Birisinin zaten adı Fidan, diğer ikisi doğuştan fidan… Üç Kürt, iki Alevi biri Êzîdî üç kadın, üç devrimci… Üç insan.
... Duracaksın, düşüneceksin önce, konuşacağın her bir kelimeye öyle bir hakim olacaksın ki, esiri olmayaşın ağzından çıkana sonra.
Her toplum için çok hassas bir konudur kadın konusu evet ama Kürt bir başka hassastır.
Öyle canı istediğinde köy ortasında ki çeşmeye mesela gidemezdi tek başına Kürt kadını.
Ayak bilekleri görülmeyecek, tülbenti çene altında bağlanırdı bekar kızların. Evli olanlar gelinlik yaparlardı.
Ailenin büyükleriyle yemek yemezdi mesela evin gelini, o hep yalnız ya da varsa evin genç kızıyla yerdi yemeğini, misafir mi geldi, evin erkeği yapardı tüm hizmeti, kadının odaya girmesi hoş karşılanmazdı.
Öyle ağız dolu insanca gülmesi bazen bir cinayet sebebiydi.
Bazen sevdiğine değil, ailenin istediğiyle evlenirdi. Hele bir de töreye karşı gelirde sevdiğine kaçarsa, katli vacip, belki de yıllarca sürecek olan namus davaları kan davalarına dönerdi.
Gariptir ama kan davasına sebep olan bir kadın ise yine o kan davasını bitiren de bir kadın olurdu.
Ölüme, öldürmeye gelen düşman beylerin ayaklarının altına yazmasını attı mı bir kadın, önlerdi bir cinayeti. Ya da bazen karşılıklı evliliklerle bitirilirdi kan davalar.
Kaderine hiç razı olmadı Kürt kadını, olamazdı da fakat yaşadı yüzyıllar boyu bu şekilde.
Sonra bir gün birileri yaktı Newroz ateşini, o ateş ki ilk üzerinden atlayanın paçasını tutuştururdu. “Olsun” dedi, “varsın ilk yanan ben olayım” dedi.
Gözünü kırpmadan atlayıverdi güneşin kızı ateşin üzerinden.
İlk o yandı...
Huzurluydu, birikmiş bin yıllık bir kirden kurtulmuşcasına mutluydu.
Kadının ilk çığlığı yankılanıyordu... Bu bir özgürlük çığlığıydı onun için.
Ve ilk defa kendi özgürlüğü için yanacaktı... Başı dikti.
Ne işkence tezgahları, ne dağbaşlarında taş üstünde yatmalar, ne narkozsuz ameliyatlar, ne açlık ne dağ ne taş...
O özgürdü artık...
Kaderine baş kaldırmıştı, tek başına çeşme başına gidemeyen bir kadın, dağ başlarında elinde mavzer, dudaklarında özgürlük ıslığı.
Daha düne kadar yananında yemek yemesi yasak olan erkek arkadaşlarına komutanlık yapan, stratejiler çizen, ders veren olmuştu.
O Kürt de eski Kürt sayılmaz artık.
Kadınla yürümek, emir almak, onunla yoldaşlık etmekten gocunmaz, tam tersi gurur duyar olmuş.
Kortejin en önünde yürümeyene de gönlü düşmez artık delikanlıların.
Yani herşey değişti… Kadın değişti, erkek değişti, iklimler değişti.
Ağustos’ta kar yağar oldu mesela. Haritalar da değişiyor.
Tek bir şey değişmedi Kürt coğrafyasında... Kadınına el kaldırmayacaksın.
Ve siz bu gün bunu yaptınız... Kefeninizi yanınıza aldınız mı?
*Şair