Kürdistan’da halka ‘Türk’ün gücünü göreceksiniz’ diyerek savaş açan Türk devleti cezaevlerini de işkencehaneye döndürüyor. OHAL ilanı ardından cezaevinde yaşanan saldırılar artarken, Ödemiş’te Kürt tutsaklara yönelik saldırıyla ilgili yeni ayrıntılar ortaya çıktı. HDP tutsaklara yönelik işkenceyi Meclis’e taşıdı. 

15 Temmuz Darbe girişimi sonrası İzmir Kırıklar 2 No’lu F Tipi Cezaevi’nden Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen ve 4 Ağustos gecesi darp edilen 14 tutsağa ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. 10 Ağustos günü açık görüşte tutsaklarla görüşen aileler, tutsaklara öldüresiye işkence edildiğini belirtti. 


İki gün yemek verilmemiş


Cezaevindeki tutsaklardan Aslan Kızıl’ın kardeşi Abdulaziz Kızıl, cezavindeki görüş ardından DİHA’ya konuştu. Kızıl, “Tutsaklar öldüresiye darp edilmiş, işkenceden sonrada iki gün boyunca yemek verilmemiş” diye aktardı. 




Sırtında ayakkabı izi var


Tutsaklardan Hasan Dağhan’ın annesi Halime Dağhan’ın aktardıkları ise yaşanan işkencenin boyutlarını ortaya koyuyor. Tutsakların vücutlarında aradan geçen bir haftaya rağmen darp izlerinin mevcut olduğunu söyleyen Dağhan şunları belirtti: “Onları öldürmüşler ama Allah öldürmemiş. Tutsakların sırtının ortasında 44 numara ayakkabı izi çıkmış durumda. Halen kan kusan tutsaklar mevcut. Ayakta duramayan tutsaklar var, felç noktasına gelmişler.” 


İşkence kayıtta

Tutsakların kamera önünde darp edildiklerini söyleyen Dağhan, Adalet Bakanlığı yetkililerinin kamera görüntülerini izleyerek gerekli soruşturmaları başlatmalarını istedi. 



‘Size darağacı kuracağız’

Dağhan’ın babası Şehmus Dağhan ise darp edilen 14 tutsağın gardiyanlar tarafından “Size 3 darağacı kuracağız. Türk’ün gücünü göreceksiniz. Hiçbiriniz sağ çıkmayacaksınız” şeklinde tehdit edildiğini aktardı. 


‘Haberimiz yoktu demeyin’

Devlet yetkililerine seslenen Dağhan, “Yarın kimse ‘paralelciydi bunlar, haberimiz yoktu’ demesin. Biz sizi haberdar ediyoruz. Özel olarak yetiştirilen gardiyanlar çocuklarımızı imha etmek için yollanmış. Tutsaklar perişan hale getirilmiş” dedi. 


Açık görüş ardından tutsaklar koğuşlarına götürülürken ailelerin bir saat salonda bekletildiklerini belirten Dağhan, “Kapıları vurduktan 1 saat sonrasında gelip bizi aldılar. Sırıtarak gelmeyin niye geliyorsunuz dercesine bizlere yaklaştılar” dedi. Kürt halkının cezaevlerine karşı duyarlı olması gerektiğini belirten Dağhan, “Artık bu son noktadır, yönelim imhadır. Çocuklarımız öldürüldükten sonra neden yaşayacağız. Herkes kararını versin ve tutsaklara sahip çıksın” çağrısında bulundu. 



Hazır olda marş dayatılıyor


Hasta tutsaklar arasında yer alan Mehmet Yayan’ın ablası Yaşar Berikan’ın anlattıkları ise 12 Eylül döneminde Diyarbaır Cezaevinde yaşananları hatırlatıyor. Tutsakların 40 dakika boyunca darp edildiklerini ve bu darp esnasında Yayan’ın birçok kaburgasının kırıldığını belirten Berikan, Cezaevi Birinci Müdürü Celal Aslan’in kardeşini işkencenin ardından odasına çağırarak “Sizden çok şey istemiyoruz. Sadece akşamdan akşama gardiyanlar odanıza geldiğinde hazır olda durarak ilk önce ‘vatan canım sana feda’ ondan sonra ‘ne mutlu Türk’üm diyene diyeceksiniz’” dediğini aktardı. 

Saldırı ardından Cezaevi Müdürü Aslan’ın gardiyanlara “Çocuklar neden böyle yaptınız” diyerek adeta tutsaklarla alay ettiğini de sözlerine ekledi. 

HDP: Soruşturma başlatılsın 

HDP Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde gerçekleşen işkence ve darp olaylarının incelenmesini ve sorumlu cezaevi personeli hakkında Adalet Bakanlığı tarafından soruşturma başlatılmasını istedi. Meclis’te dün basın toplantısı düzenleyen Kürkçü, cezaevindeki saldırıya ilişkin ellerine ulaşan şu bilgileri de paylaştı.


