
Rojava’dan Şengal’e yürüyüşe saldırı
Rojava’daki Newroz Kampı’ndan Şengal’e destek için yola çıkan Êzîdîlere, KDP çeteleri tarafından ateş açıldı. Rojava'nın Dêrik kentinde bulunan Newroz Kampından Şengal halkına destek için yola çıkan Êzîdîler, Rabia'nın Neim köyünde KDP güçleri tarafından durduruldu. Halk, Şengal’e gitmeye çalıştı ancak KDP’nin silahlı saldırısına uğradı. Kitlenin sınırdaki bekleyişi sürdü. KDP’nin sınıra tank ve ağır silahları yığması ise dikkat çekti. Hesekê bölgesi Êzîdîleri de Şengal halkına ve YBŞ/YJŞ güçlerine destek vermek amacıyla dün sabahın erken saatlerinde onlarca araçlık konvoyla Şengal’e doğru yola çıktı. Konvoy öğle saatlerinde Xanesor sınırını geçti.
Demokratik siyasal çözüm arayışının bir zayıflık olarak görülmemesini isteyen PKK Yürütme Komitesi, özellikle Kürtler arası sorunların demokratik siyaset yöntemiyle çözülmesinin herkesin yararına olduğunu vurguladı.
PKK Yürütme Komitesi tarafından dün yapılan yazılı açıklamada, 2-3 Mart günü AKP-KDP desteğindeki çeteler tarafından kadim Kürtlüğün diyarı olan Şengal’e yönelik bir işgal saldırısı gerçekleştirildiği hatırlatıldı. Şengal’e saldıran çetelerin uzun süredir Türk ordusu ve KDP tarafından Başika’da eğitildiği belirtilen açıklamada, Xanesor’a yerleşen çetelerin Şengal’i denetlemeyi, Êzîdî Kürtlerin gelişen demokratik özerk yönetim iradesini kırmayı, öz savunma güçleri olan YBŞ ve YJŞ kuvvetlerini darbelemeyi ve DAİŞ’in başlattığı soykırımı tamamlamayı amaçladığı vurgulandı. Bu yönüyle 3 Ağustos 2014’te DAİŞ’in başlattığı soykırım saldırısının bir devamı olduğu kaydedilen açıklamada, 3 Ağustos’ta Şengal’de DAİŞ’in önünden kaçanların, şimdi dönüp Şengal’i DAİŞ’ten kurtarmış olanları vurmaya çalıştığının altı çizildi.
Planı Ankara’da hazırlandı
Açıklamaya şöyle devam edildi: Söz konusu saldırının KDP Genel Başkanı Mesud Barzani’nin Ankara ziyareti ve TC yönetimi ile görüşmesinin hemen ardından gerçekleşmesi, saldırı planının Ankara’da hazırlanmış olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla AKP-MHP faşizminin Kuzey Kürdistan halkımıza yönelik 24 Temmuz 2015 tarihinde başlatmış olduğu topyekun faşist-soykırımcı saldırının bir devamıdır. Türk ordusunun Efrîn, Minbic, Nusaybin ve Lice köylerine yönelttiği saldırıların bir parçasıdır.
KDP kendisini kullandırtıyor
AKP-MHP faşizminin yürüttüğü tüm bu saldırıların Kürdistan Özgürlük Hareketi’ni ezmeyi ve Kürt soykırımını gerçekleştirmeyi amaçladığı biliniyor. AKP-MHP faşizminin bu saldırılar temelinde halkı baskı altına alarak 16 Nisan referandumunu kazanmaya çalıştığı da açıktır. Özellikle Minbic ve Şengal saldırılarıyla Reqa ve Musul operasyonlarını engellemek ve boşa çıkartmak istiyor. KDP’nin de tüm bu amaçlar doğrultusunda kullanılmak istendiği anlaşılıyor.
Son derece tehlikeli ve zararlı
PKK olarak sorunları KDP yönetimi ile görüşmeler temelinde çözmeye ve böyle kritik tarihi süreçte Kürtlere kazandıracak olan Kürdistan Ulusal Kongresi’ni toplamaya çalışırken, KDP yönetiminin, MHP’nin faşist ve Kürt düşmanı çizgisiyle birleşmiş olan AKP ile ittifak yaparak söz konusu askeri saldırıları geliştirmesi, son derece tehlikeli, tutarsız ve zararlı bir girişimdir. KDP yönetiminin bu tür tutumlardan vazgeçeceğini ve söz konusu saldırı güçlerini hemen geri çekeceğini umuyoruz. KDP yönetimi bilmeli ki; eli kanlı AKP ve TC yöneticileriyle geliştirdiği mevcut ilişkiler, sadece Kuzey Kürdistan’a değil, Güney Kürdistan’a da aynı oranda zarar vermektedir. Söz konusu ilişkilerin gözden geçirilmesi ve düzeltilmesi gerekmektedir.
