Kürt basın kurumlarına yönelik 20 Aralık 2011 tarihinde "KCK" adı altında düzenlenen operasyonlarda gözaltına alınan 34'ü tutuklu 44 gazetecinin yargılandığı davanın ikinci duruşması 3. gününde Silivri'de bulunan 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam etti. Duruşmada tutuklu gazeteciler ile tutuksuz 6 gazeteci, aileleri ve iki avukat hazır bulundu. Duruşmaya katılması beklenen sanık avukatları, Marmara Bölgesi'nde sağlık durumu kötüye giden açlık grevindeki tutsakların ziyaretine gittikleri için duruşmada bulunmadı. Duruşmayı izlemeye Çağdaş Gazeteciler Derneği ve Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Başkanı Ahmet Abakay da katıldı.
Duruşma tutuksuz yargılananların kimlik tespiti ile başladı. Gazeteciler, kimlik bilgilerini "Ez li vir im" diyerek cevapladı. Kimlik tespitinin ardından söz alan avukat Sinan Zincir, Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından açlık grevinde olanların sağlık durumlarını tespit etmek amacıyla hazırlanan formların durumu ağır olan 5 tutsak gazeteciye ulaştırılmasını istedi. Mahkeme başkanının formların verilmesinde bir sakınca olmadığını söylemesi üzerine formlar gazetecilere verildi. Zincir, son olarak, TTB bünyesinde doktorların cezaevlerine gitmesine izin verilmediği için bugün duruşmaya katılması gereken avukatların boşluğu doldurmak için cezaevlerini ziyarete gittiği bilgisini verdi.
Zincir'in konuşmasının ardından duruşma 800 sayfalık iddianamenin 289'uncu sayfasından itibaren okunmasıyla devam etti.
Duruşma başlamadan önce salona girişte basın mensuplarına konuşan Kandıra 1 ve 2 Nolu F tipi cezaevlerinde olan tutuklu gazeteciler, Silivri Cezaevi'ne nakledilmedikleri için duruşma başladığı günden bu yana günde 8 saat yol geldiklerini, kelepçeli olduklarını, su ve şeker verilmediğini, kendi yanlarında getirdikleri şeker ve tuz ile idare ettiklerini söyledi.
Duruşmaya katılan Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı Ahmet Abakay ise "Mahkemelerde OHAL dönemi koşulları yaşanıyor. Gazeteciler serbest bırakılmalıdırlar.  Açlık grevlerine giden arkadaşların talepleri dikkate alınmalı ve gereği yapılmalıdır"şeklinde açıklama yaptı.
24 Eylül’den beri açlık grevinde olan gazetecilerden Fatma Koçak ile Ayşe Oyman’ın yüzünün oldukça soluk ve yürümekte güçlük çektikleri, yürürken salondaki ara bölme demirlerine tutunarak yürümeye çalıştıkları görüldü.
Açlık grevinde sağlık durumları kritik sürece giren gazeteciler şöyle: DİHA Sorumlu Yazı İşler Müdürü: Fatma KOÇAK (24 Eylül), Özgür Gündem Gazetesi Editörü: Ayşe OYMAN (24 Eylül), DİHA çalışanı: Pervin Yerlikaya Babir (15 Ekim), Demokratik Modernite Dergisi çalışanı: Selahattin Aslan (15 Ekim), Azadiya Welat Gaz. Genel Yayın Yönetmeni: M.Emin Yıldırım (22 Ekim).

DİHA/İSTANBUL




PEN: TMK'yi değiştirin

Tutuklu gazeteci ve yazarlara dikkat çekmek için tarihindeki en kalabalık heyetle Türkiye'ye giden Dünya Yazarlar Birliği PEN, "İfade özgürlüğü önündeki engelleri kaldırmak için TMK'de değişiklik yeterli, bunun önünde hiçbir engel yok" dedi.
15 Kasım Hapisteki Yazarlar Günü vesilesiyle PEN'in farklı ülkelerinden 20 kişilik heyet, iki gün boyunca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, AB Bakanı Egemen Bağış ve çeşitli sivil toplum örgüleri ile görüştü. İstanbul'da Cezayir Toplantı Salonu'nda yapılan toplantıda konuşan PEN Uluslararası Başkanı John Ralston Saul, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü konusunda ciddi gerilemeler olduğunu belirterek, tutuklu bulunan gazeteci ve yazarların çoğunun Kürt olduğuna dikkat çekti. Tüm dünyada Terörle Mücadele Kanunları'nın (TMK) istismar edildiğini hatırlatarak Türkiye'deki ifade özgürlüğü önündeki en büyük engelin de TMK'nin çok geniş çaplı, muğlak kullanımı olduğunu söyleyen Saul, şöyle konuştu: "Türkiye teröre ve şiddete karşı TMK'ye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. PEN de teröre ve şiddete karşı ancak herhangi bir yetkilinin TMK'yi ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanmasını kabul edemez. Hükümet, TMK'de yapacağı değişiklikle kanunu daha dar ve net bir hale getirirse sorun kısa sürede çözülür. İfade özgürlüğü şiddetin de marjinalize edilmesi için şarttır."
Türkiye'de sekiz PEN üyesinin ve onun dışında birçok yazar ve gazetecinin yargılandığına dikkat çeken Saul, ifade özgürlüğü önündeki baskıların ve oto sansürün ortadan kaldırılması için gerekli yasal düzenlemeyi yapmak için hükümetin önünde hiçbir engel olmadığını söyledi.
PEN Hapisteki Yazarlar Komitesi Başkanı Marian Botsford Fraser ise 91 yıl önce kurulan PEN'in o zaman üç dava takip ettiğini şimdi ise toplam 800 yazar, gazeteci, blogger ve çevirmenin yargılandığını, tehdit edildiğini, hapiste olduğunu ya da öldürüldüğünü söyledi.