14 tutsak darp edildi 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından Kırıklar F Tipi Kapalı Cezaevi’nden Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’ne 2 Ağustos 2016’da sürgün edilen tutuklu/hükümlülerden Mehmet Yayan, Murat Işık, A. Vahap Narin, Nevzat Kılıç, Hasan Dağhan, Şiyar Aydemir, Muzaffer Öner, Aslan Kızıl, Ozan Kısa ve Fırat Çelebi Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi personeli tarafından darp şiddet ve işkenceye maruz bırakılarak ağır şekilde yaralandı. 


‘Niye ayağa kalkmadınız’ dayağı

4 Ağustos 2016 akşamı 20.30 sıralarında Cezaevi Birinci Müdürü Celal Aslan’ın bir koğuşa giderek ayakta sayım istediği, müdür koğuştan çıktıktan hemen sonra gardiyanların o koğuşa saldırıp ‘Siz nasıl müdürümüz gelir de ayağa kalmazsınız’ diyerek, tutuklu/hükümlüleri darp etmeye ve sürüklemeye başladığı, onları koğuşlarından çıkartıp bir avluya götürdükleri ve orada darp ederek ters kelepçe ile bağladıktan sonra 14 kişiyi yere yatırdıkları belirtildi. 


Hazır Kuvvet ekibi

Sonrasında cezaevinde gardiyanlardan oluşturulan “Hazır Kuvvet” olarak adlandırılan 10 kişilik bir ekibin ‘Ne mutlu Türk’üm diyene, vatan sana canım feda, teröristleri burada barındırmayacağız, idam gelecek gebereceksiniz buraya darağacı kuracağız’ sloganları atarak koridoru kat ettikten sonra 14 kişinin ters kelepçelendiği avluya geldiği, diğer gardiyanlarla birlikte tekbirler getirerek tutuklu/hükümlüleri ağır bir şekilde darp ettikleri kaydedildi. 


Karnında 28 cop izi 

Tutuklu/hükümlülerden Murat Türk’ün ellerine basarak işkence yapıldığı, Fehmi Işık’ın sol gözünün tamamıyla şiş, burnunun kırık, dudaklarının ise patlak olduğu, böbrek hastası olan Abdul Vahap Aydemir’in karnında 28 ayrı cop izi olduğu ve 5 gündür yoğun şekilde idrar kanaması yaşayan Aydemir’in, ayakta duracak durumda dahi olmadığı, Hikmet Adsız isimli tutuklu/hükümlünün darp esnasında sol dizinin yerinden çıktığı, ağır diyabet hastası olan Abdulkahar Aksoy’un ise iki diz kapağında derin yaralar olduğu yukarıdaki iddialarla birlikte aileleri tarafından telefon ile tarafıma aktarılmıştır.

Tutuklu ve hükümlülere hiçbir şekilde gazete verilmeyip mektuplarına el konulduğu ve çıplak arama uygulaması dayatıldığı da şikayetler arasındadır.  n HABER MERKEZİ 



Hastalar tedavi edilmiyor  

Aileleri aracılığı ile İHD’ye başvuran Osmaniye T2 Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, hasta tutsakların tedavi edilmeyerek hakaret ve saldırılara maruz kaldığını aktardı. 
Osman Bozkurt adlı tutsağın hasta tutsakların tedavi edilmeyerek hakaret ve saldırılara maruz kaldığını belirterek, “Revire gidemiyoruz. Gittiğimizde zaman hakarete uğruyoruz. Her zaman darp ediliyoruz. Görevliler koğuşumuza gelindiğinde her yeri dağıtıyor ve kırıyor. Bize, ‘Görevimiz dağıtmak, kırmak. Sizin de göreviniz toplamaktır’ diyorlar ve hakaret edip, darp ediyorlar. Bizler var olan haklarımızın ihlal edilmemesini istiyoruz” diyerek, duyarlılık çağrısında bulundu. 




Su bile verilmiyor 

Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nden Antep L Tipi Cezaevi’ne sürgün edilen tutsaklardan İsmail Tüzün ve Azad Baltaş cezaevi girişinde çıplak aramaya itiraz edince şiddet gördü ve tek kişilik hücreye atıldı. Cezaevinde görüştüğü ağabeyinin yüzünde morluklar olduğunu belirten Özgür Tüzün, “Çırılçıplak bir şekilde tek kişilik hücreye atılmış. Hücrede havalandırma yok. Su verilmiyor. Sadece günde yarım saat çeşmeden akan kirli suyu veriyorlar. Kantinden su almak istiyor, fakat buna da izin vermiyorlar. Yaşamak için o kirli suyu içmek zorunda kalıyor” dedi. Ağabeyinin vücudunda şarapnel parçalarının bulunduğunu ve hasta tutsaklar listesinde yer aldığını söyleyen Tüzün, 13 yıldır cezaevinde olan ağabeyinin tedavi için 1,5 yıl önce Elbistan’dan Amed’e getirildiğini belirterek, “Ameliyatına bir ay kala apar topar buraya sürgün edildi. Bu durum onun tedavisine engel oldu” şeklinde konuştu. 