Êzîdî Kürtlere karşı sorumluluk
Nerede olursa olsun tüm Kürt halkını savunmak gibi tarihi bir görev ve sorumluluğumuz vardır. Özellikle 3 Ağustos 2014 saldırısına karşı gerilla güçlerimiz DAİŞ soykırımını önlemek için harekete geçerek, Şengal Êzîdî halkımızın güvenliği bakımından özel bir sorumluluk üstlenmiş bulunmaktadır. Her türlü saldırıya karşı söz konusu sorumluluğun gereğini her daim yerine getireceğimiz ve her zaman Êzîdî Kürt halkımızın yanında olacağımız bilinmelidir.
Sınama gibi bir yanılgıya düşmeyin
Biz PKK Hareketi olarak, her zaman tüm sorunların demokratik siyaset yöntemiyle çözülmesinden yana olduk. Fakat Hareketimize ve halkımıza yönelik gelişecek her türlü saldırıya karşı direnme ve onları yenilgiye uğratma gücüne sahip olduğumuz da ortadadır. Dolayısıyla hiç kimse Özgürlük Hareketimizi sınama gibi bir yanılgıya düşmemelidir. Demokratik siyasal çözüm arayışımız bir zayıflık olarak görülmemelidir. Özellikle Kürtler arası sorunların demokratik siyaset yöntemiyle çözümlenmesi, herkesin ve tüm halkımızın yararınadır.
Saldırı çok ağır ve acıdır
Mevcut Şengal saldırısının tüm Kürtler açısından çok ağır ve acı olduğu açıktır. Özellikle bu durumun AKP-MHP faşist yönetiminin bir provokasyonu olarak gelişmiş olması çok daha ciddi bir durumdur. Söz konusu saldırı, tüm Kürtlerin zararına olduğu gibi, özellikle de Güney Kürdistan halkının ve siyasal güçlerinin zararınadır. Bu temelde, başta Güney Kürdistan halkımız ve siyasi partiler olmak üzere tüm Kürdistan parçalarındaki halkımızı ve demokratik güçleri hain çete saldırılarına ve benzer provokasyonlara karşı tutum almaya ve mücadele etmeye çağırıyoruz.
İnsanlığın başına bela olmuşlar
Açık ki mevcut AKP-MHP faşizmi, sadece Kürt halkının değil, tüm bölge halklarının ve insanlığın başına bela olmuş barbar bir güçtür. Her gün bir yere saldırmakta ve hiçbir insani değer tanımamaktadır. Kürtlere yönelik yürüttüğü katliamlarla dünyanın gözü önünde açık bir soykırım suçu işlemektedir. Demokratik insani değerlere sahip olan herkes, bu faşist barbarlığa karşı ortak tutum almalı ve Kürt halkı üzerindeki soykırımcı katliamlarına seyirci kalmamalıdır…
Gerilla alanlarına da saldıracaklar
News Channel TV’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat Şengal’e yönelik saldırıları da değerlendirdi.
“İşbirlikçilik olmasaydı dört parça Kürdistan çoktan özgürleşmişti” diyen Hozat, şunları söyledi:
Türk devletinin en büyük korkusu ve kâbusu Kürtlerin ulusal birliğidir. En fazla sarıldığı şey Kürt işbirlikçiliğidir, o tarihsel ihanet damarıdır. Bu işbirlikçi damar ve gelenek sömürgecilikle hareket ediyor. Bu işbirlikçilik olmazsa sömürgecilik tarihe karışmıştı. Sömürgeciliğe sürekli can suyu işbirlikçiliktir ve bu da Kürtlerin en büyük talihsizliğidir.
İşbirlikçilik olmazsa Türk devleti cesaret alıp Cerablus’a, Bab’a, Minbic’e mi saldırırdı, tehditler mi savururdu?
Rojava Devrimi’ni tasfiye etmek için plan mı yapardı?
İşbirlikçilik olmazsa Türk devleti Başika’ya, Bamerni’ye, Kanimasi’ye mi gelirdi.
