Denizli T Tipi Kapalı Cezaevi’nde 149 gündür hücrede tutulan 16 tutsak, koşullarının düzeltilmesi talebiyle başlattıkları açlık grevi eylemlerinin 5. gününde devlet güçlerinin baskınına uğradı. Baskın sırasında yaşanan arbedede tartaklanan tutsakların tuz ve şekerlerine el konuldu.

Olağan telefon görüşmesinde yaşananları ailesine aktaran Kazım Benek’in ağabeyi Ahmet Benek, kardeşinin hücrelerdeki içme sularının da kesildiğini anlattığını söyledi. Ağabey Benek, yaşananlara ilişkin yaptıkları tüm başvuruların sonuçsuz kaldığını kaydetti. 

Mardin’de tutulduğu cezaevinden 4 gün önce Denizli Bozkurt Kadın Açık Cezaevi’ne sevk edilen 16 yaşındaki S.T’nin ise hücreye alındığı bilgisi verildi. Ayrıca S.T.’nin hücrede darp edildiği ve hücreden çıkarıldıktan sonra adli tutukluların arasına alındığı aktarıldı. 


Bafra’da da adlilerin koğuşuna 

Bafra T Tipi Cezaevi’nde bulunan siyasiler de adli tutukluların bulunduğu koğuşlara yerleştirildi. 

Samsun Bafra T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Fahri Yalçın, kendisi ile görüşen ağabeyi Hekim Yalçın’a yaşadıkları hak ihlallerini anlattı. Yalçın, kardeşinin cezaevindeki ihlalleri mektup ile duyurmaya çalıştıklarını anlattığını; ancak mektuplara cezaevi yönetimi tarafından el konulduğunu dile getirdi.

Yalçın, cezaevinde yaşanan hak ihlallerini şöyle anlattı: ”Tutukluların haftada iki gün olan spor hakları ellerinden alınmış, spor yapamıyorlar. Son zamanlarda tutuklanan siyasi tutsakları adlilerin kaldığı koğuşlara göndererek siyasi tutsakların bulunduğu koğuşlara geçişlerine izin vermiyorlar. Yaşadıkları hak ihlallerine ilişkin yazdıkları mektuplar dışarı gönderilmiyor, cezaevi yönetimi mektuplar için ‘sakıncalı‘ diyerek el koyuyor.”

Tutsakların Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle 2 günlük açlık grevi yaptıklarını belirten Yalçın, “Tecride ilişkin açlık grevinin dışında tüm resmi kurumlara mektup göndermişler ancak bu mektuplara da cezaevi yönetimi tarafından ‘sakıncalı’ denilerek el konulmuş” diye ifade etti. DENİZLİ



703’üncü başvuruya da ret

Öcalan’ın avukatlarının, müvekkilleriyle görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na yaptıkları 703'üncü başvuru da reddedildi.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatları Ebru Günay, Özgür Faik Erol ve İbrahim Bilmez müvekkilleriyle bugün görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na başvuruda bulundu. Bu başvuruyla avukatlar 27 Temmuz 2011’den bu yana 703’üncü kez görüşme talebinde bulunmuş oldu. Başsavcılık talebi reddetti. Avukatların talebi, 27 Temmuz 2011’den bu yana “hava muhalefeti”, “koster bozuk”, “koster onarımda” ve “OHAL” gerekçesiyle engelleniyor. BURSA


SYKP: Tecritle çözümsüzlük dayatılıyor

 

Öcalan üzerindeki tecridin sürdürülmesinin, çatışmanın, halklar arası düşmanlığın, çözümsüzlüğün dayatılması anlamına geldiğini dile getiren SKYP Eşbaşkanı Ahmet Kaya, tecridin derhal kaldırılmasını istedi.

 Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Öcalan’ın sağlık ve güvenlik koşullarının sağlanması ve üzerindeki tecridin kaldırılması amacıyla SYKP İstanbul il binasında basın toplantısı düzenledi. “Tecride hayır, siyasi tutsaklara özgürlük” pankartının açıldığı açıklamaya SYKP üyeleri katıldı.

 

Baskı ve sindirme üst boyutta

SYKP Eşbaşkanı Ahmet Kaya, özgürlüğün sınırlarının siyasal iktidar tarafından belirlenerek daraltıldığını ifade etti. Meclis’in 3. büyük partisi olan HDP'nin içinin boşaltılmasına çalışıldığını söyleyen Kaya, HDP’nin eşbaşkanları dahil 9 milletvekilinin cezaevinde tutulduğunu hatırlatarak, “Eğitimin bilimden, üniversitelerin kısmi de olsa özgürlüklerinden kopartılarak iktidarın denetimine ve emrine sokulduğu, özel yaşamın iktidar tarafından denetlendiği, savaş dilinin egemen hale getirildiği ve devletin partileştiği bir süreçten geçiyoruz” dedi. Siyasal iktidarın bunları yaparken baskı ve sindirme politikasını en üst boyutta devreye soktuğunu kaydeden Kaya, HDP'nin siyasi tutuklular içinde en kabarık sayıyı oluşturduğu vurguladı.

