Tutuklu Aileleri İle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER) Eşbaşkanı Elif Haran, yoğun işkence ve hak ihlali başvuruları aldıkları cezaevlerindeki tutsakların can güvenliklerinden endişe duyduklarını söyledi.
Tutuklu Aileleri İle Yardımlaşma Derneği (TUAY-DER), cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine ilişkin Amed’deki dernek binalarında basın toplantısı düzenlendi. TUAY-DER Eşbaşkanı Elif Haran, yoğun işkence ve hak ihlali olarak nitelendirdikleri başvurular aldıklarını belirtti. Haran, “Hukuk devleti ilkesi esas alınmamakta, hukukun varlık nedeni olan bireyin doğuştan sahip olduğu temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alma yükümlülüğü ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır" dedi.
Koşullar giderek ağırlaşıyor
Cezaevlerinde yıllardır kamuoyunun gündemine gelen hak ihlallerinin daha da ağırlaştığının altını çizen Haran, Kasım ayında Bayburt M Tipi, Gaziantep L Tipi, Gümüşhane E Tipi, Erzincan T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda ziyaret ettiklerini ve buradaki tutsaklarla yaptıkları görüşmede hak ihlallerinin devam ettiğini tespit ettiklerini ifade etti. Haran, "Daha önceki şikayetler ve hak ihlalleri karşısında yetkili makamlar nezdinde yaptığımız görüşmelerin ve girişimlerin sonuç vermediği, tutsakların maruz kaldığı hak ihlallerinin devam ettiği anlaşılmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'deki ceza infaz rejimi mevzuatı ve politikasının uluslararası hukuka uygun hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Haran, şöyle konuştu: "Tutsaklara yaşatılan kötü muameleden derhal vazgeçilmeli, uluslararası hukukun emrettiği ve insana yaraşır bir şekilde bir muamele gösterilmelidir. Tutsakların sağlığa erişim haklarının sağlanması, koruyucu sağlık hizmetlerine önem verilmesi, hastalığı olanların tedavi olanaklarından yararlanmaları için gerekli önlemler alınmalıdır. Adalet Bakanlığını ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonunu gerekli yasal süreci ve çalışmayı başlatmak üzere göreve davet ediyoruz."
Paylaşılan ihlaller
Derneklerine yapılan başvuruları ve cezaevlerinde yaptıkları görüşmeler neticesinde tespit ettikleri hak ihlallerine ilişkin bilgileri paylaşan Harran, şöyle devam etti: "Özellikle Gaziantep L Tipi Kapalı Cezaevinde görüşülen tutsakların beyanlarına göre 6 kişilik kadın koğuşunda 10 kişinin olduğu ve bir kısım tutsağın yerde yattıkları dile getirilmiştir. Dile getirilen bu sorun, 'Tutsakların Islahı için Asgari Standart Kuralları' ve 'Mandela Kurallarına' aykırı olduğu açıktır. Ziyaret edilen diğer cezaevlerinde de aynı sorun mevcut olup, cezaevinde koğuşların sayı kapasitesinin üstünde tutsağın bulunduğu ve bu durumdan ötürü de tutsakların cezaevinde yaşam alanlarının daraldığı, yerlere yataklar serildiği tarafımıza iletilmiştir. Havalandırmanın standartların altında ve küçük olduğu aktarılmıştır.
Kasım ayında ziyaret edilen cezaevlerinde dile getirilen diğer bir problem ise ziyaret edilen dört cezaevinde de sıcak suyun haftanın belirli günlerinde ve belirli saatlerinde verildiği, diğer zaman dilimlerinde sıcak su verilmediğini belirtilmiştir. Cezaevlerinde sıcak suyun verilmemesinin bir politikaya dönüştüğü tarafımıza aktarılmıştır.
Yine Bayburt M Tipi Kapalı Cezaevinde görüşülen kadın tutsaklar, koğuşta aramaların baskın ile yapıldığı, yapılan aramalarda defterlerin toplatıldığı ve tutsakların kitaplardan not aldıkları defterlerinin kendilerine teslim edilmediği, önceden mektup okuma komisyonu tarafından okunup tutsaklara verilen mektuplarında koğuş aramalarında, inceleneceği söylenilerek cezaevi yönetimi tarafından alındığı ancak tutsaklara iade edilmediği belirtilmiştir."
Taciz boyutuna varıyor
Beslenme ve sağlık haklarının ihlal edildiğini belirten Haran, yaşanan diğer ihlalleri şöyle sıraladı:
"Cezaevinden hastaneye veya adliyeye gidiş ve dönüşlerde, açık görüşün olduğu zamanlarda koğuştan çıkıp ve dönüşler ile avukat görüşme odasına gitmek için koğuştan çıkıp ve dönüşlerde infaz koruma memurların taciz boyutuna varan aramalarına maruz kaldıkları tarafımıza aktarılmıştır.
Tutsaklara dönük kitap, gazete ve dergiler sınırlandırılmıştır. Birçok kitap, gazete ve dergi yasaklı olmamasına rağmen keyfi uygulamalardan ötürü tutsaklara verilmediği görülmüştür.
Birçok tutsağın hukuka ve yasalara aykırı olarak keyfi bir şekilde disiplin cezasının verildiği ifade edilmiştir. Öyle ki Gaziantep L Tipi Kapalı Cezaevinde bulunan bir tutsağın disiplin cezasının olması sebebiyle iki yıldır aile ile kapalı görüş ve açık görüş yapamadığı belirtilmiştir. Bu durum dahi tutsaklara verilen disiplin cezalarının keyfi olduğunu, hukuka ve yasalara aykırı olduğunun göstergesidir. Tutsaklara verilen disiplin cezasının çoğunlukla hücre cezası olduğu da tarafımıza iletilmiştir. Tutsakların sağlık hakları ihlal edilerek, sağlık hakkına erişimleri kısıtlanmıştır. Hastane sevk ve tedavi işlemlerinin aksadığı dile getirilmiştir. Cezaevinde ağır hasta tutsaklarında bulunduğu cezaevi idaresi tarafından süren bu keyfi uygulamaların devam etmesi halinde ağır hasta tutsakların sağlığı açısından kötü sonuçlar doğuracağı aşikar olduğu dillendirilmiştir.
Keyfi gerekçelerle hücre
Elazığ 1 No’lu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda ve 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda fiziksel ve psikolojik işkencenin devam ettiği ve tutsakların can güvenliğinin olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca tutsakların sayıları dahi tespit edilemeyen bir kısmının hukuksuz ve keyfi gerekçelerle hücrede tutulduğu bildirilmiştir.
Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevinde çift kelepçe uygulaması başlatıldığı ve hasta tutsakların dahi çift kelepçe ile hastaneye sevkinin gerçekleştirildiği, savcılıkla yapılan görüşmede güvenlik gerekçesinin vurgulandığı belirtilmiştir. Tutsaklar yapılan bu uygulamanın kötü muamele niteliğinde olduğunu belirtmişlerdir.”
AMED