Türk Lirası’nın (TL) girdaptaki serbest düşüşüne önlem alınamıyor. Dolar/TL’nin Asya borsalarının açılışıyla yeni haftaya 7.06’dan başlayıp 7.23’e kadar yükselince devlet, haftanın ilk iş günü öncesi bütün araçlarını deveye koydu, ancak hükümsüz kaldı. TL’nin düşüş limiti, Türk ekonomisi 'resesyon'a doğru iterken bir 'bankacılık krizi'ni tetiklemek üzere.

Kürt düşmanlığından dolayı Suriye’deki savaşa müdahil olmasına rağmen Rojava Devrimi’nin durduramayan Türk devletinin 24 Temmuz 2015’te Kürtlere karşı yeniden başlattığı savaşa endeksli toplumsal, siyasal ve ekonomik dizaynın bedeli ödenmeye başlanıyor.

Tek adam yönetimiyle devletin ırkçı-dinci bileşenlerini anti Kürtlük etrafından birleştiren, toplumsal çürümeyle beraber seçmen iradesini teslim alan Erdoğan, baskın seçim öncesi alarm çalan ekonomik krizi, ABD ile yaşanan gerginliğin ardından kontrol edemez oldu. Devletin, dün iktidar sözcüleri, ekonomi kurumları, polis ve yargı ayaklı tüm girişim ve önlemleri, TL’deki değer kaybını durdurmaya yetmedi.

Dolar/TL’nin Asya borsalarının açılışıyla yeni haftaya 7.06’dan başlaması ve 7.23’e kadar yükselince gündüz sermaye sahiplerini tehdit Türk Cumhurbaşkanı Erdoğan, ifadelerini yumuşatan bir açıklamayı Cumhurbaşkanlığına yaptırdı.

Cumhurbaşkanlığı, sermayeye el konulmasının söz konusu olmayacağını iddia etti, Erdoğan da gündüz saatlerinde serbest piyasaya iman edeceklerini söyledi. Aynı saatlerde damadı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, açıklama yaparak kurdaki gelişmelerinin net bir saldırının göstergesini olduğunu iddia etti. Albayrak, "Mevduatlara asla el konulmayacak.

Hesaplardaki dövizler TL’ye çevrilmeyecek. Gerekirse mali kural uygularız. Aksiyon planımızı hazırladık" dedi. Dolar/TL, ABD-Türkiye gerginliği para politikasına ilişkin endişeler ve TL'deki değer kaybının şirketlere ve makro göstergelere zarar vereceği endişesiyle illikit piyasalarda 7.24 ile zirveyi test ettikten sonra Albayrak’ın işaret ettiği adımlar atıldı.

BDDK sınırlama getirdi

Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu (BDDK) swap işlemlerine sınırlama getirdiğini duyurdu. BDKK açıklamasında, "Bankaların yurt dışı yerleşiklerle yaptıkları bir bacağı döviz diğer bacağı TL olan para swaplarından, işlemin başlangıç tarihinde spotta yurtiçi bankaların TL verip döviz aldıkları swap işlemleri bankaların en son hesapladıkları yasal öz kaynaklarının yüzde 50'sini geçemeyecek olup, bu minvalde mevcut aşımlar giderilinceye kadar yeni bir işlem yapılamayacak ve bu mahiyetteki vadesi gelen işlemler yenilenemeyecektir. Söz konusu oran günlük olarak solo ve konsolide bazda hesaplanacaktır" ifadeleri yer aldı.

TCMB, iki açıklama yaptı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) sabah TL'deki değer kaybının önüne geçmek için iki hamle yaptı. İlk açıklamasında iki adımlı tedbirler yer aldı. Türk Lirası likidite yönetimi bağlamında şunlar taahhüt edildi:

  • Merkez Bankası tarafından gün içi ve gecelik vadedeki hazır imkânlar çerçevesinde bankalara ihtiyaç duydukları tüm likidite sağlanacaktır.
  • Türk Lirası işlemler karşılığında alınan teminatların iskonto oranları tür ve vadelerine göre güncellenerek bankalara teminat yönetiminde esneklik tanınacaktır.
  • Bankaların Türk Lirası işlemleri için kullanabilecekleri teminat döviz depo limitleri 7,2 milyar euro seviyesinden 20 milyar euroya çıkarılmıştır.
  • 1 hafta vadeli repo ihalelerine ilave olarak ihtiyaç duyulan günlerde geleneksel yöntemle 91 güne kadar vadeli repo veya depo satım ihalesi açılabilecektir.
  • Bankacılık sistemi fonlama ihtiyacının yüksek olduğu günlerde vadeleri 6 – 10 gün arasında olmak kaydıyla farklı vadelerde birden fazla repo ihalesi açılabilecektir.
  • 1 hafta vadeli repo ihalelerinde kazanan tekliflerin bir bölümünün veya tamamının, bankalar tarafından talep edilmesi halinde repo işlemi yerine aynı faiz oranı ve vade ile Bankalararası Para Piyasasında depo işlemi olarak sonuçlandırılmasına imkân tanınacaktır.

