Kürdistan ve Türkiye cezaevlerinde 15 Temmuz darbe girişimi ardından sol, sosyalist, demokrat ve Kürt tutsaklar üzerinde başlayan hak gaspı, baskı, işkence ve kötü muameleler artarak devam ediyor. 

Tutsaklara saldırının işkence boyutuna vardığı cezaevlerinden birisi de Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi. Bu cezaevindeki siyasi tutsakların 5 Ağustos tarihinde maruz bırakıldıkları işkence, tutsak ailelerinin talebi üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) Cezaevi Komisyonu tarafından tutsaklarla yapılan görüşmeler sonucunda raporlaştırıldı. Hazırlanan raporda, görüşme yapılan tüm siyasi tutsaklar, olay gününe ilişkin yaklaşık 50 civarında infaz koruma memurunun küfür ve hakaretlerle F/2 koğuşuna girdiklerini, tutsaklara ait eşyaları dağıtıp, zarar verdikleri, koğuştaki tüm tutsakları darp ederek koridora çıkardıkları ve hepsini ters kelepçe ile bir alanda topladıkları yönünde anlatımlarda bulundu. 


'Ne mutlu Türküm' dayatması!

Mehmet Aktaş, Furat Ünver ve Kazım Benek isimli tutsakların darp edilerek Hazır Kuvvet odasına götürüldüğüne yer verilen raporda, tutsakların bir saati aşkın bir süre burada kaba dayak ve falakaya maruz bırakıldığı ifade edildi. Tutsaklara "Ne mutlu Türküm diyene" sloganı attırılmak istendiğinin belirtildiği raporda, küfür ve hakaretler ile birlikte yaklaşık 1 saat süren saldırının ardından üç tutsağın 2 saat hücrelerde tutulduğu kaydedildi. Diğer tutsakların da işkence ile bir adli koğuşun havalandırmasına götürüldüğünün yer aldığı raporda, tutsakların yoğun işkenceye maruz kaldıkları ve işkence edilmiş halleri ile açık görüşe çıkarıldıklarına dikkat çekildi. Raporda, tutsakların yakınlarına da hakaretlerde bulunulduğu ve bir kısmının darp edildiği belirtildi. 


Antalya 5 Nolu’ya dönüştü 

"Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’ni 2016 yılında yaşadık" dediği belirtilen Furat Ünver’in işkencenin ardından avukat görüş odasına geldiğinde yürümekte dahi zorluk çektiği ve boynunda, başında şişlikler tespit edildiği yer aldı. Ünver'in kollarında ters kelepçenin etkisi ile yara izlerinin oluştuğu rapora kaydedildi.


Vücutlarında işkence izleri

Raporda, tutsakların bir çoğunun vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar, şişlikler, kesikler, kelepçe izleri ve ezilmeler gibi işkence izlerinin tespit edildiği belirtildi. Tutuklu DİHA muhabiri Feyyaz İmrak’la birlikte tutsakların vücutlarının çeşitli yerlerinde yara izleri ve işkence izlerinin gözlemlendiği belirtildi. 

Tutsakların her an işkence riski ile karşı karşıya olduklarına yer verilen raporun sonuç bölümünde ise, cezaevinde işkence yapıldığının gözle görülür bir şekilde tespit edildiği ifade edildi. 

İHD'nin önümüzdeki günlerde bu raporu Uluslararası Af Örgütü'ne sunması bekleniyor.


Cezaevinde çeteler hakim

 Antalya L Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutuklu bulunan DİHA muhabiri Feyyaz İmrak da 24 tutsakla birlikte maruz kalığı işkenceyi avukatı Nagehan Avçil aracılığıyla gönderdiği mektupta anlattı. Kurum birinci müdürünün 'Bu olay bizden habersiz olmuştur. Bu saldırıyı yapanlar cezaevi idaresi dışında hareket eden bir çetedir' açıklaması yaptığına işaret eden İmraz, "Eğer cezaevi idaresinden bağımsız hareket eden gardiyanlar varsa bu durumda hiçbirimizin can güvenliği yok demektir" dedi. "Yıllardır medyada ve tartışmalarda şahit olduğumuz 'Türkiye'de işkence var mı?' cevabını ise ne yazık ki tecrübeyle öğrendim" diyen gazeteci İmrak, cezaevlerinde yaşanan işkence ve baskılara karşı duyarlılık çağrısı yaptı. 


Kadın tutsaklar tehdit edilmişti

Daha önce de Alanya L Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki kadın tutsakların gardiyanlar tarafından tehdit edilmişti. Kadın tutsakların yaşam alanlarının tamamının kameralarla 24 saat izlendiği, cezaevindeki banyo, tuvalet ve koridorlara da kameralar yerleştirilmesinden dolayı kadın tutsakların ihtiyaçlarını karşılamakta sorunlar yaşadığı aktarılmıştı. 


 DİHA/ANTALYA