
Geçtiğimiz Haziran ayının başında adli tıp raporu için Türkiye'nin çeşitli cezaevlerinden Metris Cezaevi'ne getirilen 30'a yakın hasta tutukludan sadece 2'si tahliye edildi. Diğer ağır hasta tutuklular, tahliye edilmeyerek ölüme mahkum edildi.
Bu hasta tutuklular arasında bir bacağı olmayan Suphi İsmail, böbrek hastası Avni Uçar, hastalığı nedeniyle hiçbir ihtiyacını karşılayamayan, konuşamayan, hatırlayamayan Salih Tuğrul ve kronik, ağrılı bir hastalık olan ankilozan spandilit Hasan Kaçar ile kolları olmayan Ergin Aktaş da bulunuyor.
Rapora rağmen cezaevinde
1988 doğumlu olan Ergin Aktaş'ın sol kolu dirseğine yakın yerden, sağ kolu da bilekten kesilmiş durumda. Elinin ve kolunun kesilmesine yol açan patlamadan önce de başından vurulmuş. Bu nedenle kafatasında çizik bulunuyor. Konuşmakta zorlanıyor ve unutkanlık yaşıyor. İstanbul Adli Tıp Kurumu, 12 Temmuz 2013 tarihli raporunda Aktaş için "maruz kaldığı ağır sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, bir başkasının desteğine ile bakıma muhtaç olduğu" yönünde rapor verdi.
Ergin Aktaş'a "Cezaevinde kalamaz raporu verildi" ancak İnfaz Yasası'nda yapılan değişiklikle getirilen "Toplum için tehlikeli olan tutuklular tahliye edilmez" engeline takıldı. Mahkeme, Ergin Aktaş'ı TMŞ (Terörle Mücadele Şubesi) polisine sordu. Polis, "Toplum için tehlikelidir" deyince, iki kolu olmayan tutuklu tahliye edilmedi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Aktaş'ın "ağırlaştırılmış müebbet" hükümlüsü olduğu belirterek, tahliye talebini reddetti. Savcılık, kararında TMŞ'nin raporuna atıfta dahi bulunulmaması dikkat çekti.
Ağırlaştırılmış müebbet verildi
Aktaş’ın Yargıtay aşaması da dahil olmak üzere bütün yargı süreci ise bir yılda tamamlandı. Kürtçe savunma yapmak isteyen Aktaş, avukatsız yargılandı, savunma yapamadı. Bu koşullarda çıktığı mahkeme sonucunda kendisine ağırlaştırılmış müebbet, 28 yıl hapis ve binlerce liralık para cezası verildi.
Felç riskine rağmen tutuklu
Epilepsi hastası Mahmut Özderi de felç riskine rağmen tahliye edilmiyor. Mahmut Özdemir'in babası Abdulaziz Özdemir, 20 yıldır, ağabeyi İdris Özdemir ise 2009'dan bu yana "örgüt üyesi" oldukları gerekçesiyle müebbet hapis cezasıyla cezaevinde tutuluyor. 22 Aralık 2011 tarihinde Mersin'de gençlere yapılan operasyon sırasında "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla gözaltına alınan Mahmut Özdemir, hakkında somut hiçbir delil olmadığı halde cezaevinde tutuyor.
Durumu kötüleşiyor
Epilepsi hastası olan Mahmut Özdemir ile birlikte Antep H Tipi Cezaevi'nde olan ağabey İdris ile baba Abdulaziz Özdemir, en son yazdıkları mektupta, "Mahmut'un durumu hiç iyi değil. Her gün nöbet geçiriyor. Bazen günde üç sefer düşüyor. Doktor 'Böyle giderse felç kalma durumu kaçınılmazdır" diyerek, bir an önce serbest bırakılması ve tedavi edilmesi gerektiğini vurguladı.
