Tekirdağ Cezaevi’nde tutulan ve uğradığı haksızlıkları protesto için ağzını dikerek açlık grevi yapan Mehmet Balaban’ın Kürt olduğu saldırılara uğramasına ilişkin düzenlenen basın toplantısında, idarenin keyfi tutumuna dikkat çekildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde Kürt olduğu gerekçesiyle cezaevi idaresi ve adli tutuklularca kötü muamele, darp ve hakarete maruz bırakıldığı için ağzını dikerek 31 Ocak tarihinden bu yana açlık grevine olan Mehmet Balaban’ın durumuna dikkat çekti. Şube binasında düzenlenen toplantıya, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyeleri ve Balaban’ın ablası Habibe Balaban katıldı. Salona “Mehmet Balaban’a uygulanan ırkçılığa ve işkenceye son” pankartı asıldı.
Toplantı öncesi kısa bir konuşma yapan İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Mehmet Acetin, “Mehmet Balaban Kürt olduğu için ırkçı temelde yaklaşan gardiyanların ve oradaki idari heyetin saldırısına uğramıştır. Dolayısıyla yaşamı da tehdit altında bulunmaktadır” dedi.
Kürt olduğu için işkence
Mehmet Balaban’ın ablası Habibe Balaban da 3 Eylül Salı günü cezaevinde kardeşiyle yaptığı görüşmede edindiği izlenimleri aktardı. Balaban, “Biz o gün kardeşimin görüşüne gittiğimizde, yanında 10 tane gardiyan vardı. Vücudunda darp izleri vardı. Boğazı kesikti. Sağa sola rahatlıkla hareket edemiyordu. Elbisesinin altını sıyırdım vücudundaki cop izlerini gördüm. Ne oldu diye sorduğumda, ’20 gardiyan üzerime saldırdılar’ dedi. İşkence yapmışlar kardeşime. Sebebi özellikle Kürt olması, kendisini ezdirmemesinden kaynaklıdır. Diğer mahkumlara yapılan işkencelere de hep karşı gelen biridir kendisi. Hatta bir arkadaşının elektrik faturasını ödediği içinde cezaevi personeli tarafından darp edilmişti” şeklinde konuştu.
Görüşme talebine ret
ÖHD üyesi Fırat Vural ise cezaevlerinde yapılan kötü muamelelere ilişkin daha önce bir çok kere açıklama yaptıklarını, ancak Tekirdağ 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde Mehmet Balaban’a yapılanların çok farklı olduğunu dile getirdi. Vural, “Olay ve hapishane idaresinin yaklaşımı diğer cezaevlerinden çok farklıdır. Biz görüşmeye gittiğimizde hapishane idaresi bizimle görüşmüyor. Her gittiğimizde idare toplantıda, idare burada değil gibi gerekçelerle görüşme taleplerimizi reddediyorlar” dedi.
DAİŞ sempatizanı var
Kendisinin de en son 13 Eylül de Balaban’ın görmeye gittiğini belirten Vural, şöyle devam etti: “Bu uygulamalara son verilene kadar açlık grevine devam edeceğini söyledi. Mehmet Balaban 17 yıldır hükümlü olarak cezaevlerinde kalmaktadır. Başka hapishanelerde de kaldı ama Tekirdağ ve daha öncesinde de Bolu hapishanesinde bu uygulamanın gerçekleştiğini hatta o koğuşlarda DAİŞ sempatizanı tutukluların da bulunduğunu söyledi. Bize son gittiğimiz görüşte daha önce açılan soruşturmalarda kendisine verilen evrakları gösterdi. Daha önce kendisine saldıran bir tutuklunun Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesinde IŞİD sempatizanı olduğunu gördük.”
Mahkeme kararı olmadan
Vural, Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde keyfi uygulamaların devam ettiğini belirterek, “Ablası Habibe Balaban dahi kardeşinin görüşüne gidemiyor. Ablası aynı zamanda onun vasisidir. Vasiyi ancak mahkeme kararı yasaklar. Bir iletişim cezasıyla vasi engellenemez. Bu tamamen keyfi bir uygulamadır” şeklinde konuştu.
İSTANBUL