
Öcalan, çağrısı üzerine 7 aylık çalışmadan sonra 60'ı kadın 300 delegenin katıldığı Demokratik İslam Kongresi'ne gönderdiği mesaj, olumlu ve önemli bulundu. Demokratik İslam Kongresi Çağrıcılar Grubu üyesi Kerem Soylu, "Sayın Öcalan'ın mesajı çok önemliydi ve etkisi olduğuna inanıyoruz" dedi.
Boşluğu dolduracak
Avrupa İslami Hareketler temsilcisi Eşref Buda, tarihte ilk defa doğru bir İslam Kongresi'nin gerçekleştiğine değinerek, şunları söyledi: "Bir boşluk vardı. Ancak Sayın Öcalan bu boşluğu gördü. İslam barış dini olmasına, bir birini tanıma olmasına rağmen bir soykırım aracı olarak kullanıldı. Bu açıdan Sayın Öcalan'ın mesajının satır aralarında dile getirdiği mesajlar çok önemliydi. Medine Sözleşmesi tekçiliği ortadan kaldıran bir sözleşmedir, Öcalan'ın mesajı da bunu içeriyordu. Hz. Muhammed farklı inançta olanlarla da anlaşmış, anlaşmalar yapmıştır. Öcalan da mesajlarında bunu belirtmiş. Müslümanların kendi inançlarında olmayanlara saygı duyması gerekiyor. Kuran'da da buna yer veriliyor. 'Kendinizden olmayanlara baskı yapmayın' diyor. Sayın Öcalan da buna vurgu yapıyor. Sayın Öcalan da bugün bu eksikliği gördü. Mesajın bundan sonra bu boşluğu dolduracağına inanıyorum."
Yeni bir hat çiziyor
Öcalan'ın mesajının önemle dikkate alınması gerektiğini belirten Yazar İhsan Eliaçık ise, şöyle değerlendirdi: "Abdullah Öcalan'ın mesajının içeriğinde kongreye ilişkin söylenen yeni şeyler var. Bunlar dikkate alınmalı. Bir hat çiziyor, yeni şeyler söylüyor. Selefi anlayışı, İran Şii anlayışı ve İhvan anlayışının aşılması gerektiğini söylüyor. Şuana kadar İslam hareketlerinin çoğu bunlardan etkilenerek oluştu. Bunun yerine adil, özgür, eşit, çoğulcu ve demokratik İslam anlayışının gelişmesi gerektiğini söyledi. Öteden beri PKK'ye yönelik ateist olarak söylenen suçlamayı reddetti. Biz dedi 'Hz. Ali'nin, Selahattin Eyyübi'nin mirasçısı olan, bunların sentezini yapan bir hareketiz. İslam'ın adil, demokratik ve eşit karakterini en iyi temsil ettiğime inanıyorum' dedi. Sık sık kongrede bulunanlara 'mümin kardeşlerim' diye hitap etti. 'Hepinizi Allah'ın birliğine çağırıyorum ve onun güvenliğine emanet ediyorum' diye bitirdi. Dolayısıyla verdiği mesajlar bu açıdan çok önemliydi. Kürt hareketi içinde bu kongrenin bir dönüm noktası olduğunu düşünüyorum. İslam içerisindeki tartışmalar açısında mesaj önemliydi."
Büyük bir adımdır
Irak Kürdistan Sosyalist Partisi Genel Başkanı Muhammed Hajî Mahmut da, Öcalan'ın, bütün dinler arasındaki barış söylemini ve dinler arasındaki birlik duygusunu dile getirdiğini belirterek, "Bu barış için büyük bir adımdır. Kürtler hiç bir zaman savaşı değil her zaman barıştan yana olmuştur. Bu kongre bir milattır Kürtler açısından. Kongre İslam'da ki birlikteliğin, kardeşliğin ilk adımıdır. İslamla Kürt birlikteliktir. Bu konferans umarız birlikteliğe yol açar" şeklinde konuştu.
Mısır'a tepki, İran'a sessizlik olmaz
İran'da Kürtlere yönelik artan idam kararlarını değerlendiren Ortadoğu Uzmanı Doç. Veysel Ayhan, "Bir kitlenin sistematik bir şekilde baskı altına alınması, idamı edilmesi, katledilmesi haramdır" dedi.
Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Ortadoğu Uzmanı Doç. Dr. Veysel Ayhan, İran'da Kürlere yönelik gerçekleştirilen idamların Demokratik İslam Kongresi kapsamında yapılan tartışmalarda ele alındığını belirterek, eleştirilerin genel olarak İran'daki idamlara yönelik Müslüman toplumların, düşünürlerin ve alimlerin tepkisiz kalmasına yönelik olduğunu ifade etti. İslami açıdan düşünüldüğü zaman haksızlık ve idamlar nerede gerçekleşirse gerçekleşsin eğer bu idamlar bir kitleye yönelikse ve bu kitlenin sistematik bir şekilde baskı altına alınması, katledilmesi ve öldürülmesi gündeme geliyorsa bunun İslami açıdan haram olduğunu dile getiren Ayhan, "Ancak bugün Türkiye'de özellikle iki noktaya dikkat çekilmeli. Birincisi Mısır'da idam kararlarına yönelik İslami kesim ve toplumun göstermiş olduğu tepki. Bir de İran'da kararların ötesine geçip uygulamaya geçen uygulamalara karşı sessiz bir duruş. Bunun birkaç tane nedeni olmuş olabilir. Elbette bilgi eksikliği olmuş olabilir. İslami basın yayın ve düşünürler, bu konuda yazıp çizmemesi ve sorumluluklarını yerine getirmemiş olabilir. Ama her ne şekilde olursa olsun sonuçta bunlara karşı bir duruş sergilemek her iki şekilde haksızlık Mısır'da veya İran'da veya başka bir yerde meydana geliyorsa buna bir tepki vermek gerekiyordu. Ama bugün yaşanan bu iki politika başta Kürt toplumu olmak üzere bu bölgede İslami değerleri savunan ve yaşatmayı savunan tüm toplumsal gruplar tarafından endişe ile karşılanıyor" dedi.
