Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, açıkladığı 'demokratikleşme paketi'nde seçim sistemine ilişkin 3 öneri sunduklarını ve bunların tartışılması sonucunda sistemin belirleneceğini açıkladı. Mevcut sistemin devamı, daraltılmış bölge ve dar bölgeden oluşan önerilerin ortak noktası ise, tamamının AKP'ye yarıyor olması.

Osmanlı döneminin son genel seçimi Aralık 1919'da yapıldı. Ardından ise Cumhuriyet dönemi ile birlikte birçok seçim sistemi denendi. 19 Mart 1920'de Mustafa Kemal Atatürk, seçim bildirisi yayınlamış ve her ilden 5 temsilci gönderilecek şekilde seçimlerin yapılmasını istemişti. 3 Nisan 1923'te ise seçim yasasında değişiklikler yapıldı ve 50 bin kişi tarafından bir milletvekili seçilirken bu rakam 20 bine çekildi. Seçmen yaşı ise 18'e indirildi. Sırasıyla 1923, 1927, 1931, 1935, 1939, 1943, 1946, 1950, 1954, 1957, 1961, 1965, 1969, 1973, 1977, 1983, 1987, 1991, 1995, 1999, 2002, 2003, 2007 ve 2011 seçimleri yapıldı. Birçok seçim öncesinde seçim sistemine ilişkin farklı değişiklikler gerçekleştirildi. Bazı dönemlerde ise seçim öncesinde Anayasa değişiklikleri ile sisteme eklemeler yapıldı.

Tartışılan seçim barajı

Tartışmaların odağında olan seçim barajı, farklı uygulamalar ile sürekli seçmenin önüne getirildi. 1969 seçimlerinde, bir önceki dönemde Türkiye İşçi Partisi'nin parlamentoya 16 kişiyle girmesinin ardından baraj sistemi getirildi. Buna göre, bir seçim çevresindeki geçerli oyların toplamı, o ilin milletvekili sayısına bölünüyor, böylece çıkan seçim barajı sayısından az oy alan siyasi partilere veya bağımsız adaylara milletvekilliği verilmiyordu. Açıkta kalan milletvekili varsa, baraj altında oy alan parti ve adaylar düşünülmeden "D'hondt sistemi"ne - seçim çevresi düzeyinde artık oy bırakmadan, tüm temsilcilerin partiler arasında dağılımını sağlayan bir nispi temsil sistemidir- göre paylaştırılıyordu. Hiçbir parti ve aday seçim sayısına ulaşmazsa, çıkacak milletvekilleri "D'hondt" sistemine göre tespit ediliyordu. Bu sisteme "Barajlı D'hondt" adı veriliyordu. Bu sistemi Anayasa Mahkemesi daha sonra iptal etti.

Baraja darbe düzenlemesi

12 Eylül 1980 askeri darbesi tarafından hazırlanan 1982 Anayasası ve akabinde çıkarılan Siyasi Partiler ve Seçim Kanunu ile yeniden seçim sistemi ele alındı. Öncelikle Cumhuriyet Senatosu kaldırıldı. Meclis üye sayısı ise 400'e indirildi. Fakat 1987'de yapılan değişiklikle tekrar 450'ye çıkarıldı. Türkiye genelinde partilere yüzde 10 barajı ve ayrıca, seçim çevresi barajı konuldu. Buna göre, bir seçim çevresinde, kullanılan geçerli oyların toplamının, o çevreden çıkacak milletvekili sayısına bölünmesiyle elde edilecek sayıdan az oy alan siyasi partilere ve bağımsız adaylara milletvekili tahsis edilmiyordu. Yani bu yüzdenin altındaki bir parti o bölgede veya ilde milletvekili çıkaramıyor.

87 yılında 'dar bölge' sistemi

1987 genel seçimleri öncesinde çıkarılan bir kanunla, bir çeşit "Dar Bölge" sistemine geçildi. Buna göre, her ilin nüfusuna göre tespit edilen milletvekili sayısı 6'yı geçerse, o il birden fazla seçim çevresine ayrılıyor. 6 milletvekili çıkaracak olan bölgelerde partiler birer kontenjan adayı gösteriyor. Bu sayı, toplam milletvekili sayısının yüzde 10'u olan 45'e ulaşmazsa diğer bölgelerden dolduruluyor. Bir seçim bölgesinde en çok oyu alan partinin kontenjan adayı kazanmış oluyor. Geri kalan milletvekilleri; 5 çıkaracak olan bölgelerde yüzde 20'yi, 4 çıkaracak yerlerde yüzde 25'i, 3 çıkaracak yerlerde yüzde 33'ü, 2 çıkaracak yerlerde yüzde 50'yi geçen partiler arasında paylaştırılıyor. 1991 seçimlerinden önce çıkarılan kanunla, 2 ve 3 milletvekili çıkaracak olan yerlerde yüzde 25 barajı kabul edildi. Ayrıca, bir seçmen, oy verdiği partiden yalnız bir adaya tercih işareti koyabiliyordu. Bu tercih işaretleri toplamı, o partinin, o bölgeden aldığı oyların yüzde 15'ini geçerse, o aday birinci sıraya geçmiş oluyordu.

AKP'nin tartışılan 3 önerisi!