Döviz likidite yönetimi bağlamındaki tedbirler ise şöyle sıralandı:

  • Bankalar bir hafta vadeye ek olarak bir ay vadeyle de döviz depo imkânından yararlanabileceklerdir.
  • Merkez Bankası döviz depo piyasasındaki aracılık faaliyetlerine yeniden başlayacaktır. Bu çerçevede, Döviz ve Efektif Piyasaları Uygulama Talimatı ile belirlenen kurallar doğrultusunda döviz depo piyasasında bankalar Merkez Bankası aracılığı ile birbirlerinden borç alıp verebileceklerdir.
  • Bankaların döviz deposu almak üzere de kullanabilecekleri yaklaşık 50 milyar ABD Doları seviyesindeki mevcut limitleri gerektiğinde artırılabilecek ve kullanım şartlarında iyileştirmeye gidilebilecektir.
  • Bankalar Döviz ve Efektif Piyasalarında kendilerine tanınan limitler dahilinde döviz karşılığı efektif işlemleri yoluyla Merkez Bankasından efektif temin edebileceklerdir.

Piyasa derinliği ve fiyat oluşumları yakından takip edilecektir. Gerekli görülmesi halinde, finansal istikrarı korumaya yönelik ihtiyaç duyulacak tüm önlemler alınacaktır. Kamuoyunun bilgisine sunulur.

Zorunlu karşılıklar indirildi

Merkez Bankası ikinci açıklamasında ise şunları duyurdu:

  • Türk lirası zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 250 baz puan indirilmiştir.
  • Yabancı para diğer yükümlülükler için aşağıdaki vadelerde zorunlu karşılık oranları 400 baz puan indirilmiştir.
  • Yabancı para yükümlülükler için azami ortalama tesis imkanı yüzde 8’e çıkarılmıştır.
  • Rezerv Opsiyonu Mekanizması kapsamında Türk Lirası yükümlülükler karşılığında ABD dolarının yanı sıra euro cinsinden de zorunlu karşılık tesis edilebilecektir.
  • Değişiklik ile finansal sisteme yaklaşık 10 milyar TL ve 6 milyar ABD doları ile 3 milyar ABD doları tutarında altın cinsinden likidite sağlanmış olacaktır.

SPK da haberler için devrede

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tüm tedbirlerin alındığını iddia ederek, iktidarın beğenmediği, ekonomik gerçekliği ifade eden haber ve açıklama yapanlar ve yayanlar hakkında her türlü yasal işlemin yerine getirileceğini duyurdu.

SPK duyurusunda, "Söz konusu haber ve açıklamaların, yatırımcıların karar verme süreçlerini etkileyebileceği dikkate alınarak, bu durumun, en hafif şekliyle ülkemiz sermaye piyasalarında güvenilirliğin ve şeffaflığın ciddi manada zedelenmesine ve yatırımcıların zarar görmesine yol açabileceği değerlendirilmektedir" ifadeleri kullanıldı.

Duyuruda, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan ya da bunları yayan ve bu suretle menfaat sağlayanlar hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası uygulanacağının düzenlendiği hatırlatıldı.

İçişleri, emniyet ve savcılık

İçişleri Bakanlığı, EGM, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve MASAK sosyal medya üzerinden manipülasyon yapıldığı iddiasıyla bazı kişi ya da kişiler hakkında soruşturma ve inceleme başlattı.

Sosyal medya üzerinden 'dövizde manipülasyon' yaptıkları ve kur yükselişini provoke edici söylemlerde bulundukları iddia edilen kişilere 4 koldan soruşturma başlatıldı. İlk olarak Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) inceleme başlattı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ekonomik saldırılara hizmet eder mahiyetteki her türlü yönlendirici haber, yazılı ve görsel yayın, operasyonel amaçlı sosyal medya hesapları ile ekonomik güvenliği tehdit içeren kişi ya da kişiler hakkında soruşturma başlatıldığını açıkladı.

Emniyet Genel Müdürlüğü, 346 sosyal medya hesabı hakkında adli tahkikata başlandığını ilen etti: "Sosyal medya üzerinden dolar kur yükselişini provoke edici ve algı oluşturacak şekilde 07.08.2018 tarih itibariyle paylaşım yapan 346 sosyal medya hesabı tespit edilmiş, konu ile ilgili adli tahkikata başlanmıştır."

