Güney Kürdistan’daki mevcut güç ve üslerinin arttırılmasının yanı sıra Şengal’in dibindeki Başika’ya kadar Irak’a rağmen Türk askerlerini yığan, Türkler ile birlikte devşirdiği çeteleri eğiterek Kürt Özgürlük Hareketi ve Rojava Devrimi’ne karşı hazırlayan KDP yönetimi, geçen hafta yapılan Türkiye ziyaretinin ardından son şekli verilen planı hayata geçirmeye başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın DAİŞ ile mücadele stratejisine son şeklini verme hazırlığının arefesinde Türk devleti Rojava’ya yüklenirken işbirlikçisi KDP de Şengal’de ilk adımını attı. 

Şengal’in Xanesor beldesinde Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) kontrolündeki bölgeye girmek isteyen KDP’ye bağlı ve Türk güçlerinin eğitiminden geçen silahlı bir çeteye, Êzîdî güçleri karşılık verdi. YJŞ Komutana Rosyar Vejin’in aktardığına göre; önceki akşamdan itibaren yığınak yapıldı. Êzîdî güçleri, çatışmadan kaçındı. Ama KDP-AKP prodüksiyonu çete, kontrol noktalarına saldırdı. ‘Rojava peşmergeleri’ etiketiyle işbirlikçi ihanetçiler, Türk hizmetkarları ve KDP’ye sığınan lejonerlerden oluşan çete, Xanesor ve Sinune bölgesinde havan, doçka ve ağır silahlarla saldırdı. KDP,  Şengal'in tamamına yoğun sevkiyata devam etti. İlk saldırılarda bir YBŞ savaşçışı şehit düştü, 3’ü de yaralandı. Bunun üzerine YBŞ ve YJŞ savaşçıları karşılık vermek zorunda kaldı. Dün sabah başlayan çatışmalar öğleden sonraya kadar devam etti.

Alandan ANF ve Rojnews’e ulaşan bilgilere göre; onlarca çete elemanı öldürüldü. Sağ yakalananlar arasında DAİŞ’ten transfer 2 çete elemanı da var. "KDP’nin oyununa gelerek kardeş savaşında yer almak istemiyoruz" diyen onlarcası YBŞ’ye sığındı. Bazıları ise KDP tarafından apar topar götürüldü.  Êzidî halkı, KDP yaralanan çete elemanlarının Sinune'de tedavi edilmesini engelledi. Bunun üzerine bazı KDP'li yaralılar Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye'ye götürüldü. 


DAİŞ’ten ÖSO’ya oradan Şengal’e


Arap olan eski 2 DAİŞ’linin Türk ordusunun Cerablus işgaliyle birlikte DAİŞ'ten ayrılıp 'ÖSO' etiketi altındaki çetelere katılmış. Son dönemlerde Türk ordusu tarafından eğitilip 'Rojava Peşmergelerine' adını kullanan cehş yapılanmasına transfer edilmiş. Yerel kaynaklar, Barzani’nin son Türkiye ziyareti sonrasında 'Fırat Kalkanı' işgal harekatında yer alan bir grubun "Rojava Peşmergeleri" adı altında Hewlêr'e taşındığını aktararak, bu 2 DAIŞ'linin de aynı ekipten olduğunu söyledi.


Kardeş kavgası değil ihanet savaşıdır


Şengal Koordinasyonu Üyesi Zeki Şengalî, Stêrk TV yayınında KDP-TC çetelerinin Şengal'e dönük saldırılarının 'birakuji’ değil 'ihanet savaşı' olduğunu belirtti.