Başbakan Recep T. Erdoğan ise 30 Eylül günü düzenlediği basın toplantısı ile açıkladığı 'demokratikleşme paketi'nde seçim sistemine ilişkin 3 öneri sundu. Önerilerden birincisi varolan sistemin devam edebileceği olurken ikinci öneri ise barajın yüzde 5'e çekilip beşli gruplandırmayla daraltılmış bölge seçim sistemi oldu. Son öneri ise barajın tamamen ortadan kaldırılması ve dar bölge uygulamasına geçilmesi oldu. Mevcut sistemin de öneriler içinde yer alması ise AKP'nin niyetinin mevcut sistemin devam olduğu yönünde yorumlandı.

Daraltılmış bölge seçim sistemi

Erdoğan'ın önerdiği daraltılmış bölge seçim sistemi ile 5 milletvekili çıkarabilecek yerler seçim bölgesi olarak tanımlanacak. Başbakan Erdoğan'ın dediğine göre, yüzde 5 barajlı 5'lik bölge sistemi, şu an dünyanın hiçbir yerinde uygulanmıyor. Meclis'teki koltuk sayısı 5'ten fazla olan iller koltuk sayıları 5'i aşmayacak bölgelere ayrılır. Bölge bir milletvekili çıkaracak biçimde belirlendiğinde o bölgedeki seçimde en çok oyu hangi parti alıyorsa milletvekilini de o parti çıkartıyor. Dolayısıyla ülke genelinde birinci olan parti bütün milletvekillerini dahi alabiliyor. Bölge başına düşen milletvekili sayısı arttıkça bu değişiyor. Ancak genellikle iki partili sisteme yol açıyor. Bir başka deyişle sayı arttıkça ikinci en çok oyu alan partinin milletvekili sayısı da artıyor. Ancak milletvekillerinin büyük bölümünü en çok oyu alan parti çıkartıyor. AKP'nin uzun süredir üzerinde çalıştığı bu yeni seçim sistemine göre, 5 milletvekili çıkarabilecek yerler seçim bölgesi olarak tanımlanacak. Şimdiki uygulamayla 90 milletvekiline sahip İstanbul, 3 ayrı seçim bölgesine sahipken, yapılacak değişiklik sonrası İstanbul 20 seçim bölgesine ayrılacak. Sistem hayata geçerse AKP'nin en az 30 vekil daha çıkarabileceği belirtilirken, muhalefetin vekil sayılarında ise bu sisteme göre ciddi bir düşüş olacak. Bu sistemle 3 veya daha az vekil çıkartan 34 il, komşu illerle birleştirilip tek bir seçim bölgesi haline gelecek; vekil sayısı 10 ve üzerinde olan illerse birden fazla seçim bölgesine ayrılacak. Seçim çevrelerinin daraltılması, büyük partilerin lehine, küçüklerin aleyhine sonuç veriyor.

Dar bölge seçim sistemi

550 adet koltuk sayısı olan Meclis üyelerinin seçilmesi için Türkiye 550 bölgeye bölünür. Her bölge için adaylar belirlenir. Milletvekili sayısı kadar seçim çevresi oluşturulur. Siyaset bilimcilerin yorumuna göre bunun yararı, milletvekili partisinin genel merkezine değil, kuvvetli şekilde seçmenine bağlanıyor. Seçmen açısından avantaj sağlıyor ancak parlamentoda kaygan çoğunluklar ortaya çıkabiliyor. Dar bölgede, etnik, mezhepsel köken vb. etkenler öne çıkabiliyor. Bu sistem ile BDP bölge illeri dışındaki illerden milletvekili çıkaramayacak.

Tek konu tartışılıyor ama lehte

BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, AKP Hükümeti'nin tartışmaya açtığı tek konunun seçim barajı olduğunu belirtti. Beştaş, AKP'nin 3 seçenek sunduğunu bunlardan mevcut sistemin devam etmesine yönelik seçeneğin, kabul edilemez olduğunu belirterek, yüzde 10 barajının hiçbir Avrupa ülkesinde uygulanmadığını ve antidemokratik olduğunu söyledi. Beştaş, diğer iki sistemde ise en çok oy alan partiye yarayan mekanizmaların öngörüldüğünü vurgulayarak, "AKP kendi iktidarını devam ettirmek için uygulamaları lehe çevirmeye çalışıyor" dedi.

Küçük partiler öldürülüyor

Beştaş, BDP'nin sadece Kürdistan'da siyaset yapan bir parti olmadığını diğer bölgelerde de siyaset yaptığını ve seçmenlerden oy istediğini vurgulayarak, "Bunu artık bağımsız adaylarla değil partimizin adıyla yapmayı istiyoruz. Bizim önerimiz barajın en fazla yüzde 3 olması hatta 5 seçim bölgesinde birinci olan partinin barajı otomatik olarak aşmış olmasıdır. Ama bunların hiçbirini tartıştırmadılar. Kendilerinin önerisinde küçük partiler tamamen ortadan kaldırılıyor. Seçmenleri dağınık olan partilerin aleyhinedir. Dar bölge ve daraltılmış bölgede de bizim İstanbul, Mersin, Adana, Antep gibi yerlerden milletvekili çıkarmamız engellenir" diye konuştu.



ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA