Tutsaklardan ‘İranşahi’ uyarısı

Kadın Haberleri —

İran-cezaevi

İran-cezaevi

  • İran cezaevindeki tutsaklar yazdıkları mektupla toplumu ‘İranşahi’ tehlikesine karşı uyardı: “Totaliterlik artık özgürlüğü savunuyormuş gibi yapma gereği bile duymuyor. Bizlere düşen, eleştiri ile aydınlatma mevzisini her an korumaktır."

İran'da düşünceleri ve siyasi faaliyetleri nedeniyle cezaevinde bulunan Anişa Esadollahi ile Elham Salihi, zincirleme cinayetlerin yıldönümünde güçlü bir uyarı mektubu kaleme aldı. 1990'lı yıllarda aydınlara yönelik sistematik katliamları anan tutuklular, bugünkü baskı ortamını tarihsel bir süreklilik içinde değerlendirerek toplumun dikkatini "gericilik ve totaliterliğin geri dönüşüne" çekti.

Mektupta, günümüzdeki dışlama ve tek tipleştirme politikaları; 1979 Devrimi sonrası muhaliflerin tasfiyesi, 1980'lerdeki kitlesel baskılar ve 1990'lardaki zincirleme cinayetlerle aynı çizgide gösterildi. Tutuklular, "Bu toprakların eleştirel kalemini bir an olsun yere bırakmamış tüm aydınlarını ve muhaliflerini anmak bizim sorumluluğumuz" diyerek metni yalnızca bir anma yazısı olmaktan çıkarıp açık bir uyarı metnine dönüştürdü.

Tehlike nedir?

Mektubun en dikkat çeken kavramı "İranşahi" oldu. Yazarlar, bunu tarihsel totaliterliğin günümüzdeki yeni biçimi olarak tanımladı. Dini ya da seküler fark etmeksizin, bu eğilim her zaman tarihin silinmesi ve farklı seslerin bastırılmasıyla ilerliyor.

Mektupta İranşahiliğin bugün birbirine zıt ama örtüşen biçimlerde tezahür ettiği ifade edilerek “Bir yanda taç ve taht savunucusu kabadayılar, diğer yanda ise bu kez kalemi tersinden tutan 80’lerin coplu figürleri” denildi. Bu iki grup, görünüşte zıt olsa da ortak düşmanlarda birleşiyor.

Mektupta; “Jin Jiyan Azadî” hareketine, feminizme, azınlık haklarına, anadil hakkına, sol güçlere ve Muhammed Musaddık gibi figürlere yönelik düşmanlığın bu kesimlerin ortak paydası olduğu vurgulandı. İranşahi çerçevesine sığmayan her şeyin ya sahte ilan edildiği ya da yabancı ve gayrimeşru olarak damgalandığı belirtildi. Mektup, “mutlak otoritenin” bir “nihai çözüm” olarak normalleştirilmesine karşı uyarıda bulunulurken; siyasetin içinin boşaltıldığı bir dünyada, totaliterliğin artık özgürlüğü savunuyormuş gibi yapma gereği bile duymadığı vurgulandı.

Aydınlama mevzisi korunmalı

Tutuklular, Fransa'da sürgünde ölen ünlü yazar Gulamhüseyin Saedi'nin mezarının tahrip edilmesini de örnek gösterdi. Bu tür olayları, gündelik siyasi kavgaların ötesinde, toplumun eleştirel hafızasını yok etmeye yönelik sistematik bir sürecin parçası olarak değerlendirdiler. Mektubu şu çağrıyla son buldu:

"Totaliterlik artık özgürlüğü savunuyormuş gibi yapma gereği bile duymuyor. Bizlere düşen, tarihin tanığı olmak, tanıklık etmek ve eleştiri ile aydınlatma mevzisini her an korumaktır." HABER MERKEZİ

 

* * *

Bahai kadınlara 90 yıl hapis

İsfahan'da ikamet eden sekiz Bahai kadın, 27 Aralık Cumartesi günü tutuklandı ve  İsfahan'daki Dowlatabad Hapishanesine nakledildi. Cezaları infaz edilmeye başlananlar arasında Negin Khademi, Yeganeh Rouhbakhsh, Neda Badakhsh, Mojgan Shahrezaei, Shana Shoghi-Far, Arezoo Sobhanian, Parastoo Hakim ve Neda Emadi yer alıyor.

NCRI’nın haberine göre sekiz kadın 23 Ekim 2023'te güvenlik güçleri tarafından tutuklanmış ve yaklaşık iki aylık bir süre içinde farklı tarihlerde kefaletle Dowlatabad Cezaevi'nden serbest bırakılmıştı. İshak Devrim Mahkemesi ön aşamada, sanıkları toplamda 90 yıl hapis cezasına, para cezalarına ve ek cezai tedbirlere mahkum etmişti.

Ailelerine yakın kaynaklara göre, gözaltında tutuldukları süre boyunca psikolojik istismara ve fiziksel işkence tehditlerine maruz kaldılar. Kadınlara yöneltilen suçlamalar arasında "devlete karşı propaganda", "İslam'a aykırı Bahai inançlarının tanıtımı ve öğretimi" ve "rejime karşı düşman gruplarla işbirliği" yer almaktadır. Ancak bu suçlamaların hiçbirinin yasal dayanağı bulunmuyor.

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2025 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.