Saldıran çetenin başında Şengal’i bırakıp kaçan var


KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta da ÇIRA TV'de KDP ve Türk devletinin Şengal'e dönük saldırılarını değerlendirdi. Avesta, "Serbest adlı çetebaşının kontrolünde bulunan silahlı gruplar, 3 Ağustos 2014’teki DAİŞ saldırısında Şengal’den kaçmış ve eğitilerek, dünden bu yana sivillerin yaşadığı Xanesor’a saldırı için tekrar gönderilmiştir. Bu ortak bir konsepttir ve 74. fermanı halkımıza yaşatmak istemektedirler" dedi. Avesta, yaşananların bir provokasyondan çok kapsamlı bir konsept olduğunu ve bu planın Barzani’nin Ankara ziyaretinde gerçekleştiğini belirtti. 


Êzîdxan’ı işgal girişimidir


Avesta şöyle dedi: "Bu saldırılar Êzîdxan’ı işgal girişimidir ve Êzîdî halkına en büyük ihanettir. ENKS ve KDP’nin Şengal’de hiçbir meşruiyeti bulunmamaktadır. Tek amaçları halkımızı katliamdan geçirmektir. YBŞ-YJŞ güçleri bu sabahtan beri büyük bir direniş göstererek saldırıları kırmıştır. Saldırganlar 3 Ağustos 2014’te Şengal’i, DAİŞ çetelerine bırakmıştı. Sonrasında mağduriyet adı altında aldıkları silahlarla Êzîdî halkına saldırıyorlar. Hedefleri açıkça ortadadır. 


Geniş bir konseptin parçası


Minbic’te harekete geçtiler, Girê Spî’de de hazırlık yapıyorlar. Şimdi de Şengal halkının iradesini kırmak ve kendilerini bölgeye yerleştirmek istiyorlar. Böylece Rojava Devrimi’ni boğmayı hedefliyorlar. Onların burada yeri yoktur. Bu plan 2007 yılından beri gündemdedir. 2014’teki fermanın devamıdır.”


Şengal’e ikinci soykırım


KCK Dış İlişkiler Komitesi de yazılı açıklama yaptı. KDP ve Türk devletinin Şengal halkı ve savunma güçlerine yönelik sözlü saldırıların dün itibariyle silahlı bir biçim aldığını belirten Komite, Barzani’nin bir hafta içerisinde Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’la iki kez görüşmesi, Türk Dışişleri Bakanı’nın açıklamasını hatırlattı. Açıklamanın devamında özetle şunların altı çizildi:

"YBŞ ve YJŞ, 2014 yılında DAİŞ vasıtasıyla gerçekleşen soykırım saldırısında hem Êzîdî direnişin kalesi hem de soykırımcı güçlerin ayıplarını yüzlerine vuran bir abidedir. Bugün Şengal’e saldıran güçlerle 2014 yılında Şengal’e saldıran güçler aynı zihniyet ve politik hedeflerle hareket etmektedirler. Bugün saldıran güçler 2014 yılından sonra inşa edilen direniş kalesini yıkmak, Şengal’deki Êzîdî varlığına son vermek istemektedirler. Türk devleti bu saldırılarla birlikte Şengal’den başlamak üzere Güney Kürdistan coğrafyasını savaş alanına çevirmeye çalışmakta bu vesileyle de Güney Kürdistan’ı işgal etmeyi hedeflemektedir… Tüm halkımız bilmelidir ki, hareketimiz Şengal Êzîdî halkını tıpkı 2014 yılında olduğu gibi tekrar savunmakta hiçbir tereddüt göstermeyecektir. TC ve KDP’nin gerçekleştirdiği 2. soykırım saldırılarına karşı herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz.” 


10 Êzîdî örgütünden KDP'ye tepki

Êzidî örgütleri, KDP'nin Türk devletiyle işbirliği halinde Şengal'e saldırını kınadı. "KDP Başkanı Barzani, Erdoğan’ın talimatı üzerine saldırma kararı almıştır. Bu durum zaten Binali Yıldırım'ın Hewlêr ziyaretinde ortaya çıkmıştı. Hiçbir zaman sessiz kalmayacağız" diyen örgütler şunlar: NAV YEK (Navenda Yekîtîya Komelén Ézdiya), SMJÉ (Siwana Meclisé Jinén Ézidi), HCÉ (Hevgirtina Ciwanén Ézidi), MŞD (Meclisa Şengalé ya Diaspora), PHKÉ (Platforma Hûnermendé Kurdén Ézidi), Meclisé Gundé Ézdiyén Bakur, Mala Êzdiyan li Kantona Cezîrê/ Rojava, Komeleya Êzdiyan li Kantona Efrînê/ Rojava, Hevbendiya Êzdiyên Sûriye(HÊS) ve Mala Êzdiyan li Siegen.




