- DİSK-AR'ın İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu'na göre; Avrupa’da açık ara en yüksek asgari ücret kapsamına sahip Türkiye, derinleşen bir “asgari ücretliler ülkesi”ne dönüşüyor.
- Sendikasızlaştırma ve güvencesizleştirme politikaları sonucunda asgari ücret, fiilen ortalama ücret hâline geldi; işçilerin çoğunluğu açlık sınırının altında bir gelire mahkum.
- Türkiye’de çalışanlar şirketlerden daha fazla vergi ödüyor; ücretlilerden kesilen toplam gelir vergisi 6 trilyon, şirketlerin kârlarından alınan kurumlar vergisi ise 4 trilyon TL oldu.
Asgari ücret, açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının dörtte biri düzeyindedir. Asgari ücretin kişi başına milli gelire oranı 1974’te yüzde 80,6 iken 2026’da yüzde 45,7’ye geriledi, asgari ücretlilerin büyümeden aldığı pay azaldı. Türkiye’de asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı bir ücretle çalışanların kapsamı yüzde 35’e yakındır. Böylece Türkiye asgari ücretin yaygınlığı bakımından Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer alıyor. TİS kapsamı Türkiye’de yüzde 10 düzeyindeyken bu oran birçok Avrupa ülkesinde yüzde 60’ın üzerindedir. Türkiye’de her 100 çalışandan 15’i asgari ücretin altında çalıştırılıyor. Türkiye’de çalışanlar şirketlerden daha fazla vergi ödüyor.
DİSK-AR, İşçi Sınıfının Geçim Krizi Raporu'nu dün yayımladı. Mayıs 2026 itibarıyla dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken asgari harcama tutarını ifade eden açlık sınırı 34 bin 808 TL’ye yükselirken yoksulluk sınırı ise 114 bin 348 TL oldu. 2026 yılı için 28 bin 75,50 TL olarak belirlenen net asgari ücret, Mayıs 2026’da açlık sınırının 6 bin 732 TL altında kaldı. Asgari ücret ile yoksulluk sınırı arasındaki fark ise 86 bin TL’yi aştı.
Gelirden daha az pay
Ortalama yıllık brüt asgari ücret, 1974'te kişi başına GSYH’nin yüzde 80,6’sı düzeyindeydi. 2026 itibarıyla ortalama aylık brüt asgari ücret 33 bin 30 TL, yıllık brüt asgari ücret ise 396 bin 360 TL’dir. Aynı yıl kişi başına GSYH 567 bin 602 TL olarak gerçekleşti; böylece asgari ücretin kişi başına gelire oranı yüzde 45,7’de kaldı. Eğer 1974’teki yüzde 80,6’lık oran korunmuş olsaydı, 2026 yılında aylık brüt asgari ücretin 58 bin 245 TL olması gerekirdi. Oysa fiili brüt asgari ücret bu tutarın 25 bin TL altında kaldı.
Temel gıdaya erişemiyor
Asgari ücretlinin temel gıda maddelerine erişimi, Avrupa ve OECD ülkelerine kıyasla son derece sınırlı kalıyor. Bir asgari ücretli, bir aylık net asgari ücretiyle yalnızca 27 kg dana eti alabiliyor. Buna karşılık Hollanda’da bir asgari ücretli 107 kg, Fransa’da 84 kg, Almanya’da 56 kg, Yunanistan ve Meksika’da 47 kg dana eti alabiliyor. Türkiye’de bir asgari ücretli aylık ücretiyle 281 litre süt alabilirken, bu miktar Hollanda’da bin 789 litreye, Fransa’da bin 115 litreye, Almanya’da bin 8 litreye, Yunanistan’da 411 litreye ulaşabiliyor. Un, şeker, sıvı yağ ve yumurta gibi temel tüketim ürünlerinde de tablo benzerdir.
Asgari ücret yaygınlaşıyor
Türkiye, asgari ücret kapsamı oranında AB ülkeleri içinde ilk sırada yer alıyor. AB ülkeleri içinde asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı bir ücretle çalışanların oranının en düşük olduğu ülke yüzde 2,6 ile Çekya’dır. Portekiz, Estonya, Hollanda ve İspanya’da asgari ücret kapsamı yüzde 3-3,6 civarındadır. İrlanda, Slovakya ve Litvanya’da yüzde 6 civarında olan asgari ücret kapsamı Lüksemburg ve Almanya’da yüzde 7-8 dolaylarındadır. AB ülkeleri içinde asgari ücret kapsamının en yüksek olduğu üç ülke ise yüzde 12,6 ile Slovenya, yüzde 12,7 ile Fransa ve yüzde 13 ile Bulgaristan’dır. Türkiye’de ise asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı bir ücretle çalışanların kapsamı yüzde 35’e yakındır. Böylece Türkiye asgari ücretin yaygınlığı bakımından Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer almaktadır.
Türkiye’de asgari ücretin altında çalışanların oranı yüzde 15’tir. Diğer bir ifadeyle her 100 kişiden 15’i asgari ücrete dahi erişemiyor. Asgari ücretin yüzde 5 fazlası ve altı bir ücretle çalışanların kapsamı yüzde 35’tir. Asgari ücret civarı (komşuluğunda/yüzde 20 fazlası ve altı) çalışanların oranı ise 2025 itibarıyla yüzde 42’dir. Başka bir deyişle her 10 çalışanın dördü asgari ücret komşuluğunda ücretlerle çalışıyor.
