İHD Genel Merkezi, "Kürt mahpuslara uygulanan sürgünler toplumsal işkencedir" derken, Diyarbakır Barosu ise ihlallerin devlet politikası olduğunun altını çizdi.

Türk cezaevlerindeki baskılar ve hak ihlalleri son aylarda ciddi oranda artarken Kürt siyasi tutsaklara yönelik sürgün politikası da tepki topluyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi tarafından dün yapılan yazılı açıklamayla, tutsaklar ve aileleri için işkenceye dönüşen sürgün politikasına son verilmesi istendi. Kürt illerindeki cezaevlerinde süreklileşen sürgünlerin son 1 aydır toplu olarak gerçekleştirildiğine dikkat çeken İHD açıklamasında şöyle denildi: "Bingöl cezaevinden gerçekleşen firar olayından sonra daha da yoğunlaşan, adeta Kürt mahpuslardan intikam alma girişiminde bulunan yetkililer, mahpuslara karşı tecridin daha da derinleşmesini planlamakta, mahpusun onurunu çiğneyerek iradesini teslim almak istemektedir."

2 ayda 314 sürgün

İHD Cezaevi Komisyonu'nun sürgünlere ilişkin hazırladığı istatistiklere de yer verilen açıklamada, "23 Eylül-13 Kasım tarihleri arasında, Bingöl, Muş, Batman, Mardin, Siirt ve Amed cezaevlerinden, Tekirdağ, Bandırma ve Edirne cezaevlerine 314 tutsak sevkedilmiştir" bilgisi verildi. Tutsakların ailelerinin de Kürt illerinde olduğunun altı çizilen açıklamada, sürgünle ailelerin de mağdur edildiği kaydedildi.

İşkenceyle karşılandılar

İHD açıklamasında, tutsakların sürgün edildikleri cezaevlerinde de kötü muameleye maruz kaldığını belirtildi. Açıklamada, "Adeta bir operasyon hazırlığı yapılarak mahpusların gitmemesi halinde özel harekât ve jandarma tarafından müdahale edilebileceği atmosfer hazırlanmıştır. Sevk edildikleri Tekirdağ F Tipi Cezaevi'nde mahpuslarla görüşme yapan avukat bilgilerine göre, 'Burası sizin yattığın cezaevlerine benzemez, burası F tipi cezaevidir' denilerek çıplak arama dayatılmış, onur kırıcı muamele ve işkence uygulanmıştır" denildi.

Hasta tutsaklara da sürgün

Cezaevlerindeki sürgünlerden hasta tutsaklar da nasibini aldı. İHD, hasta tutsaklar listesinde yer alan Ömer Haran'ın devam eden tedavisine rağmen Amed'den Edirne'ye sürgün edildiğini belirtti.

Savunma hakları ihlal edildi

İHD açıklamasında, sevkler nedeniyle tutukluların savunma ve adil yargılanma, haklarının da ihlal edildiği vurgulanarak şu örnekler verildi: "Diyarbakır'dan sevk edilen Halil Yaman; daha önce Çankırı'ya sevk edilmiş, duruşmaya katılması için tekrar Diyarbakır'a sevk edildiği halde duruşmaya çıkarılmadan Edirne'ye sürgün edilmiştir. Yine Ubeyd Şen; daha önce Giresun'a sevk edilmiş, duruşmaya katılması için Diyarbakır'a sevk edilmiş ancak duruşmaya çıkamadan Edirne'ye sürgün edilmiştir."

Planınız nedir?

Avrupa İşkenceyi Önleme Komitesi'nin 2 No'lu Genel Raporu'nda "Aile bağlarının kopmaması için özel çaba gösterilmelidir. Bu bağlamda: Mahpuslar, mümkün olduğu ölçüde ailelerinin ya da yakın akrabalarının bulunduğu yerlerin yakınında bulunan cezaevlerine yerleştirmelidir" denildiğini hatırlatan İHD, hükümete şu soruları yöneltti:
*  Boşaltılan hapishaneleri yeni tutuklamalarla mı dolduracaksınız?
* İşkence, baskı ve zor yöntemleri ile yapılmak istenen nedir?
* Tecridi derinleştirerek, mahpuslar ve sosyal çevreleri neden cezalandırılmaktadır?
* Neden toplumsal bir baskı ve korku yaratılmaktadır.