KDP hem dedektör hem de tetikçi oldu


Türklerin sırtını sıvazlayarak birlikte Kürdistan’ın petrol kuyularından beslendiği KDP, mahkumiyete varan işbirlikçiliğinin diyetini Kürtlere saldırarak ödemeye çalışıyor. AKP ile kader ortaklığı yapan Barzani yönetimi, soykırımla karşı karşıya bıraktığı ama bugün kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan Êzîdî Kürtlerine saldırdı.  Türklerle uzun bir hazırlığın, eşgüdümlü çalışmanın sonucu olan saldırı, adım adım geldiğini bir süredir ifşa ediyordu.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu, dünkü saldırıyı önceki gün duyurmuştu. Çavuşoğlu, çağırdıkları Barzani’ye Türkiye’de uyguladıkları protokolün, ortakları MHP tarafından eleştirilmesi üzerine, önceki gün saat 11.00 sıralarında şunları söyledi: "Şu anda özellikle PKK'ya karşı bizim en önemli Irak'taki müttefikimiz şu andaki yönetimdir. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte PKK'ya yönelik de bizim önemli birlikte ortak adımlarımız operasyonlarımız da olacak."

Şengal’deki saldırının habercisi olan bu açıklama, Türk devlet erkanının ilk açıklaması olmadığı gibi Barzani ailesiyle dünkü saldırıya varan planlamaları da yeni değil. 


Türklerin sözcülüğünü yapıyordu


Federe Kürdistan Başbakanı olan yeğen Neçirvan Barzani, son Türkiye ziyaretinin ardından özellikle Şengal ile ilgili söylemlerini artırarak PKK’ye karşı silah kullanma tehdidine kadar vardırmıştı. Neçirvan Barzani, yılın ilk ayında uluslararası katılımcıların huzurunda Şengal ve Rojava ile ilgili yanlış, provokatif ve dezenformasyona dayalı söylemlerde bulunmuş, KCK Dış İlişkiler Komitesi tarafından da tekzip edilmişti. Bunun ardından Barzani, bu kez Al Monitor’a yine PKK’yi karalayan, Türk devletinin hoşuna gidecek bir dil kullanmakla yetinmeyerek gerekirse silaha başvuracaklarını söyledi. 

Barzani, Al-Monitor’dan Amberin Zaman’a verdiği özel mülakatta, gerillanın Şengal’deki varlığıyla ilgili ithamlarına devam etti. “PKK’nin kesinlikle Şengal’i terk etmesi gerektiğine inanıyoruz” diyen Barzani, konuyla ilgili Bağdat ve Washington ile temas halinde olduklarını aktardı. Barzani, şunları söyledi: “Geri çekilmeleri konusunda şu ana kadar herhangi bir somut adım atmadılar. Kürdistan hükümeti olarak bizim de elimizde kartlar var ancak durumun bu seviyeye ulaşması kimsenin çıkarına olmayacaktır.” 

Al Monitor’un “Are you suggesting that you might resort to military force in order push the PKK out of Sinjar? -Şengal’den çıkarmak için PKK’ye karşı askeri güce başvurabileceğinizi mi ima ediyorsunuz-” sorusuna Neçirvan Barzani, tereddütsüz olarak “Yes, I am. -Evet, öyle” diye yanıt verdi.