   

Hamleler de düşüremedi

Geçen haftayı 6.40 civarında tamamlayan dolar/TL, uluslararası piyasada 7.24 seviyesini test etti. TCMB'nin iki ayrı likitide genişlemeci ve BDDK'nın swap işlemlerini sınırlayan adımlarının ardından yönünü aşağı çeviren dolar/TL, atılan adımlarla birlikte 6.40'a kadar gerilese de bu seviyeler kalıcı olamadı.

Oldukça dalgalı bir seyirle önce 6.90'a kadar yükselen, ardından 6.65 civarında bir süre dengelenmeye çalışan kur, yeniden yönünü yukarı çevirdi. Dolar/TL, saat 15.20’de 7’nin üzerinde duruyordu. 8.2029 ile tarihi zirveyi gören euro/TL ise aynı dakikalarda 8’in üzerine tırmandı.

Altın, dolara endeksli yükseliyor

Gram altın 260 lira, çeyrek altın 425 lira ve Cumhuriyet altını 1.732 liradan işlem gördü. Altının gram fiyatı, haftanın ilk işlem gününe yükselişle başlamasının ardından 260 lira seviyelerinde dengelendi. Cuma günü dolar kurundaki değer kazançlarının etkisiyle alış ağırlıklı bir seyir izleyen altının gram fiyatı, günü önceki kapanışa göre yüzde 15,5 primle 249,8 liradan tamamladı.

Altının gram fiyatı, yeni haftanın ilk işlem gününe de yükselişle başlamasının ardından saat 09.45 itibarıyla önceki kapanışa göre yüzde 4,5 değer kazancıyla 260 liradan işlem görüyordu.

Kapalıçarşı'da çeyrek altın 425 lira, Cumhuriyet altını da 1.732 liradan satılıyor. Asya piyasalarında satış ağırlıklı bir seyir izleyen altının ons fiyatı ise 1.208,7 dolardan alıcı buluyordu.

Borsaya panik satışları geldi

Geçen hafta döviz fiyatlarındaki oynaklığa rağmen güçlü bir seyir izleyen Borsa İstanbul, yeni haftaya satış baskısıyla başladı. BİST 100 endeksi, yüzde 1,13 azalışla 1.070 puan düşerek 93.869 seviyesinden açıldı. Sürekli müzayede işlemlerinin başlamasıyla birlikte sert satışlarla karşılaşan endeks ilk yarıyı yüzde 4,01 değer kaybıyla 91.136 puandan tamamladı. Bankacılık endeksi günün ilk yarısını yüzde 10,43 değer kaybederek dolar cinsi seviyesi de Kasım 2003'ten bu yana en düşük noktaya geldi.

Günün ikinci yarısında satış baskısının arttığı gözlenirken BİST 100 endeksinde kayıp yüzde 7'ye yaklaştı. BİST 100, saat 14:34 itibariyle yüzde 6,84 düşüşle 88.500 seviyesinde yer aldı. Bankacılık endeksinde kayıp yüzde 15'e yakın.

Bankalar endeksi geriledi

Ekonomik dalgalanma, bankalarda kan kaybını hızlandırdı. Bankalar endeksi (saat 12.00 itibariyle) yüzde 10.86 değer kaybetti.Bankaların borsadaki kayıpları ise şöyle:

  • Yapı ve Kredi Bankası: -12.50
  • Türkiye İş Bankası: -11.89
  • Akbank: -11.33
  • Garanti Bankası: -9.36
  • Halkbank: -7.76
  • QNBFinansbank: -7.69
  • Denizbank: -7.45
  • Vakıfbank: -7.22

Enerjiye faturası ağır

Türk Lirası'ndaki değer kaybı, enerjide önemli ölçüde dışa bağımlı olan Türkiye'nin enerji faturasını kabarttı.

Enerji Ekonomisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, "Son 45 günlük zaman dilimini ele aldığımızda TL yüzde 50 değer kaybedince Türkiye'nin enerji ithalat faturası da TL bazında yüzde 50 arttı" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin ayda ortalama 4.6 milyar metreküp doğalgaz, 2.1 milyon ton ham petrol ve 1.2 milyon ton akaryakıt ithal ettiği bilgisini paylaşan Kumbaroğlu, "Bu veriler bugünkü piyasa fiyatlarından aylık 3 milyar doları aşan bir enerji ithalat faturasına tekabül ediyor. Bugünkü kurlardan hesaplandığında, son 45 günde enerji ithalatının faturası TL'nin değer kaybı nedeniyle 12 milyar TL artmış durumda" dedi.