'Adalet yok'
Halası Gülistan Özdemir de durumunun her geçen gün ağırlaştığına dikkat çekerek, ''Doktor da çok net bir şekilde felç olma ihtimali olduğunu belirtti. iki yıldır hukuksuz yere somut hiçbir delil olmadan içerde tutuluyor. Bunu kabul etmemiz mümkün değil" dedi. İki yıldır tutuklu olmasına rağmen yeğeninin beş ayrı cezaevinde kaldığını ifade eden Özdemir, yeğeninin geçirdiği epilepsi nöbeti nedeniyle sağ kolu ve bileğinin de kırıldığını aktararak, "Hasta olan ve sürekli nöbet geçiren bir insanın kalması ise başlı başına bir vicdansızlıktır. Adalet yoktur. Formalite icabı bazı yasalar yapıyorlar. Ama uygulamada hiçbir gelişme yok" diye tepki gösterdi.
ARZU DEMİR/ANF/ İSTANBUL
Riskli yolculuk dayatması
Şakran Kadın Kapalı Cezaevi idaresi hasta tutsak Burcu Koçlu cezaevi idaresinin heyet raporu dayatması nedeniyle tedavi edilmeyerek, tedavi adı altında hastalığı nedeniyle ölümcül risk taşıyan yolculuk dayatılıyor.
İzmir'de Gezi operasyonları kapsamında gözaltına alınan 31 Mayıs tarihinden bu yana Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan hasta tutsak Burcu Koçlu, cezaevi idaresinin heyet raporu dayatması nedeniyle tedavi edilmiyor. Hastalığı ve Şakran Cezaevi idaresinin tutumunu ANF'ye gönderdiği mektubunda dile getiren Koçlu, bir çeşit kas hastalığı olan Myestanra Gravis hastası olduğunu belirterek, acil tedavi edilmesi gerektiğini vurguladı.
Tutsaklık süresi içerisinde Myestaik kriz öncesi gizlenen belirtilerden biri olan “yutma güçlüğü''nün yoğunlaşmış durumda olduğunu söyleyen Koçlu, beş yıldır takipli hastası olduğu Ege Üniversitesi Hastanesi ile arasında kilometrelerce mesafe varken hapishane koşullarında tutulmasının ise “ölüme davetiye çıkarmak” olduğunun altını çizdi.
Uyması gereken sıfır tuz diyetine uygun beslenemediğini, bu diyet ve hastalığı için alması gereken heyet raporunu ise 3-4 saatlik yolu kelepçeli olarak ring aracının katetmesi istendiği için gidemediğini belirten Koçlu, “Bu benim için 'ölüm yolculuğu' anlamına geliyor” dedi.
Buna rağmen cezaevi idaresinin beslenme ve tedavi hakkını yok saydığını söyleyen Koçlu, görüşlerin keyfi engellenmesi ve uygulanan tecrit, psikolojik baskı nedeniyle Myestaik krize yaklaştığını vurgulayarak, “Myeastik kriz bu kadar basit nedenlere bağlı gelişebiliyor ve ölümcül olabiliyorken cezaevi koşullarında tutulmam manidar’’ diye kaydetti.
‘’Yüzlerce hasta tutsağı ölüme terk eden zihniyet bana da aynı sonu uygun gördü’’ ifadelerini kullanan Burcu Koçlu, tüm hasta tutsaklar için özgürlük istedi.
Tutsaklar için imza standı
Muş TUHAD-DER, hasta tutsakların serbest bırakılması için Varto'da imza standı açtı.
Muş TUHAD-DER'in, hasta tutsakların serbest bırakılması amacıyla başlattığı imza kampanyası kapsamında Varto'da imza standı açıldı. Belediye İş Hanı önünde açılan imza standına, yoğun ilgi gösteren yurttaşlar, tutsakların serbest bırakılması için imza attı. Kampanyaya BDP Varto ilçe yöneticileri de destek verdi.
TUHAD-DER Varto Temsilcisi İrfan Çelik, cezaevlerindeki hasta tutsakların ölüme terk edildiğini vurgulayarak, hükümetin bu konuda acil adım atılmasını istedi. İmza standının bir hafta boyunca açık olduğunu belirten Çelik, mahalle ve köylerde de kampanya çerçevesinde çalışma yürüteceklerini ve toplanan imzaları Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Adalet Bakanlığı'na göndereceklerini söyledi.