Menemen R Tipi Cezaevinde tecride karşı açlık grevine giren iki eli olmayan ağır hasta tutsak Ergin Aktaş ile görüşen amcası Mehmet Aktaş, işkencenin sürdüğünü söyledi.
DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 153. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 115, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 114, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 105. gününde. 2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 98, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 95. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 84. gününe girdi. Son olarak 17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da Amed’de eylemdeler. Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız 140; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 90; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 44 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.
İzmir Menemen R Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutsak Ergin Aktaş da tecride karşı 2 Mart’tan beri süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde. Aktaş’ın görüşüne 3 Nisan’da giden amcası Mehmet Aktaş, hasta tutsaklara yönelik baskının had safhada olduğunu söyledi. Ergin Aktaş’ın durumunun kötü olduğunu belirten amca Aktaş, kilo kaybı olduğunu ve tansiyon problemi yaşadığını kaydetti. Amca Aktaş, yeğeninin kendisine aktardıklarını şu sözlerle anlattı: “Cezaevi yönetimi Ahmet Çelik’i hastane adı altında ambulansa bindirip hastaneye götürmemişler. Ambulansın içinde bütün İzmir’i gezdirip geri cezaevine getirmişler. Bu bir işkencedir. Cezaevi müdürü günde iki defa 30’a yakın robokop kıyafetli gardiyan ile beraber koğuşlarımıza saldırıyor. ‘Sizi öldüreceğiz. Görün bakın size daha neler yapacağız bu ne ki’ diye tehditler savuruyor. Zaten orada siyasi 4 tutukluyuz.”
Amca Aktaş, yeğeni ve arkadaşlarının durumundan endişeli olduklarını söyledi. Menemen R Tipi Cezaevi’ndeki tutsakların ölüme terk edildiğini belirten amca Aktaş, “Ergin’in 5 tane ‘cezaevinde kalamaz’ raporu var ama hala cezaevinde. İki eli olmayan bir insan cezaevi koşullarında nasıl yaşayabilir. Tutuklular üzerinden bu baskılar kalksın. Cezaevlerinde binlerce insan bedenini açlığa yatırdı. Ergin gibi bütün ağır hasta tutukluların derhal serbest kalması lazım. Cezaevindeki koşulları düzeltilmese zaten hasta tutuklular ölür. Mevcut iktidar görmüyor ve susuyor. Mesele Kürt olunca böyle. Bizler barış dedikçe ölüyoruz” dedi.
Oğlunun tek kişilik hücrede tutulduğunu dile getiren baba Tahir Aktaş ise Türkiye’nin kendi hukuk kurallarına uymasını istedi. Aktaş, “Adalet Bakanlığı artık sessiz kalmasın. Biz Kürt’üz ve sadece haklarımızı istiyoruz. Bu zor bir şey değil. Bizim hukuki başvurularımız olacak. Bu yapılanların asla peşini bırakmayacağız” şeklinde konuştu.
AMED
Kararlılar ve vazgeçmeyecekler
Manisa Akhisar Cezaevi’nde tutulan Yorgun Bektaşoğlu, 87 gündür açlık grevinde. 7 yıldır tutsak olan Yorgun, Erzurum T Tipi ve Silivri T Tipi cezaevlerinin ardından Manisa’ya sürgün edildi. Annesi Sabahat Tuncel, Yorgun’un durumuna ve taleplerine ilişkin bilgi verdi.
“Kimse tutsakları anlamıyor. Bizi duysunlar, görsünler. Cezaevlerinde büyük sıkıntılar var” diyen Tuncel, “Bir an önce bir çözüm getirilmesini istiyoruz. Bu tecridin kaldırılmasını istiyoruz. Tecrit şuan bütün halkın üzerinde uygulanıyor. Bunu görmezlikten gelmesinler. Herkes sağır, kör, lal olmuş. Bizim tek talebimiz barıştır” şeklinde konuştu.
Uyku haram olmuş bana
Bir anne olarak çok zorlandığını ve geceleri uyuyamadığını ifade eden Tuncel, “Çok üzgünüz. Sabaha kadar evin içinde dönüp duruyorum. Kafamı yastığa koyup da uyuyamıyorum. Uyku haram olmuş bana. Biz bu ülkede herkesin kendisini özgürce ifade edebilmesini, kendi dilini konuşabilmesini istiyoruz. Türk, Kürt, Laz, Çerkes hiç fak etmiyor. Bu ülkede yaşıyorsak kendimizi ifade etme hakkımız var. Leyla Güven’in direnişi 5 ayı geçmiş durumda. Bizi ne zaman görecekler, duyacaklar?” diye sordu.