Türkiye'nin 2017 yılında ham petrol ithalatında İran, akaryakıt ve doğalgaz ithalatında ise Rusya'nın ilk sırada olduğunu anlatan Kumbaroğlu, "Toplam ithalat ödemelerinde ilk 10 sırada yer alan bu ülkeleri ihracatta ilk 10'da göremiyoruz. Rusya ile 16.8 milyar dolar, İran ile de 4.2 milyar dolar ticaret açığımız var. Yani sadece iki ülkeye baktığımızda enerji kaynaklı ithalat nedeniyle 21 milyar dolarlık ticaret açığımız söz konusu. Döviz kurundaki artış bu açığı TL bazında katlamakta. Bunun ülkemizde enerji fiyatlarını artırması kaçınılmaz" şeklinde konuştu.

TL'deki satış rüzgarı metalleri vurdu

TL'de yaşanan sert satışlar küresel hisse senedi ve gelişmekte olan ülkelerin paralarını vurdu. Piyasalardaki panik havasının güvenli liman arayışı nedeniyle doları güçlendirmesi emtia piyasalarını sarstı.

ABD Doları son 13 ayın en yüksek seviyelerine gelince metal piyasalarında düşüşler başladı. Londra'da bakır başta olmak üzere endüstriyel metallerin fiyatında hızlı geri çekilme yaşandı. 

 

HABER MERKEZİ

 
 

Polisiye tedbirlerle yönetilmez

   

Devletin dün aldığı ekonomik ve polisiye 'tedbirleri' değerlendiren İktisatçı Alp Altınörs, "Polisiye tedbirlerle ekonomi yönetilemez" dedi.

Türkiye'deki yeni sistem ile birlikte Merkez Bankası’nın da elinin kolunun bağlı olduğuna dikkat çeken Altınörs, "Faizi arttıramıyorlar, dolaylı yollardan bu adımları atmaya çalışıyorlar. Çok geçici bir rahatlamayı aşamaz. Çünkü Türkiye ekonomisinin üretim temelleri sarsılmış durumda. Esas mesele reel ekonomide yatıyor. Yaşadığımız mali kriz, reel ekonomideki gerçek sorunların bir sonucu" dedi.

AKP Genel Başkanı Erdoğan'ın önceki gün Trabzon’da sanayicilere yönelik, “Bu milleti ayakta tutmak sadece bizim görevimiz değil, sanayicinin, tüccarın da görevidir. B planını C planını uygulamak zorunda kalırım bunu böyle bilesiniz” sözlerine dikkat çeken Altınörs, bu açıklamaların yurttaşlarda bir endişe oluşturduğunu ve herkesin kafasında "Bankalar acaba sıkıntıda mı?" sorularını oluşturduğunu vurguladı. Erdoğan tarafından yapılan bu tür açıklamaların ekonomide panik yarattığını sözlerine ekleyen Altınörs, "Merkez Bankası panik yaşanmasını önlemeye yönelik hamle yaptı" diye konuştu.

İktidar ve Erdoğan tarafından ekonomideki krizin rahip Brunson krizi olarak yansıtıldığını hatırlatan Altınörs, asıl krizin Türkiye'deki üretim temellerinde yaşanan sarsıntıdan kaynaklandığını kaydetti.

Altınörs, Türkiye ekonomisinin inşaat ve sıcak para akışına bağımlı hale getirildiğini anımsatarak, şunları söyledi: "Gelinen nokta da Brunson krizi olmasaydı da dolar 7 değil de 5 ile 5,5 arasında olacaktı. MB'nin bu hamlesi bir iki gün rahatlatabilir ya da Brunson'ın serbest bırakılması bir iki hafta rahatlatabilir ama esas mesele çözülmediği sürece bir anlam ifade etmez. Esasen mali kriz yaşıyoruz. Bu da giderek ekonomik krize doğru dönüşüyor. Polisiye tedbirlerle bunu eleştirenleri susturarak çözmeye çalışıyorlar. Ama polisiye tedbirlerle ekonomi yönetilemez."