Sahipleri hemen katıldı


Türk Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, aslında Barzani’nin Türkiye’de talimat aldığını, hatta bu konuda bir takvimlendirmenin bila yapıldığını, Hatay’da katıldığı bir törende ifşa etti. Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cerablus işgali ardından ve Musul operasyonu öncesi dillendirmeye başladığı Şengal konusuna dikkat çeken Kaynak, Şengal’de, yeni bir Kandil olmasına müsaade edilmeyeceğini tekrarladı. Kaynak, şöyle devam etti: “Şengal’de yeni bir Kandil olmasına müsaade etmeyiz. Türkiye Cumhuriyeti izin vermeyecektir. Asla müsaade etmez ama Barzani kendi egemenlik sınırları içerisinde olduğu için kendi görevini yapıyor. Sayın Barzani’nin başarılı olması en büyük temennimiz ama olmadığı takdirde de bunun gereğini yine Türkiye Cumhuriyeti, Türk Silahlı Kuvvetleri marifetiyle belirleyecektir.”


Kalın’dan Barzani’ye ‘aferin’


Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Barzani’nin açıklamasını ertesi günü gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kalın, “Sincar’la ilgili Sayın Neçirvan Barzani’nin açıklamasını destekliyoruz. Bölücü terör örgütünün orada bir konum elde etmeye çalışması kabul edilemez. Güvenlik tehditlerine Sincar eklenirse Türkiye gerekli tedbirleri alacaktır” diye konuştu.


HPG de cevap vermişti


HPG Şengal Komutanlığı da gerillalarının bölgeden çıkması için yapılan baskı ve tehditlere ilişkin yazılı açıklama yapmıştı. 

"Tüm Êzîdî halkımızın savunmasız bırakıldığı bir anda HPG olarak yurtseverlik ahlakı ve insanlık görevimiz gereği bu duruma müdahale ettik. O günden bu yana sadece Şengal ve Güney Kürdistan’ı savunmak için yürüttüğümüz direnişte 230’a yakın özgürlük savaşçısı şehit düştü. Bu mücadelemiz halkımız üzerindeki tehdit var oldukça da devam edecektir.”

Neçirvan Barzani ve Türk yetkililerinin tehditlerine dikkat çeken HPG Şengal Komutanlığı açıklamasına şöyle devam etmişti: “Bir süredir Şengal’deki güçlerimize karşı karalama propagandaları yapılmaktadır. En son Neçirvan Barzani ‘PKK güçleri Şengal’den çıkmaz ise güç kullanacağız’ tehdidinde bulundu. Türk devlet yetkililerinin yaptığı açıklamalara paralel olarak yapılan bu açıklamayı provokatif bir açıklama olarak değerlendiriyoruz. İşgalci Türk devleti Güney Kürdistan’ın pek çok yerini işgal altında tutuyorken bunlara sesini çıkarmayarak Şengal’deki güçlerimize karşı böylesi bir açıklamayı yapmak Kürt birliğine zarar vermektedir.’ 




Tarih bunları kaydetti


Êzîdî halkını ve yurdunu DAİŞ’in insafına terk ederek kaçan KDP’nin bugün Türk devleti ile birlikte Kürt’ün haysiyetine sahip çıkarak, yüz binleri katliamdan canlarını feda ederek kurtaran Kürdistan gerillasının eğittiği Êzîdî güçlerine saldırmasının meşruiyeti var mı? Bu sorunun cevabı için kısaca bir hatırlatma yapalım.


Gerilla niye Şengal’e gitti?


Gerilla ne pêşmergelerden ne de KDP’den Şengal’i aldı. Aksine Şengal’in tümden DAİŞ’in eline geçmesini engelleyerek pêşmergenin de Şengal’e girmesini sağladı. Gerilla Şengal’de Êzîdîlerin öz yönetimlerini ve öz savunmalarını kurmada yardımcı oldu. Şu anda Şengal’i savunan Yekîneyên Berxwedana Şengalê’dir (YBŞ). Şengal’de Êzîdîlerin meclisleri ve öz yönetimleri var. Her siyasi gücün Şengal’deki muhatabı oradaki öz yönetim ve öz savunma güçleridir. Bunlar yokmuş gibi Şengal ile ilgili konuşmada sadece PKK’den söz edilmesi gerçekliği çarpıtmaktır.