Amed Baro: Adil yargılamaya aykırı

Amed Barosu Cezaevi Komisyonu üyeleri Selvi Tunç ve Öykü Çakmak ra Kürt illerindeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili yaptıkları incelemeleri rapor haline getirerek basın açıklaması yaptı.
Açıklama öncesi cezaevinde yaşanan hak ihlalleri ve nakillerle ilgili kısa bir açıklama yapan  Baro Başkanı Tahir Elçi, son 10 gün içerisinde bölge cezaevlerinde toplam 258 siyasi tutuklu ve hükümlünün batı illerine gönderildiklerini belirterek, “Batı illerine gönderilen birçok tutukluyla ilgili davalar devam ediyor. Tutuklu sanıkların başka cezaevlerine nakil edilmesi adil yargılama ilkesine aykırıdır. Mahkeme izni çıkmadan tutukluların başka illeri nakledilmesi yargılama sırasında ciddi sorunlara neden oluyor. Tutukluların başka cezaevlerinde SEKBİS sistemi üzerinden duruşmalar bağlanması doğru değil. Çünkü tutuklular küçücük bir oda içerisinde kendilerini bu sistem üzerinden ifade edemiyor. SEKBİS sistemi tanıklar için uygulanması gereken bir sistem” dedi.

Hak ihlallerinde kesinti yok

Daha sonra Muş ve Van cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili hazırladıkları raporu açıklayan Amed Barosu Cezaevi Komisyonu Üyesi Selvi Tunç, “Cezaevlerindeki hak ihlalleri dönem dönem değişiklikler gösterse de maalesef hiç kesintiye uğramaksızın devam etmektedir. İhlallerin bir kısmı mevzuattan, önemli bir kısmı da uygulayıcılardan; yani devlet politikalarıyla beraber, cezaevi idaresinin ve infaz koruma memurlarının kişisel tutum ve davranışlarından da kaynaklanmaktadır" dedi. Özellikle politik tutsakların ayrımcı davranışlara maruz kaldığının altını çizen Tunç, "Son dönemlerde ciddi tecrit ve izole politikaları güdülmekle beraber, Kürt meselesine bakışın barış odaklı olmaktan çıkmasıyla  yaygın tutuklama ve sevkler ciddi bir artış göstermiştir” ifadelerini kullandı.

Yer sıkıntısı gerçek dışı

Yargılamaları süren tutukluların batı illerine sevk edilmesiyle ilgili ise Tunç şunları söyledi: “Özellikle bölgede yapımı bitmek üzere olan kampüs cezaevleri nedeniyle, yer sıkıntısı gibi bir gerekçenin kabul edilemeyeceği aşikardır. Bu durum tutukluların avukatları ile görüşerek etkin bir hukuksal destek almasının ve  aileleri ile görüşme yapmalarının engellenmesine yol açmaktadır. Nitekim halen Amed ve çevre illerin mahkemelerinde yargılamaları devam eden çok sayıda tutuklu, Bolu, Şakran, Edirne, Tekirdağ ve Karadeniz Bölgesindeki cezaevlerine nakledilmişlerdir."

Sevklerin ayrıntıları

Diyarbakır Barosu'nun açıklamasına göre son 10 gün içinde gerçekleşen sevkler şöyle: "Muş Cezaevi'nden Tekirdağ Cezaevi'ne 71; Mardin Cezaevi'nden Çorlu Cezaevi'ne 38; Siirt E Tipi Cezaevi'n den 72 tutsak çeşitli cezaevlerine; Batman Cezaevi'nden Tekirdağ Cezaevi'ne 16; Van Cezaevi'nden Muş, Kastamonu, Zile ve Giresun cezaevlerine 61; Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi'nden de 64 siyasi tutsak Edirne F Tipi Cezaevi’ ne sürgün edilmiştir."

Sistematik disiplin suçu

Tutuklu ve hükümlülere keyfi disiplin suçu verildiğini tespit ettiklerini ifade eden Tunç, “Disiplin cezalarının uygulanma şekli, süresi ve buna karşı itiraz mekanizmasının etkisiz hale getirilmesi nedeni ile mahpusların dış dünya ve yakınlarıyla iletişim kurma hakları, sistematik bir şekilde engellenmektedir.  Örneğin; Van F Tipinde tutsakların cezaevi koşullarını anlatan mektuplarına keyfi bir şekilde el konulmakta ve ayrıca disiplin cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Bu ve benzer sebeplerle mahpuslar, aralıksız bazen 1 yıla varacak şekilde disiplin cezalarıyla cezalandırılarak adeta dış dünyaya karşı izole edilmektedirler. Tutsakların günlük yayınlara günler sonrasında ulaşmaları da bu tecrit politikalarından biridir” diye konuştu.

