
Türkiye’de kamuoyu Kürt Halk Önderinin başlattığı demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümünü desteklemiştir. Kürt halkının desteği AKP’nin oyalamasına ve Kürtler üzerinde soykırım politikasını sürdürmesine değil, Kürt Halk Önderinin başlattığı sürece olmuştur. Yoksa AKP’nin politikalarını desteklemedi. Kürtler şu anda AKP’nin oyalama politikasına ve süreci boşa çıkarabilecek tutumlarına öfkelidir. Bu nedenle gerillanın çekilişinin durdurulmasına da en fazla Kürt halkı hak vermiştir. Çünkü AKP adım atmıyorsa, gerilla neden çekilmeye devam ediyor diyen de Kürt halkıdır.
Türkiye halkı ve demokrasi güçleri de tabii ki Kürt Halk Önderinin başlattığı çatışmasızlık ve bu temelde Türkiye’nin demokratikleşmesi sürecini desteklemiştir. Türkiye halkı otuz yıldır süren bu savaşın bitmesini arzulamaktadır. Ancak AKP bu süreci geçiştirsin, hiçbir şey yapmasın, sonunda çatışmalar yeniden başlasın diye bu sürece destek vermemiştir. Bu süreci boşa çıkaran AKP Hükümetini Türkiye halkı da af etmeyecektir. Bu nedenle bazı AKP yandaşlarının gerillanın geriye çekilmesini durdurulmasının Kürt halkı tarafından kabul edilmeyeceğinin söylenmesi gerçeği tersinden okumaktadır. Kim Kürt sorununu çözmüyorsa o bu sürecin altında kalacaktır.
Şimdi Kürt halkı ve Türkiye kamuoyu “Sende hasta tutsakları bile bırakacak bir irade yoksa sorunu nasıl çözeceksin” diye sormaktadır. Anadilde eğitim olmaz diyerek bu sorunu nasıl çözeceksin, diye sormaktadır. Çatışmasızlığı sağlatan ve makul çözüm projesi sunan Kürt Halkının Önderi ve iradesine bu süreçte rolünü oynayacak imkan ve fırsat tanımıyorsan bu sorunu nasıl çözeceksin, diye sormaktadır.
Bir paketten söz ediliyor. Paket Cuma günü netleşecekmiş. Pakette Kürtçe bilmeyenlerin kamuda Kürtçe konuşmasına imkan veren düzenleme varmış. Yine bunun gibi bazı oyalama adımlarından söz edilmektedir. İşte bu zihniyet Kürt sorununu çözümsüz bırakıyor. Bir taraftan asimilasyonu yaygınlaştır, soykırımı tamamlamaya çalış, diğer taraftan Türkçe bilmeyenler devlet dairelerinde Kürtçe konuşabilir, de! Bu paliyetif adımlar anadilde eğitimi reddetmek ve soykırımın örtüsü olarak kullanılmak istenmektedir. Bunlarla sorunun çözümü konusunda bir gelişme yaratmak mümkün değildir. Sorun muhataplarıyla çözülecekse Kürt Halk Önderinin serbest hareket etmesini ve her çevreyle ilişkilenmesini, görüşmesini sağlayacaksın; Kürt sorununun çözümünde bir şeyler yapma iraden varsa bunu başta bu Önderlik olmak üzere muhataplarıyla tartışarak yapacaksın. Çünkü dünyada bu tür sorunlar böyle bir yöntemle çözülmektedir.
AKP çatışmasızlık ortamını değerlendirmek istiyorsa Kürt sorununun çözümünde irade ortaya koymalı, Kürt sorununu çözme kararı almalı ve gerekenleri yapmalıdır. Türkiye halkına karşı sorumluluk da bunu gerektirmektedir. Kürt sorunu çözülürse ne Türkiye ne de hiçbir demokratik zihniyetli siyaset güç kaybeder. Tabii ki MHP gibi bir partinin Türkiye’nin demokratikleşmesinden korkması anlaşılırdır. Belki CHP içindeki bazı kesimlerin sesi azalır; ama CHP dönüşüme uğrayarak demokratik Türkiye içinde etkin yerini alabilir. AKP de hegemonya içinde koşmayı bırakır, bu sorunun çözümü temelinde gerçekleşen Türkiye’de herhangi bir siyasi güç olmayı kabul ederse bugünkü kaygı içinde yaşamaktan kurtularak siyasi varlığını güvenceye alır. Kürt sorununun çözümüyle birlikte tüm Türkiye ve tüm siyasi güçler kazanır. Kürt sorununun çözümü Türkiye ve Kürtler açısından tam olarak kazan kazan durumunu yaşatır.
Kürt sorununu çözme iradesi ortaya çıkarsa, bu aynı zamanda Alevi sorunu ve diğer tüm sorunların çözümü anlamına gelir. Türkiye tam bir barış ülkesi olur.
Türkiye şimdi ya yeniden gerilimlerin ve çatışmaların yaşanacağı ya da kalıcı bir barışın gerçekleşeceği bir yol kavşağına gelmiştir. Hangi kavşağa girileceği demokrasi güçlerinin ve Kürt halkının göstereceği mücadele iradesiyle belli olacaktır. Türk devletini de, AKP Hükümetini de doğru bir çizgiye getirecek olan bu irade olacaktır.