Geçen hafta Somali'nin başkenti Mogadişu'da 70 kişiden oluşan Türk heyetine bomba yüklü bir araçla saldırı düzenlendi. Saldırıyı El Kaide bağlantılı Eş Şebab örgütü üstlendi. Erdoğan, saldırının Türkiye'ye karşı olmadığını söylerken Wall Street Journal, eylemin doğrudan Türk hükümetini hedeflediğini yazdı. AKP'nin yayın organı Yeni Şafak ise saldırıdan İngiltere, İran ve İsrail'i sorumlu tuttu.

Somali'deki saldırıdan hemen sonra büyük heyecana kapılan AKP'liler, "Osmanlı'dan bu yana ilk kez bölgedeyiz. Geri adım atmayacağız" diyerek tepkilerini dile getirdiler. 

Basın yazmasa da, Somali'de neredeyse her ay Türk hedeflerine, Türkiye ile işbirliği içindeki kurumlara yönelik saldırılar düzenleniyor. Bundan altı ay önce Mogadişu'da 'Türkiye hayranı' Mohame Mohamoud Hayd adlı bir milletvekili suikast sonucu öldürüldü.

Son beş yıldır sistematik olarak Türk hedeflerine yapılan saldırılar, Türk devletinin 'Neo-Osmanlı girişimlerine' karşı duyulan tepkiden kaynaklıyor.

AKP'nin altın, uranyum, petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olan Somali'ye ilgisi 2000'li yılların ortalarında başladı. Türkiye hastaneler, okul, altyapı hizmetleri ve rüşvet ile ülkede etkin olmayı stratejik bir hedef olarak önüne koydu. Erdoğan, 2011'de kalabalık bir heyetle ülkeye gitti. O ziyaretten sonra da Türkiye, Somali'yi Afrika'ya giriş kapısı olarak değerlendirdi. 

Somali stratejik açıdan önemli bir ülke. Aden Körfezi, petrolün geçtiği Süveyş Kanalı, Hint okyanusuna kapı aralıyor. Körfezin bir yanı Somali, bir yanı Yemen. İran ile rekabet halinde olan Türkiye, geçen hafta Yemen'deki iktidar değişimiyle Somali'yi 'öncelikli yaşam alanı ülke' kapsamına almış görünüyor. İran nasıl ki Yemen'i 'ileri karakol' olarak görüyorsa Türkiye de 'Afrika boynuzu' ülkelerine giriş için Somali'yi bir kapı, bir 'ileri karakol' olarak kullanmak istiyor.

Erdoğan'ın son Afrika ziyareti aslında Türk dış politikasında yeni bir sürece de girildiğini gösteriyor. Giderek Ortadoğu ve Avrupa'dan soyutlanan Türkiye, Çin ve Almanya'nın en asli oyuncu olduğu Afrika'da aktif bir küresel aktör olmak istiyor.

Dr. Yusuf Dirir Ali, 2012'deki Somalilandpress'teki makalesinde Türkiye'nin Somali politikasının, 'ışıltılı boncuklarla Afrika şeflerinden köle satın alan Avrupalılarınkinden pek de farklı olmadığını' belirtiyor. Dr. Ali'ye göre, 'Türkler, keyifle hoplayıp zıplıyor ve Afrika'da zenginlikler içinde yeni bir 21. yüzyıl Amerikası keşfetmiş olduklarını sanıyorlar. Avrupalı sömürgecilerin 15. yüzyıl Amerikası'nda yaptıkları gibi Somali'nin doğal kaynaklarını sömürebileceklerini varsayıyorlar.'

Aslında bu bildiğimiz bir hikaye. Türkiye'de Kürtlere, Alevilere, Rumlara, Ermenilere yapılan, şimdi Afrika'da Somalilere, Tanzanyalılara yapılıyor. Türk olmayan Müslümanlara, kara Afrikalılara tepeden bakan Türkiye'nin Afrika politikası, sömürge karakterli ve şoven. Ümmet, kardeşlik, MÜSİAD ve Osmanlıcılık bu politikanın üzerine serilmiş bir perde işlevi görüyor. 

Türk heyetine yönelik Mogadişu'daki saldırıdan sonra Alman basının konuştuğu bir Somalili, "Türkiye'nin Somali'ye yardımları gerekli ama tiksindirici bir düzeye ulaştı. Parayla satın alınabilecek bir ülke gibi görüyorlar bizi" diyor.

Aslında AKP'nin bugünkü hegemonik konumunu besleyen en önemli olgulardan biri de Yeni-İslamcı/liberal burjuvazinin pazar yönelimlerindeki arayışlar. 

2002 yılında Afrika ile toplam ticareti 3 milyar doların altında iken bugün 25 milyar dolara ulaşan Türkiye'nin birçok küçük ve orta ölçekli ticari şirketinin ayakta kalmasını Afrika pazarları sağladı. Nitekim Türkiye'nin ihracat boyutunun büyümesi de Afrika pazarına çıkmasıyla oldu. 

2014 sonu itibariyle Türkiye'de eğitim gören Afrikalı öğrenci sayısı 5 bin civarında. Türklere ve Türkiye'ye hayranlık duyacak şekilde eğitim verildiğini söyleyen Dr. Yusuf Dirir Ali, Türkiye'de eğitim gören öğrencilerden işbirlikçi yeni bir seçkinler sınıfının yaratıldığına dikkat çekiyor.

Milli burjuvazisini soykırım, azınlıkların mallarına el koyma sonucu oluşturan Türk devleti, bugün Davutoğlu'nun mühendisliğinde, 'Yeni Osmanlı Projesi'yle Afrika kıtasını 19. yüzyıldaki 'beyaz adam' gibi talan etmek istiyor.