Zindan içinde zindan

Zrabzon Cezaevi’nde kalan S.A. isimli tutsak, Özgürlükçü Hukukçular Derneği’ne (ÖHD) gönderdiği mektupla OHAL’in cezaevine yansımasını gözler önüne serdi. Sayılarının 60 olduğunu, küçük ve basık hücrelerde 6’şar kişi kaldıklarını belirten S.A, 2 aydır avukat ziyaretlerinin haftada bir günle sınırlandırıldığını belirterek, “Koğuşların haftalık avukat görüş günleri var ve günü belirlenmiş koğuştaki hükümlülerin avukatları başka bir gün geldiğinde görüştürülmüyor” dedi. 

S.A, havalandırmanın büyük kısmının üstünün güvenlik gerekçesiyle tellerle örüldüğünü aktararak, “Öyle ki gökyüzü bile net görülemiyor. Zindan içinde zindandayız. Bunun da hukukta yeri var mı? İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza’ya itirazdan olumlu sonuç çıkmıyor” diye belirtti. 







Tekirdağ’da özel işkence ekibi


İşkence ve hak ihlalleriyle gündemden düşmeyen Tekirdağ Cezaevi’nde hak ihlalleri OHAL ilanı sonrası ciddi boyutlara ulaşmış durumda. 

Bir tutsak yakını “Cezaevinde görüştüğüm yakınım 12 kişilik eğitimli bir ekibin devrede olduğunu söyledi” dedi. Tutsak yakını şunları anlattı: 

*  Tekirdağ’da 12 kişilik eğitimli bir gardiyan grubu kurulmuş. Odalara girip politik tutsaklara koğuşlarda ciddi işkenceler yapıyorlar.

* 2 devrimci tutsak ters kelepçelenip üzerindeki elbiseler çıkartıldıktan sonra ayakları bağlanarak süngerli odaya koyulmuş. 

*  Kol ve parmakları kırık olmasına rağmen revire gönderilmemişler. 

*  Yine sol örgüt davasından hükümlü olan tutsakların koğuşlarının arasına iletişimi kesmek için adli tutsaklar yerleştirilmiş. 

*  Tek sıraya dizdikleri mahkumlara ‘burada insan aramayın, insan yok burada’ diye bağıran gardiyanlar, özellikle görüş günlerine yakın bacak ve kalça bölgesini coplayarak mahkumları yürüyemez durumda ailelerinin karşısına çıkarmaya çalışıyorlar. 

*  Yine gardiyanlar odaya girdiğinde elleri cebinde olan bir tutsağa ‘bizi görünce doğru düzgün durmayı öğreneceksiniz’ diye bağırıp işkence yapmış. 

*  Aynı gardiyan timi devrimci bir tutsağı işkence sonrası adli tutukluların arasına atarak linç ettirmiş.


Tüm cezaevleri işkencehane

İHD Cezaevi Komisyonu’ndan Zeynep Ceren de bütün cezaevlerinin işkencehanelere döndüğüne işaret ederek şunları paylaştı:

* Sincan Cezaevi’nden görüştüğüm PKK’li tutsak çıplak arama uygulamasına tabi tutulduklarını buna direnince çok ağır bir saldırıya maruz kaldıklarını ifade etti. Kendim de darp izlerini gördüm ancak doktor yok denilerek revire çıkarılmaları engellenmiş. Buna dair tutsaklar suç duyurusu yapmış. 

* Bütün cezaevlerindeki sorunlardan biri olan ortak alana çıkarma, etkinlik gibi haklar engelleniyor. 

* Tekirdağ özelinde söylüyorum 3 kişilik odalarda 6 kişi yatıyor ve sürgün gelenlerin hiçbirine yastık, yorgan verilmemiş. 

* Masa ve sandalye olmadığından yemeklerini yerde yemekteler. 

* Aradan 1 hafta geçmesine rağmen geldikleri cezaevindeki eşyaları para, kitap gibi cezaevinde yaşamsal olan ihtiyaçları teslim edilmemiş. 

* Parası olanların dahi kantin alışverişi engelleniyor.

* Bardaklarına el konulduğu için meyve suyu kutularından karton bardak yapıp kullanıyorlar. 

* Sıcak su hiç verilmediği gibi soğuk su da çok az verilmiş. Cezaevi yönetimine yaptığımız başvurularsa çeşitli gerekçelerle reddediliyor.”


Yarısı yerde yatıyor 

Tekirdağ 1 No’lu F tipi hapishanesindeki tutsaklardan Fehmi Karaman gönderdiği mektubunda “Şu anda üç kişi yerde yatıyor, üç kişide ranzada bütün devrimci yurtsever tutsakların üç kişilik hücrelerini birleştirerek 6 kişilik yaptılar. Revir, berber vs. 15 gündür yok, doktor yok denilerek revire kimse çıkarılmıyor. Hastanede yeni ameliyat olan hasta tutsak 1-2 saat içinde tekrar hücresine geri getirilebiliyor. 6 kişiye 3 kişilik yemek verilmekte. Neye itiraz edersek ‘dilekçe yaz’ deniliyor ama dilekçelerimize cevap verilmiyor. Ziyaret yerlerindeki pencereler kaynak yapıldığı için ziyaret yerleri havasız kalmakta, 1 haftadır sular bulanık akmakta” diye aktardı.


ERHAN ÇALIHAN/İSTANBUL