Bölgeyi rahatlatacak modeller
Rojava Devrimi'nin önemli olduğunu ve Rojava'nın tüm bölgenin kanayan yarası olduğunu dile getiren Ayhan, şunları söyledi: "Rojava'da aslında bir çok paradigma geliştirildi. Daha doğrusu Suriye'de iç savaş başladığı zaman bir çok paradigma, strateji hayata geçirilmeye çalışıldı. Ancak bu strateji ve modellerin tümü ne Rojava'ya ne Suriye'ye ne de bölgeye bir şey getirdi. Neydi bunlar milliyetçi, mezhepçi, etnik duruşlar sergilendi ve benzeri silahlı birçok ideoloji kendini var etmeye çalıştı. Ancak bunların hiçbir tanesi Suriye'ye barış getirmediği gibi Suriye ve bölgede çatışmaların artmasına neden oldu. Bu çerçevede Rojava'ya baktığımız zaman Kürtler çok farklı bir yöntem geliştirdi. Dediler ki, 'Var olan yöntemlerle biz çatışmayı engelleyemeyiz. Referansımızı toplumdan alarak, toplumun demokratik yönetimini baz alarak bütün kesimlerin katılabileceği demokratik bir yönetim modeli oluşturalım'. O yüzden kanton modelleri geliştirildi. Bu kanton modelleri etnik bir hassasiyet üzerine dayanmadı. İdeolojik veya mezhebi bir yapı üzerine kurulmadı ve bu anlamda bir model gelişti. Küçük bir modeldir, ancak uygulamasına baktığımız zaman tüm bölgeyi rahatlatabilecek bir modeldir."
Rojava'daki Selahaddini model
Rojava'nın bugün Selahaddin Eyyübi'nin çıktığı bir modelle kendisini yeniden var ettiğini aktaran Ayhan, "Bütün İslam aleminin içerisine sürüklenmiş olduğu milliyetçilik, sükülerizm, vahabizm, şiaizm gibi bu bölgeyi kana bulayan ve bu bölgeye ait olmayan paradigmalara bir alternatif sunuyor ve Kürtler bu konuda öncü bir rol oynuyorlar. Bir kez daha Selahaddin Eyyübi mantalitesiyle yoğunlaşmış ve bu konuda yeni bir yönetim modeli ortaya çıkarmaya çalışan Rojava hareketi yalnız Suriye'ye değil bütün bölgeye yeni bir umut verdi. Bu umut bütün kesimlerin kendi özerkliğini, kendi kendini yönetebileceğini, bunu yaparken de tüm farklılıkları da kendi içerisinde barındırabileceği bir modeldir; bu model takip edilmesi ve tartışılması gereken bir modeldir" dedi.
Eski ideolojinin temsilcisi devletlerin, ulus devlet mantalitesiyle buna cevap vermeye çalıştıklarını kaydeden Ayhan, bu yüzden bölgenin ciddi bir savaşın içerisine sürüklendiğini belirtti.
Bölgeyi rahatlatan hamle
Demokratik İslam Kongresi'nin yapıldığı dönem ve gerçekleştiği yer itibariyle tarihi bir öneme sahip olduğunu kaydeden Ayhan, "Bugün bölgenin çok ciddi sorunlarının başında bölgenin etnik, ulus devlet anlayışlara bürünmesi geliyor. Kürt Özgürlük Hareketi'nin tüm bölgeyi rahatlatmaya çalıştığı bir hamle görmekteyiz. Medine Sözleşmesi bu bölgenin referans alabileceği en önemli tarihsel, hukuki temellerden bir tanesini oluşturuyor. Kürt hareketi, tüm Ortadoğu'ya, bütün Afrika'ya sunduğu bu modelden bahsediyoruz. Bu modelde ortaya konan temel nokta; herkes kendi öz varlığı ile yaşabilsin ve üst bir şemsiye örgütlenmesi kursun. Bu üst şemsiye örgütlenmesi tüm kesimlerin özgürlüğünü hedeflisin. Bu yüzden kongrenin sonuçları, vereceği mesajlar sadece Ankara'ya değil, Şam'a, Tahran'a, Arabistan'a hatta ve hatta Ortadoğu'yadır. Buradan çıkacak sonuçların etkisi birkaç yıl sonra net olarak anlaşılacaktır" şeklinde konuştu.