Swap üzerinden getirilen sınırlamanın da geçici bir tedbir olduğunu ifade eden Altınörs, asıl sorulması gereken sorunun "Swap ile neden Türk Lirası üzerinde spekülasyon yapılabiliniyor?" olduğunu söyledi.  "Çünkü faizler son derece düşük. Düşük faizle TL'den borçlanıp, doları almak çok ciddi bir spekülasyon imkanı haline geldi" diyen Altınörs, şöyle devam etti: "Faizleri düşük tuttuğunuzda üretime fayda sağlıyorum diye ilan ediyorsunuz kamuoyuna fakat faizleri bu kadar düşük tutmak aynı zamanda esasen spekülasyona alan açıyor. Swap kısıtlayarak, çözmeye çalışıyorsunuz ama gerçek bir çözüm değil bu. Şuan TL'nin faizi düşük, TL ile borç alıp, dolara yatırmak büyük bir kaynağı halinde uluslararası sermaye açısından. Dolayısıyla faizler konusunda aşırı hassasiyetin ortadan kalkması lazım. Bu adım esasen inşaat sektörünü korumaya yönelik. Sanayiyi çok da koruyan bir şey değil, şuan sanayiyi boğan şey doların yükselişi. Antep'te başka sanayi şehirlerinde ciddi işten çıkarmalar başladı ve bunun emekçiye yansımaları başlamış durumda.”

Fiyatları ciddi yükseltecek 

"Dolar bizim neyimize " şeklinde yapılan açıklamaların da gerçeği yansıtmadığını dile getiren Altınörs, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz her şeyi dolar üzerinden alıyoruz. Buğday ambarı olan Türkiye'de un bile dışarıdan alınıyor. Ekmek gibi birçok ürüne zam gelebilir. Fiyatlara ciddi bir yansıması olacak. Şuan esas krizin vatandaşa yansıyacağı dönemi yaşıyoruz ki muhtemelen erken seçimde bu yüzden yapıldı. AKP'nin ekonomi politikaları sorunludur. Ciddi anlamda ekonomiyi yıkıma sürükleyen AKP'nin politikalarıdır."

 
 

Sürpriz bir durum değil

 

Ekonomist Mustafa Sönmez, "Hükümet faizi artırmaktan kaçınıyor. Dolayısıyla önlemler yetersiz kalıyor" dedi.

 Ekonomist Mustafa Sönmez, dövizdeki yükselişi ve MB ile BDDK'nın almış olduğu kararların Türkiye ekonomisini hangi yönde etkileyeceğini değerlendirdi. Sönmez, Türkiye ekonomisinde kırılganlıkların olduğunu hatırlatarak, "Uzun zamandır dövizde bir yükseliş vardı. ABD ile olan gerilimlerin yükselmesi beraberinde güvensizliği arttırdı. Yeni yaptırımlardan endişe ediliyor. Dolayısıyla dövize hücum arttı. Dövize çok talep olunca onun fiyatının artması beklenir bir şeydir. Dolayısıyla çok sürpriz bir durum değil" dedi.

MB ve BDDK'nın almış olduğu önlemleri hatırlatan Sönmez, önlemlerin işe yarayıp yaramadığının test edildiğini belirtti. Sönmez, "Aslında Türk Lirası'na olan güvenin arttırılması lazım. Bunun tek önlemi budur. Faizi artırmaktan kaçınıyor hükümet. Dolayısıyla önlemler yetersiz kalıyor. Bir reaksiyon iddiası var ama o zamanda bunun önlemini bulmaları gerekiyor" diye konuştu. Sönmez, BDDK ve MB'nin almış olduğu önlemlerin şu ana kadar bir sonuç alamadığını ifade etti.

Para talimat almaz

"Türkiye'nin ekonomisi güçlü olsaydı bunların hiçbiri kar etmezdi" diyerek ekonomi politikasını eleştiren Sönmez, Türkiye'nin ekonomik olarak güçsüz olmasının dövizdeki yükselişin Türkiye ekonomisine etkisinin sorunu olarak gösterdi. Sönmez, şöyle devam etti: "Sanki birileri sürekli spekülasyon yapıyor da döviz yükseliyor diye işin içine MASAK ve savcıları soktular. Böyle kuşkuyla, kovalama ile güven verilmez, para terbiye edilmez, para talimat almaz. Para güven ister. Güven bulmazsa kaçar, çok hassastır. Bunu bilmeleri lazım. Almış oldukları önlemlere rağmen sabahtan beri döviz yükseliyor. Onun için güven verici adımlar atılması lazım. TL'ye güven yaratılması lazım ki insanlar TL'ye gidip yatırım yapsınlar. Onu yapmadığınız taktirde güven vermiş olmazsınız."

Twitlerle dolar sıçramaz

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın “ekonomik güvenliği tehdit içeren eylemlerde bulunan kişi ya da kişiler hakkında” soruşturma başlatacağını duyurmasına da tepki gösteren Sönmez, "Sosyal medyada atılmış twitlerle dolar sıçrar mı?" diye sordu.