 DİHA/AMED/ANKARA




Bingöl'ün acısı çıkarılıyor


Diyarbakır Barosu tarafından hazırlanan raporda Muş E Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki kadın tutsaklara 28 Ekim'de gerçekleşen operasyon hakkında da bilgi verildi: "Cezaevi müdürü, cezaevi savcısı, cezaevi sağlık personeli, kantin grevlisi, cezaevinin teknik elemanları, cezaevi öğretmeni ve çok sayıda gardiyanın da bulunduğu bir grup nezdinde tutsakların özel eşyalarına el konularak, kaba ve onur kırıcı muamelelerle arama işlemi yapıldığı ifade edilmiştir. Arama yapan grup arasından (müdür veya başgardiyan olduğu düşünülmekte) 'Bingöl’ ün acısı burdan çıkacak, bundan sonra böyle aramalar olacak' diye sözler sarf edildiği tutsaklar tarafından işitilmiştir. Tüm bunlar yaşanırken bir taraftan da tutsaklara fiziksel şiddet, küfür, hakaret, tehdit ve cinsel taciz (göz kırpma, gülme, bedensel müdahale gibi) uygulandığı belirtilmiştir. Bazı kadınların ağır darp edilmesi ve sert darbeler alması nedeniyle vajinal kanama ve kafa travması geçirdiği belirtilmiştir." Yaralanarak hastaneye kaldırılan kadın tutsaklara şimdiye kadar darp raporu verilmediği, Muş E Tipi Cezaevi'nde bulunan kadın siyasi tutsakların bir kısmının Erzurum Oltu T Tipi Kapalı Cezaevine, bir kısmının da Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevine sürgün edildikleri belirtildi.

Hasta tutsaklar açlık grevinde

Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “cezaevinde kalamazlar” raporuna karşın tahliye edilmeyen ve insanlık dışı koşullarda tutulan ağır hasta tutuklu Ali Haydar Yıldız ile Ergin Aktaş açlık grevinde.
ATK’nin raporuna karşın aylardır tahliyeleri gerçekleşmeyen ve Metris R Tipi Cezaevi’nde tutulan felçli tutsak Ali Haydar Yıldız ile iki eli olmayan Ergin Aktaş, önceki gün açlık grevine başladı. Cezaevinde tutulma koşullarının gayri insani olduğunu ve istedikleri zaman doktora ulaşamadıklarını belirten tutsaklar, koşullar düzeltilmezse 3 günlük olan açlık grevlerini süresize dönüştüreceklerini belirtti.

Boynundan aşağısı felçli

Ali Haydar Yıldız’ın boynundan aşağısı felçli. Uzun süredir yatmaya bağlı olarak vücudunun sırt ve kalça bölümünde de derin iltihaplı yaralar bulunuyor. Duruşmaya sedye ile getirilen Ali Haydar Yıldız için, Adli Tıp Kurumu, 23 Ocak 2012 tarihinde “sakatlık nedeniyle hayatını yalnız idame ettiremeyeceği, bir başkasının desteği ile bakıma muhtaç olduğu” yönünde rapor verdi. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi, dosyaya gelen raporu iki duruşma boyunca Yıldız ve avukatlarından sakladı. Mahkeme rapor açığa çıkınca da “tahliyesi mümkün değildir” kararı verdi. Metris R Tipi Cezaevi’nde tutulan Yıldız, yaralarının günlük olarak pansumanının yapılması gerekiyor ancak yapılmıyor.  İki eli olmayan ve tek başına kişisel temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayan Ergin Aktaş’a da ATK, 12 Temmuz 2013 tarihinde “cezaevinde kalamaz” raporu verdi. Ancak buna rağmen, Aktaş’ın da tahliyesi gerçekleşmedi.

Hani anadil serbestti

Anadillerinde savunma hakkı için 68 gün açlık grevi yapan tutsaklar hakkında açılan disiplin soruşturmasında Kürtçe savunmaya izin verilmedi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması, anadilde eğitim ile anadilde savunma önündeki engellerin kaldırılması amacıyla PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar tarafından 12 Eylül 2012 tarihinden itibaren başlatılan ve 68 gün süren süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinin ardından Kandıra 2 Nolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumu'nda açlık grevine katılan 127 tutsak hakkında soruşturma açılmıştı. Kocaeli İnfaz Hakimliği tarafından yürütülen soruşturma da tutsakların anadilde ifade talepleri, İnfaz Hakimi tarafından anadilde savunmayı düzenleyen yasada da değişiklik yapılmasına ve değişikliğin yürürlükte olmasına rağmen hiçbir gerekçe gösterilmeden reddedildi.
Avukat Rezan Sarıca, tutsakların Kürtçe ifade taleplerin reddidin açıkça yasa ihlali anlamına geldiğini ve kabul edilemez olduğunu söyledi. Av. Sarıca, tutsakların açık yasa ihlali gerçekleştiren hakim hakkında yaptıkları "reddi hakim" talebinin de "yerinde bulunmadığı" gerekçesiyle reddedildiğini belirtti.