Libya Ulusal Ordusu, Misrata Havaalanı’nda Türk ordusuna ait silah ve askeri muhimmat depolarının kendilerine bağlı uçaklar tarafından vurulduğunu duyurdu.
AKP-MHP yönetimindeki Türk devletinin Müslüman Kardeşler kökenli Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne desteğini asker gönderme durumuna kadar vardırırken, Türkiye uydusu hükümetle savaşta olan General Halife Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu (LNA), Misrata kentinde Türk devletine ait silah ve muhimmat depolarının vurulduğunu açıkladı.
Libya Sözcüsü Ahmed El Mismari, önceki gün yaptığı açıklamada güçlerine ait uçakların Misrata’da bulunan Türk devletine ait silah ve mühimmat depolarını hedef aldığını, bu saldırının Ulusal Mutabakat Hükümeti güçlerinin Türkiye’den destek istediğini açıklamasına karşılık olarak yapıldığını belirtti.
‘Düşman hezimete uğradı’
Mismari devamla, “Geçtiğimiz akşam Misrata’daki askeri noktaların hedef alınması sonucu düşman gücü hezimete uğratıldı. Ayrıca Türkiye’ye ait askeri depolarda patlama meydana gelmiş ve uçaklarımız sağlam bir şekilde üslerine geri dönmüştür” dedi.
Libya Ulusal Ordusu Sözcüsü konuşmasına şunları da ekledi: “Libya’yı, Türkiye ve Katar’ın komutasında hareket eden terör milislerinden kurtarmaya mecbur kaldık. Yine Libya Ulusal Ordusu komutasında ülkenin birliğini sağlamak için harekete geçtik ki bölme ve parçalama projeleri hayata geçmesin.”
General Hafter yönetimindeki Libya Ulusal Ordusu, askeri yapısını El Kaide, DAİŞ gibi radikal dinci çetelere dayandıran Müslüman Kardeşler orjinli, Türkiye ve Katar destekli Libya Ulusal Mutabakat (Birlik) Hükümeti’ne karşı kesin zafer için Trablus’u kuşatmaya almış durumda.
Türkiye ise Afrika üs ve Akdeniz’de doğalgaz ve petrol arama faaliyetlerinden dolayı Libya’yı tutunacağı bir merkez olarak görüyor ve Katar ile birlikte Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne destek veriyor.
Uydu hükümete daha önce gönderdiği özel kuvvet elemanlarıyla askeri danışmanlık, zırhlı araç, İHA ve SİHA desteği veren AKP-MHP yönetimindeki Türk devleti, Tobruk merkezli General Hafter’in askeri birliklerle Trablus’u kuşatmasının ardından bu ülkeye asker göndermeyi Meclis’te tartışıyor. Libya’da Hafter birlikleri ile çıkan çatışmalarda yaralanan çetelerin de İstanbul’da AKP’ye yakın hastanelerde tedavi gördüğüne yönelik haberi Cumhuriyet gazetesi okuyucusuna servis etmişti.
Öte yandan Libya Ulusal Ordusu Türklerin keskin nişancı ve operasyon timlerinin, başkent Trablus’ta, Mutabakat Hükümeti’ne bağlı çetelerle birlikte savaşa katıldığını kaydetti.
Meclis’te grubu bulunan HDP, CHP ve İYİ Parti Meclis Genel Kurulu’na gelecek bir savaş teskeresine karşı çıkacaklarını açıklamıştı. AKP-MHP yönetiminin Libya projesi, iç kamuoyunda destek bulamadığı gibi Akdeniz’e kıyı ülkeler, Arap dünyası, ABD ve Rusya gibi uluslararası güçler tarafından da tepkiyle karşılanıyor. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Mısır, Suudi Arabistan, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, İsrail, AB, ABD ve Rusya Türkiye’nin Libya’da uydu hükümeti aracılığı ile yerleşmesine kuşkuyla bakıyor ve karşı çıkıyor. Dün Rus meydasında yer alan bir habere göre Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan bir kaynak Türk devletinin Libya’ya asker göndermesinden kaygı duyduklarını dile getirdi. 27 Kasım’da Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayez El Sarraj ve AKP’li Türk Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan İstanbul’da bir araya gelmiş ‘Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’ ve ‘Askeri Güvenlik İşbirliği Mutabakatı’ imzalanmıştı. Söz konusu anlaşmalara, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti, Mısır ve Avrupa Birliği başta olmak üzere bir çok güç tepki göstermişti. İçten ve dıştan gelen tepkilere rağmen Sarraf-Erdoğan arasındaki anlaşmalar, Türkiye’nin Libya’daki uydu yönetime asker göndermenin önünü açmış oldu.
‘Gerilimin merkezine sürükleniyorlar’
Öte yandan dün İstanbul İl binasında basın açıklamasında HDP Sözsüsü Günay Kubilay, AKP-MHP’nin Libya macerasına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.
Libya’nın sadece yüzde 10’unda hakimiyeti bulunan, selefi Müslüman Kardeşler Örgütü’nün Libya şubesi olarak tanınan Trablus Hükümeti’yle AKP-MHP iktidarının 27 Kasım’da yaptığı iki anlaşmaya değinen Kubilay, şunları söyledi: “5 Aralık’ta Dışişleri Komisyonu’nda görüşülen ve aynı gün içinde Genel Kurul’da oylatılan Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına ilişkin bu anlaşmada Libya’daki iç savaşın taraflarından biri olan Trablus Hükümeti’yle Saray Rejimi Akdeniz’de kendilerine göre bir sınır çiziyor. Kısacası Trablus Hükümetiyle yapılan bu deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması aslında ‘prematüre’ bir anlaşmadır. Ancak AKP-MHP iktidarının bu tek taraflı sınır çizme girişiminin bir dizi tehlikeli sonuçları da önümüzdeki süreçte gündeme gelebilir. Biz HDP olarak Akdeniz’i bir barış denizi ve askersizleşmiş bir medeniyetler havzası olarak görmek istiyoruz. Sırf Libya’daki selefi çetelere askeri yardımda bulunmak ve Akdeniz’deki doğal varlıkların yağmalanmasında avantaj elde etmek için bu agresif ve müdahaleci dış politika Türkiye’yi ciddi bir gerilimin merkezine sürükleniyor.”
HABER MERKEZİ