
Toplantıda konuşan İHD Şube Başkanı Bilici, Türkiye cezaevlerinde yaşanan yoğun hak ihlallerine dikkat çekerek, kanunlarca tutsaklara verilen hakların bile geri alındığını vurguladı.
Bilici: Düşman gözüyle bakılıyor
Cezaevlerindeki hak ihlallerinin siyasi bir politika olarak hayata geçirildiğini ifade eden Bilici, "Tutsaklara düşman gözüyle bakmaktadırlar" deyerek, devletin bir an önce bu politikalardan vazgeçmesini istedi. İnsan hakları kuruluşları tarafından açıklanan raporlarda en çok hak ihlallerinin yaşandığı alanın cezaevleri olduğunu belirten Bilici, cezaevlerinde 500'e yakın hasta tutsağın olduğunu ve ölüm riskiyle karşı karşıya olan tutsakların adli tıp raporlarına rağmen serbest bırakılmadığına işaret etti. Bilici Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik 15 yıla yakın devam eden ağır tecridin de zamana yayınlan bir işkence ve insanlık suçu olduğunu söyledi.
'Hiçbir ihtiyaç karşılanmıyor'
Diyar TUHAD-DER yöneticisi Cahit Demirkıran, son 10 aylık süre içerisinde 500'ü aşkın siyasi tutsağın bölge illerinden batı illerinde bulunan cezaevlerine sürgün edildiğini hatırlattı. Sürgünler sırasında her türlü hak ihlallerinin yaşandığını belirten Demirkıran, bu ihlallerin 48 saat ring aracında bekletme, lastik kelepçe takma ve ihtiyaç molaları zamanında verilmemesi gibi durumlar olduğunu ifade etti.
En son Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nde bulunan 65 tutsağın Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi'ne sürgün edildiğini hatırlatan Demirkıran, tutsakların hiçbir ihtiyaçlarının karşılanmadığına dikkat çekerek, ''Adeta ölüme terk edilmişlerdir. Bu uygulamaları kabul etmeyen tutsaklar 6 gündür bedenlerini açlığa yatırmışlardır" diye belirtti.
Ailelerden duyarlılık çağrısı
Açıklamanın ardından sürgün edilen tutsakların aileleri yaşandıkları sorunları dile getirerek, duyarlılık çağrısı yaptı. Çankırı ve Edirne cezaevlerinde iki oğlu bulunan Fatma Haran, sürgün sonrası Çankırı'ya gönderilen Ömer Haran'ın çocuklarının psikolojik sorunlar yaşamaya başladığını belirterek, sürgünlerle ailelerin de cezalandırıldığına dikkat çekti. Mukaddes Özaykan ise tutsaklara yönelik bu uygulamaların kendilerine ve tutsaklara büyük bir hakaret olduğunu ve bu hakareti kabul etmediklerini dile getirerek, kamuoyuna ve yetkililere duyarlılık çağrısı yaptı.
DİHA/AMED