Yeni üsler anlaşması
Türk devletinin Başika’nın dışında Tel Afer, Şengal, Musul çevresinde ayrıca askeri üs kurma konusunda KDP ile anlaştığı söyleniyor. Zumar tarafında da askeri üs kurdular. Şengal’i işgal etme hazırlıkları, pratik planlaması orada yapıldı. Bu anlamda işbirlikçilik Türk sömürgeciliğine Güney’i tamamen açtı.
Sömürgeci Türk devleti siyasi, ekonomik, askeri olarak Güney’i işgal etmiş durumdadır. Güney açlıktan kırılıyor, ciddi bir ekonomik kriz var, Güney’deki paralar AKP’ye gidiyor.
Ulusal Kongre’ye yanıtı
KDP’nin Ulusal Kongre’ye yanıtı, Türk sömürgeci devletinin Kürt soykırımına dâhil olmaktır, Şengal saldırısıdır, Medya Savunma Alanları’na karşı yapacakları saldırılardır, referanduma destektir.
Şengal saldırısıyla Minbic saldırısı aynı zamanda gerçekleşti. Ankara görüşmelerinden sonra gelişti ve bu saldırılar da yayılacak. Medya Savunma Alanları konusunda da anlaşmışlar, bu alanlara da saldıracaklar.
Mektuba cevap verilmedi
Ulusal Kongre için KDP’ye de mektup gönderdik. Bir iki hafta sonra görüşümüzü iletiriz, dediler. Bir iki hafta geçti cevap gelmedi. Tekrar arkadaşlar ilişkiye geçti; cevap verecektiniz, cevabınızı bekliyoruz, bu zamanlar önemlidir zaman kaybetmeyelim, bir araya gelelim, bir toplantı yapalım kongreye gidelim, diye. Bekleyin cevap vereceğiz, deyip oyaladılar, sonra bir baktık Mesud Barzani Münih’te çıktı, Binali Yıldırım ile oturdu, Ankara görüşmesini kararlaştırdı, sonra ayağının tozuyla Ankara’ya gitti. Sonra baktık ki bu görüşmelerden Kürt Özgürlük Hareketi’ni tasfiye; Şengal’e işgal, Minbic’e saldırı planı çıktı.
Gelsin hemen yapalım
Bunlar doğru değilse buyursun biz yarın Ulusal Kongre yapmaya hazırız. Hemen yarın Hewlêr’de yapalım, uzatmayalım da. Keşke niyet ve yaklaşım bu olsa.
Bu işbirlikçi tutum ve yaklaşım sonuç almaz ve kendi sonunu da getirir. Bu uğursuz tutumdan çıkmalıdır, vazgeçmelidir.
KDP kaçırdı, haber yok
Hewlêr’de 4 Mart’ta Şengal’e saldırıları protesto etmek isteyen ve KDP tarafından gözaltına alınan 11 kişiden haber alınamıyor.
HDP Hewlêr temsilcilerinden Abid İke, gözaltına alınanların çoğunun Kuzey Kürdistan’da AKP baskılarından dolayı 2009’dan beri Güney Kürdistan’a gelmek zorunda kalanlar olduğunu, bunun da KDP tarafından bilindiğini söyledi. İke, şunları söyledi: “Bazılarını sınır dışı edip Süleymaniye’ye gönderiyorlar. Çoğu Türk zindanlarında kalan arkadaşlardır ve Türkiye’ye verileceği bilgilerini alıyoruz.”
KDP tarafından tutuklanan ve kendilerinden haber alınamayanların isimleri şöyle: Kutbettin Yazbaş, Ferhat Mardin, Ali Amed, Aydın Yalvaç, İbrahim Dağ, Fırat Can, Efendi Satıcı, Yusuf Yakup, Nizamettin Mustafa, İbrahim Dağ ve Haci Özen.
Aileler: Çetelerinizi çekin

Êzîdxan savaşçı ve şehit aileleri, KDP’nin saldırısını Şengal’in Serdeşt bölgesinde yaptıkları basın açıklamasıyla kınadı.
Aileler adına İlyas Qasım açıklamayı okudu. 3 Ağustos 2014 fermanı gibi, bugün de aynı girişimlerde bulunuluduğunu belirten Qasım, “Savaşçı ve şehit aileleri olarak, Êzîdîlere karşı yapılacak her türlü saldırıya karşı duracağız. Şengal Dağını savunmak için burada bulunuyoruz. Toprağımızı savunacağız ve baş eğmeyeceğiz. PDK’den, halkımız için hiç birşey yapmayan güçlerini geri çekmesini istiyoruz” dedi.
ANF / BEHDİNAN