nin Suriyeli Kürtlere artık gereksinimi yok ve Washington’la Moskova arasındaki ustaca dengeleme eylemi nedeniyle Türkiye'ye gereksiniyor. Türkiye'nin Karadeniz'deki coğrafi konumu, ona diğer güçlerin görmezden gelemeyeceği büyük bir askeri ve siyasi kaldıraç sağlıyor. 

Bir Suriyeli Kürt'ün gerçekten güvende olduğu birkaç yer
Minbiç gibi yerlerdeki sıradan insanlar, felaketin kendilerine doğru geldiğini görebiliyor ve bulabildikleri her yerde güvenlik aramaktalar ama bir Suriyeli Kürt'ün gerçekten güvende olduğu çok az yer var. Minbiç'te ikamet eden bir kişi, “son iki hafta içinde birçok ailenin Halep'e gittiğini ve adamları [Cumhurbaşkanı Beşar Esad'ın] rejimi tarafından arananların bir kısmının” doğuya, zaten mültecilerle dolu olan Kürt kentleri Kamışlı ve Haseke'ye kaçtıklarını söylüyor. 

Suriye Kürtlerinin akıbeti ve 2011'de Esad'a karşı ayaklanmayla gelişen devletçiklerinin Türkiye tarafından yok edilmesi, çağımızın en büyük trajedilerinden biridir. Bunların hiçbiri gizlice olmadı ve insan hakları örgütlerine verilen tanıklıklarla desteklenen ve Rusların Ukraynalı köylülere karşı işlediği herhangi bir şey kadar büyük vahşetleri kanıtlayan çok sayıda fotoğraf bulunmaktadır.
Bazıları, Rusları zor durumdan kurtarmak için, diğer orduların da Rus ordusu kadar kötü davranabileceğini söyleyerek, gülünç bir iddiada bulunabilir. Diğer yandan, Rus ordusunun suç teşkil eden vahşet tekeline sahip olduğunu iddia etmek, onlara yönelik suçlamaları değersizleştirir ve suçlamaları partizan propagandasına indirger.

Bu önyargı, Yemen, Keşmir, Filistin ya da Türkiye'deki vahşetlerden, Ukrayna'daki cinayet ve yıkımla aynı nefeste bahsetmenin bile “what about-ism”e [karşı savları doğrudan çürütmeksizin, rakibi ikiyüzlülükle suçlayarak gözden düşürmeye girişimi, tencere dibin kara seninki benden kara-cılık  –ç.n.] dalmak olduğu şeklindeki absürt iddiayla haklı çıkıyor. Gerçekten de, ikinci ifadenin kullanımı, dünyayı düşmanca siyah şapkalar ve dostça beyaz şapkalar olarak bölen ikiyüzlüyü ve propagandacıyı her zaman ifşa eder.

Ama hükümetlerin ve onların ponpon kızlarının çatışma zamanlarında her zaman yaptıkları şey budur. Sovyetler Birliği'ne karşı özgün Soğuk Savaş'ta, Apartheid Güney Afrikası ve General Franco'nun faşist İspanya'sı “özgür dünya”nın destekçileri olarak seçildi ve en korkunç paryaların itibarı, uygun müttefikler olarak, iade edildi.

Şimdi aynı şey Ukrayna Savaşı’nın patlak vermesiyle tekrar ediyor ve değerli bir müttefik olarak yetiştirilen sadece Erdoğan değil. Bir zamanlar Suudi Arabistan'ı "bir parya" olarak nitelendiren ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman'ı aramayı reddeden Başkan Biden, şimdi Suudi Arabistan'ın fiili lideri tarafından kendi çağrılarını reddediyor.

Kısa bir süre önce Biden, ABD Ulusal İstihbarat Bürosu tarafından yazılan ve “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Salman'ın Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı yakalamak ya da öldürmek için İstanbul'da bir operasyona onay verdiğini değerlendiriyoruz” diyen bir rapor yayınlamıştı. Ama şimdi, Biden, krallığı ziyaret etmeyi planladığı ve Bin Salman'ı daha fazla petrol pompalamaya ikna etmeye çalıştığı için, 2018'de İstanbul'daki Suudi konsolosluğunda Kaşıkçı'nın parçalanması unutuldu.

Dünün paryaları bugünün müttefikleri, ancak yakın gelecekte sonsuza dek evlerinden sürülen Kürt mültecilerin sefaleti, Donbass'taki Rus mermilerinden kaçan çaresiz Ukraynalılarınkinden pek farklı olmayacak.

Kaynak metin: https://braveneweurope.com/patrick-cockburn-turkeys-assault-on-syrian-kurds-a-secondary-crises-of-the-ukraine-war

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.