Bu kararlılık karşısında susmayalım
Ocak’ta görüşe gittiğinde oğlunun açlık grevinde olduğunu ancak kendisine söylemediğini belirten Tuncel, şöyle konuştu: “Görüşe gittiğimiz zaman bize bir şeyler ikram ediyorlardı ancak tutsakların hiçbiri bir şey yemedi sadece meyve suyu içtiler. Ben orada açlık grevinde olduklarını anladım. Daha sonra kendileri açlık grevinde olduklarını açıkladılar. Bir an önce sesimizi duymazlarsa, görmezlerse inanın çok hayat kaybedeceğiz. Kimse direnişinden vazgeçmeyecek. Benim oğlum dahil gördüğüm herkes asla vazgeçmeyeceklerini söylüyor. Dolayısıyla bu kararlılık karşısında bu sessizlik ölüm getirir. Bir an önce bizi duysunlar.”
Üç aydır yemek pişirmiyorum
“Üç aydır evimde yemek pişmez. Pişirmiyorum. Çünkü benim oğlum ve arkadaşları orada açken ben yemek yapıp yiyemiyorum” diyen Tuncel, oğlunu açlık grevinden sonra iki kez gördüğünü söyledi. Tüm tutsakları moralli olduğunu aktaran Tuncel, “Her zaman iyi görünmeye çalışıyorlar. 80 günden fazla aç olan insan ne kadar iyi olabilir. Endişeliyiz. Bu zulme, tecride bir an önce çözüm getirilmesini istiyoruz. Daha fazla can yanmasın” dedi.
Yeni Yaşam verilmiyor
Adana Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi’nde Yeni Yaşam gazetesinin tutuklulara verilmemesi kararını 2 kez İnfaz Hakimliği’ne taşıyan Mazhar Güler’e gazetenin, “örgütsel materyal olarak kullanabileceği” gerekçe gösterilerek, talep reddedildi.
Tutuklu Mazhar Güler, Adana Kürkçüler F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Eğitim Kurulu Başkanlığı’nca “örgütsel materyal olduğu” iddiasıyla Yeni Yaşam gazetesinin tutuklulara verilmemesi kararını iki kez Adana 1. İnfaz Hakimliği’ne taşıdı. Hakimlik, Güler’e gazetenin “örgütsel materyal olarak kullanabileceği” iddiasını öne sürdü ve gazetenin verilmeyeceğini belirterek talebi reddetti.
Güler, bunun üzerine 13 ve 14 Mart’ta cezaevinin Eğitim Kurulu Başkanlığı’na gazetenin kendilerine verilmemesi gerekçesini öğrenmek üzere başvuru yaptı. Kurul, Güler’in her 2 başvurusunda da gazetenin “örgütsel materyal olduğu”nu iddia etti.
Güler’in 14 ve 18 Mart’ta cezaevinin Eğitim Kurulu Başkanlığı’na yaptığı başvuruda verilen cevapta, gazetenin gelen günlük gazeteler içerisinde olduğu ve 13, 14, 15, 16, 17 ve 18 Mart sayılarının incelendiği belirtildi. Kurul’un yaptığı incelemede; gazetede çıkan haberle açlık grevlerine teşvik edilerek tüm yurt geneline yayılmak istenildiği ve “örgütün iç ve dış faaliyetleri hakkında bilgi verildiği” değerlendirilmesi yapılması dikkat çekti. Kurul kararının devamında şu ifadelere yer verildi: “Devlete karşı kin ve nefret söylemlerinin sıklıkla dile getirildiği kişi ve kurumların hedef gösterildiği değerlendirilmesi yapılmış olup gelen ‘Yeni Yaşam’ gazetelerini sol terör örgütüne ait suçlardan barındırılan hükümlü ve tutuklular aldığı, sonuç olarak; örgütsel materyal olarak kullanılabileceğinden 5275 Sayılı Kanun’un 62/3 Maddesinde ‘Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veya müstechen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüye verilmez’ hükmü gereğince: Bahse konu olan yayının/yayınların yukarıda belirtilen başlıklı kısımlarının çıkarılması durumunda yayın bütünlüğü bozulacağından gazetenin tamamının verilmemesine, gelen kişiler adına yayının/yayınların emanete alınmasına.”
Buna karşı 2 kez Adana 1. İnfaz Hakimliği’ne başvuran Güler’e, Kurulun kararı gerekçe gösterilerek, gazetenin verilmeyeceği belirtildi.