Şengal kimin ambargosu altında?


Şengal’e yardım gitmesini önleyen de halkın gidişine engel çıkaran da KDP yönetimidir. Üstelik bu uygulamalar, Başurê Kurdîstan hükümeti içinde yer alan diğer partilerin onayı alınmadan yapılıyor. KDP Şengal’i kuşatmış, tam bir ambargo uyguluyor. Giden hiçbir yardıma izin vermiyor. Heyetler bile gidemiyor. Sêmalka Sınır Kapısı da kapalı olduğundan Rojava Kürdistan üzerinden de Şengal’e yardım ulaştırılması engelleniyor. Zaten bu durum uluslararası kuruluşların raporlarıyla da sabittir. 


Êzîdîler niye dönemiyor?


Êzîdîlerin topraklarına dönmesini engelleyen de KDP’dir. Şu anda YBŞ ve Êzîdî öz yönetim organlarının yanında KDP pêşmergeleri ve siyasi sorumluları da Şengal’de. KDP, Şengal halkını Türk devletiyle korkutuyor. Böylece YBŞ ve öz yönetim organlarının kendilerine teslim olmasını dayatıyor. Êzîdî halkı 3 Ağustos öncesine dönmek istemiyor. Öz savunmasının olmaması ve öz yönetime sahip bulunmaması soykırımla karşı karşıya gelmesine neden oldu. KDP ise Êzîdîlere soykırım getiren 3 Ağustos öncesi durumu yeniden yaratmak istiyor. Êzîdîlerin Şengal’e dönüşünde yetersizlik varsa KDP’nin bu dayatmalarının ve Türk devletinin saldırı yapabileceği konusunu şantaj olarak kullanmasının rolü belirleyicidir. KDP, Şengal’de Êzîdîlerin öz savunması olacak, Êzîdîler özerklik içinde kendi kendilerini yönetecek, her türlü saldırı ve işgal karşısında Êzîdîlerin yanında olacağız yaklaşımını ortaya koymadı.


KDP yönetimi neyi yapmadı?


KDP, Şengal’de sorunları şantaj ve tehditle değil, doğrudan Êzîdîlerin öz yönetim organlarıyla çözmek istemedi. Êzîdîlerin ortak öz yönetimini ve öz savunmasını sağlamaktan imtina etti. Şengal üzerinden karşılıklı şantaj, tehdit ve meydan okumalara değil, bir araya gelerek Êzidîlerin bir daha soykırıma uğramayacağı bir öz yönetim ve öz savunma sistemi kurmaya ihtiyacı olduğunu kabullenmedi. KDP, bu tutumuyla BM, Avrupa Birliği, tüm uluslararası güçler ve kuruluşların da Şengal’in özerkliği, öz yönetim ve öz savunmasına destek vermesi önünde blokaj oluşturdu.



TC’nin Güney’de büyüyen varlığı


AKP yönetimindeki Türk devleti, Güney Kürdistan’da işbirikçisi KDP’nin onayıyla bulunan üslerini hem alan hem de askeri mevcudiyet ve kapasite olarak büyüttü. Üstelik Şengal’deki gerilla desteği konusunda KDP ile ortak hassasiyet oluşturarak Başika’daki varlığını meşrulaştırmaya çalıştı.

