Seyit Rıza’nın hırçın torunu

Dêrsim'in asi kadını Paris’te vuruldu
hunharca, iki arkadaşıyla.
Haince
sinsice
vahşice
vuruldu asi kadın...
Munzur gibi kederli
Laç gibi hüzünlü
Zilan gibi öfkeli asi kadın vuruldu
Paris'in orta yerinde...
Asi kadın vuruldu kalleşçe
Haince/puştça
Vuruldu göğsünden paramparça
Zarife gülüşlü kadın
Üç can vuruldu
üç fidan
üç kızıl karanfil
Üç özgürlük çiçeği
üç özge can
üç özgür kadın vuruldu Paris’te…
 ***
'Paris'te artık kestane satılmıyor sevgili',
Boynu bükük ağaçlar kan ağlarken,
Yıldızsız gökyüzünün altında
hüzünle duruyor şimdi genç kızlar,
Mavinin en derin boşluğunda sallanan
Şimal'a bakıyorlar şimdi  kadınlar...
Delikanlılar öfkeyle bakarken boşlukta
duran evrene, varolmanın
en derin ezikliğini yaşıyorlar şimdi...
Ah Paris Paris...
Artık yoksun lügatımda
Silindin ruhumun derinliklerinden
Yaktım belleğimden seni Paris...
Dêrsim'de yükseklerden uçan bir kartaldı
Amed Zindanı’nda boyun eğmeyen
bir şahin
Esat'lara meydan okuyan
Mazlum’un can yoldaşı
Bekaa'dan kekik kokulu dağlara
Avrupa'dan bilinmezlere doğru
uzanan patikaların ölümsüz
yolcusuydu asi kadın...
Ey Paris Paris...
Yakıp kül ettim seni düşlerimde
Hayalimin son kırıntısının
en son zerresi bile değilsin artık
Yok ettim kendimdeki son halini
ey Paris...
Dokunsanız kan olur akar oluk oluk
genç gülüşlü Leyla
Baksanız hüzün olur sele dönüşür
gözyaşları Ronahî
Kucaklarsanız feryad u figan olur
dağlarda yankılanır Rojbîn düşlü fidan
Öfkelenirse isyan olur
Dêrsim'in asi kadını Sara
Durun o zaman durun
dokunmayın kızıl saçlı Asi'ye
Bakmayın bakmayın o zaman
Munzur gülüşlü Roza'ya
Uzak durun uzak durun
gönlünü dağlara vermiş Jeanne  D’Arc’a
Dokunmayın dokunmayın Yado’nun
kabına sığmaz şahin bakışlı Sara’ya
Bırakın bırakın uçsun yükseklerde
Gitsin gitsin yarınlara doğru özgürce
Şahlansın şahlansın
kısrak bir atın sırtında süvarice
Varsın varsın Zilanların bağdaş kurmuş
sofrasına Berivanca
Bırakın bırakın Asi'yi vursun
kendini çöllere Zührece
Vursun vursun kendini dağlara Şirince
Bırakın gitsin Ehmedê Xanî’nin
mekanı Cizra Botan’a
Olsun arkadaşı Meme Alan’ın yoldaşı Zîn’e
Ve bırakın bırakın savursun kızıl kıvrıcık
saçlarını Munzur’un deli rüzgarına...



FUAT KAV