 

Halklar arası düşmanlık dayatılıyor

Öcalan üzerindeki tecride değinen Kaya, şöyle devam etti: “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ağır tecrit koşulları altında tutuluyor. 5 Nisan 2015’ten bu güne bir buçuk yıl önce kardeşiyle görüştürüldükten sonra ne ailesiyle ne de avukatları ile görüştürülüyor. Kimi zaman sağlığı ile ilgili çelişkili haberler yayılarak algı oluşturulmaya çalışılıyor. Bu durum, zaten gerilimli olan ortamı daha da gergin hale getiriyor. Öcalan üzerindeki tecridin sürdürülmesi; çatışmanın, halklar arası düşmanlığın, çözümsüzlüğün dayatılması demektir. Öcalan üzerindeki tecrit derhal kaldırılmalı. Sağlığı ve güvenliği ile ilgili kamuoyu aydınlatılmalıdır.” 

Kaya, son olarak hasta tutsakların ve düşüncelerinden ötürü cezaevinde tutulan tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması çağrısı yaptı.


Milyonlar tecrit ediliyor

Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması için başlatılan açlık grevi eylemine katılan Adana'daki yurttaşlar, "Öcalan şahsında 6 milyon tecrit ediliyor. Düşüncelerinin anlaşılması durumunda sorunlar çözüme kavuşacaktır" dedi.  

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Adana il örgütleri, Öcalan üzerindeki tecridin son bulması amacıyla 3 grup halinde 2'şer günlük açlık grevi eylemi yapıyor. İlk grupta yer alan yurttaşlar, Öcalan'a ilişkin düşüncelerini dile getirdi. 

Öcalan'ın özgürlüğü için eyleme katıldığını ifade eden Kerem Akalın, "Sayın Abdullah Öcalan özgür olmadığı müddetçe insanlarımızda özgür olamaz" dedi. Öcalan şahsında 6 milyon insanın tecrit edildiğini kaydeden Abdullah Uyan, tecridin bir an önce kaldırılması gerektiğini vurguladı. 

Öcalan'ın düşüncelerinin anlaşılması durumunda sorunların çözüleceğini kaydeden Ahmet Yıldız da şöyle dedi: "Öcalan'ın söyledikleri ve yazdıkları beni çok etkiledi. Sistem bilinçli bir şekilde her seferde tecridi Önderlik üzerinde başlatıyor. Bunu çok bilinçli bir şekilde yapıyor. Tecrit bugün yapılmıyor ki daha öncesi de var. Zehirlenme mi olmadı? Saçının kazıtılması mı olmadı? Fiziki şiddet mi uygulanmadı? Birçok şey yapıldı. Ne yaparlarsa yapsınlar; Kürt halkı bu durumun farkında ve direniyor. Önderliğe yaklaşım daha öncede deklare edildi, barış ve savaş gerekçesidir. Önderlik üzerindeki tecrit bir an önce kaldırılıp görüşmelerin başlatılması gerekir."

6 milyon insanın Öcalan'la birlikte tecridi yaşadığını vurgulayan HDP Çukurova İlçe Eşbaşkanı Osman Sert ise tecridin insanlık suçu olduğunu kaydetti. Sert, "Tecridin sonu bunu uygulayanlar içinde kötü yerlere kadar gider. Türkiye'nin kaostan çıkışın yolu tecridin kaldırılmasıdır. Biz bu açlık grevini uyarı amaçlı yapıyoruz" diye konuştu.


Mehmet Öcalan: Köprüyü yıkmayın!

Kardeşi Mehmet, Öcalan’ın haklar arasında barış köprüsü  olduğunu belirterek, uyardı: “Bu köprü yıkılırsa Kürt, Türk herkes zarar görür. İmralı yolunu açın."

ANF’ye konuşan Mehmet Öcalan, aile olarak kaygılarının sosyal medyada çıkan haberler sonrası daha da arttığını söyledi. Avukatlar aracılığıyla her hafta Adalet Bakanlığı’na ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları başvurulara cevap verilmediğini aktaran Öcalan, “Bu kabul edilebilir bir durum değil. Aileye ve avukatlara görüş engellemesi hukukla bağdaşmıyor. Açık bir hukuksuzluktur” dedi.


Öcalan bunları öngörmüştü

Aile olarak endişelerinin büyük olduğunu belirten Mehmet Öcalan, uygulanan tecridin sadece ailesinin değil, tüm halkların ve devletin de sorunu olduğunu belirtti. En son 11 Eylül 2011'de yaptığı görüşmede, Öcalan'ın bu süreci öngördüğüne de dikkat çeken Mehmet Öcalan, “Sağlığı yerindeydi, ancak çok tedirgin ve öfkeliydi. Süreç konusunda elinden geleni yaptığını ve yapmaya devam edeceğini söyledi, ancak mevcut devlet sisteminin süreci el alış biçiminden dolayı tedirgindi. Bu gidişle bir tıkanma yaşanabileceğini o günden öngörmüştü” diye konuştu.

Bu tecrit politikasının hiç kimseye yarar sağlamayacağını vurgulayan Öcalan, tecrit sürdükçe Kürt meselesinin çözülmeyeceğine işaret etti. Öcalan’ın Türkiye ve Ortadoğu’daki etkisini hatırlatan Mehmet Öcalan, tecridin de Ortadoğu’daki gerilimlerden bağımsız olmadığının altını çizdi. Öcalan, şunları kaydetti: “Sayın Öcalan halklar arasında bir barış köprüdür ve eğer bu köprü yıkılırsa Kürt de Türk de herkes bundan zarar görür. Bu köprüyü kimsenin yıkmaya hakkı yok. Devlet ve hükümeti bu hukuksuzluktan vazgeçsin. Bir an önce görüşmelerin yolunun açılması lazım. Eğer Sayın Öcalan, aile ve avukatlarıyla görüştürülürse Türkiye’nin de yararına olacak. Bir an önce İmralı yolu açılsın.”