Bilindiği gibi Türk üslerinin Güney Kürdistan’da kalıcılaşması 1994 yılında KDP Genel Başkanı Mesud Barzani ile Türk devlet yetkililerinin ‘sözlü’ anlaşması sonucunda pratikleşti. Anlaşma kapsamında Duhok, Zaxo, Hewlêr ve Salahaddin kentlerinde askeri alanlar oluşturuldu. Batufa, Bamerni, Begova ve Kanimasi bölgelerindeki Türk askeri varlığı işte bu döneme rastlıyor. 1997 yılında ise Türk ordusu ile KDP arasında yapılan anlaşma sonucu bölgede Türk askerinin bulunması resmileşti. Duhok’un kuzeydoğusuna düşen Kani Masi, Deralok ve Sirsi’de dört askeri üs kuruldu. O günden bugüne kadar Türk askerleri bölgeden ayrılmak bir yana üslerdeki sayısını arttırdı, güçlerini tank ve zırhlı araçlarla takviye etti.

Büyük çoğunluğu Uludere’nin 60 kilometre güneyindeki şehir merkezinde bulunan Türk askeri varlığı; 5 bin civarında asker, 150 dolayında tank, onlarca zırhlı araçtan ve saldırı tipi helikopterlerden oluşuyordu. Bu rakamların hepsi özellikle son dönemde çok daha fazla büyüdü. Tank birliklerinin özellikle Kuzey Kürdistan sınırına yakın noktadaki Batufa ile Kanîmasî’de konuşlandırılmış olması dikkat çekici.

Ayrıca Amediye şehir merkezinin kuzeyinde Türklere ait bir karargah bulunuyor. Buraya hem takviye yapıldı, hem de buradan yürütülen istihbarat çalışması, yerel unsurların katkısıyla genişledi, teknik donanım yükseldi.

Zap alanı ile Gare Dağı arasında yer alan Şeladizê ve Deraluk’ta ise 10’dan fazla tank ve bine yakın asker ve çeşitli askeri araçlar bulunuyordu. Üç rakam da katlandı.

Türk ordusunun Bamernê, Bêqulkê, Qadişê ve Begova’da tank, top ve helikopter bulundurduğu biliniyor. Ayrıca Amediye, Zaxo, Hewler ve Duhok’ta Bolu ve Kayseri Dağ Komando Tugaylarından Türk Özel Kuvvetleri (bordo bereliler) ve MİT mensupları bulunuyor.


Bunlarla da yetinmedi


Türk ordusu, yukarıda sıralanan yerlerle de yetinmedi. Son dönemlerde Kerkük-Hewlêr arasında bulunan ve KDP’nin Kerkük güzergahında son kontrol noktası olan Altunköprü; Musul’un kuzeydoğusunda bulunan Başika; Êzidi kenti Şexan’ın güneyinde bulunan Gali Zardık köyü; Şii Kürtlerin yaşadığı Xaneqin; Êzidi kenti Şengal; Kandil’e 40 kilometre uzaklıkta bulunan Diyana ve Medya Savunma Alanları’na bağlı Xinerê’ye yakın Sideka nahiyesinde yeni askeri üsler kurmuş durumda.


Parlamento kararına rağmen


Türk ordusunun Güney Kürdistan’daki varlığı, tamamen KDP’nin istemi, onayı ve iktidar hırsının mecburiyeti dışında, bugün için hiçbir meşruiyeti ve yasal dayanağı yok. 26 Şubat 2008’deki Türk saldırısı sonrası Güney Kürdistan Meclisi, üslerin kapatılması kararı aldı. Neçirvan Barzani, bu açıklamadan bir hafta sonra, 3 Mart 2008’de Hewlêr’de yaptığı bir basın toplantısında, "Kürdistan Hükümeti, Kürdistan bölgesinde bulunan Türk askeri üslerini boşaltmak için çaba içindedir“ dedi. 2012’de ise Merkezi Bağdat Hükümeti, Türkiye’ye ait askeri üslerin kapatılması ve yabancı güçlerin Irak topraklarına girişinin yasaklanmasına karar verdi. Ancak Türk ordusu askeri gücünü çekmek bir yana daha da arttırdı. Çünkü KDP, işbirliğini bırakmak istemedi. İç muhalefete karşı sırtını Türklere dayamayı tercih ederek, Güney Kürdistan’ı da peşkeş çekti.