Sendikal haklar tablosu
AB ortalamasında ve Türkiye’de asgari ücret civarında çalışanların oranı ile toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamı karşılaştırıldığında Türkiye’nin sendikal hakların kullanımının önündeki fiili engeller nedeniyle de bir “asgari ücretliler ülkesi” haline geldiği görülmektedir. Türkiye’de TİS kapsamı yüzde 10 civarındadır ve AB ülkeleri ile kıyaslandığında en son sırada yer alıyor. Türkiye’den sonra en düşük TİS kapsamına sahip iki ülke yüzde 13 ile Polonya ve yüzde 14 ile Yunanistan’dır. Buna karşın TİS kapsamı en yüksek ülke yüzde 100 ile İtalya’dır. Fransa ve Avusturya’da ise bu oran yüzde 98 düzeyindedir. Toplu iş sözleşmesi kapsamının dar olması, ücretlerin piyasa koşullarına ve işveren inisiyatifine bırakılmasına yol açıyor, asgari ücret fiilen ortalama ücret haline geliyor.
Resmi istatistikler TİS’ten yararlanan işçilerin ortalama ücretlerinin asgari ücretin çok üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. 2024'te çalışılan süreler için yapılan düzenli-düzensiz ödemeleri, ayni ödemeleri ve tasarruf sandıklarına yapılan ödemeleri oluşturan aylık ortalama brüt kazanç, TİS kapsamı dışındaki işçilerde 35 bin 821 TL iken TİS kapsamındaki işçilerde 68 bin 730 TL’ye kadar yükseliyor. Böylece TİS kapsamındaki işçilerin aylık ortalama brüt kazancı, TİS kapsamı dışındaki işçilerden yüzde 91,9 daha fazladır.
En düşük asgari ücretli
Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde en düşük asgari ücrete sahip ülkeler arasındadır. Türkiye’de asgari ücretin euro cinsinden son 10 yıldaki artışının Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında oldukça sınırlı kaldığı görülüyor. Türkiye’de Ocak 2016'da aylık brüt asgari ücret 518 euro düzeyindeyken, Ocak 2026'da yalnızca 654 euroya yükseldi. Böylece 2016-2026 döneminde euro cinsinden brüt asgari ücretin yıllık ortalama artış oranı yalnızca yüzde 2,4 oldu. Aynı dönemde Romanya’da yıllık ortalama artış oranı yüzde 13,1’e; Litvanya’da yüzde 12,7'ye; Sırbistan’da yüzde 12,2'ye; Arnavutluk’ta yüzde 12,4'e; Bulgaristan’da yüzde 11,2 ve Makedonya’da yüzde 10,6'ya ulaştı. Avrupa’da Türkiye’den daha düşük brüt asgari ücrete sahip yalnızca üç ülke var; Arnavutluk, Makedonya ve Bulgaristan.
Vergi sistemi derinleştiriyor
Büyümeden pay alması gereken işçiler, tam aksine büyümeden dışlanınca asgari ücret, kişi başına milli gelire göre de eriyor. Vergi sistemi bu eşitsizliği daha da derinleştiriyor. İşçiler, bir yandan düşük ücretlerle geçinmeye çalışırken öte yandan giderek ağırlaşan bir vergi yükü altında eziliyor. Yıllardır gelir vergisi tarife dilimleri az artırılarak, vergi tarife oranları yüksek tutularak, asgari ücret istisnası çalışanlar aleyhine uygulanarak çalışanların vergi yükü artırılıyor. Ücretliler şirketlerden daha fazla vergi öder hâle getirilyor. DİSK-AR'ın ortaya koyduğu veriler şöyle:
* Vergi ve kesinti yükü yıl içinde yüzde 21,6’dan yüzde 29,7’ye çıkıyor.
* 2026’da işçinin brüt ücretinin ortalama dörtte birinden fazlası vergi ve kesintilere gidiyor. İşçiler yılın üç ayını vergi ve kesintileri ödemek için çalışıyor.
* Gelir vergisi en düşük tarife dilimi 190 bin TL sınırındadır. Eğer 2000'den itibaren gelir vergisi tarife dilimleri asgari ücret kadar artırılmış olsaydı vergi ilk dilimi 658 bin TL’nin üzerinde olacaktı.
* Dolaylı vergiler 36 yılda yüzde 48’den yüzde 64’e yükseldi. Toplanan her 100 TL’lik verginin 64 TL’si dolaylı vergilerden geliyor.
* Mülkiyet üzerinden alınan vergilerin payı ise son 11 yılda yüzde 3,7’den yüzde 1,1’e geriledi.
* Türkiye’de işçiler şirketlerden daha fazla vergi veriyor. Vergi gelirleri içinde işçilerin ödediği pay yüzde 19,6 iken sermayenin payı yüzde 13,1’dir.
Emeklilik sistemi de
Emeklilik sistemi de bu genel tablonun dışında değildir. Onlarca yıl çalışmış, prim ödemiş milyonlarca emekli, bugün sefalet içinde yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Emekli aylıkları asgari ücretin altına düştü, SGK’nin prim gelirleri artmasına karşın bu artış emeklilere yansıtılmadı. Emeklilik bir dinlenme ve güvence hakkı olmaktan çıktı; her üç emekliden ikisi geçimini sağlayabilmek için yeniden çalışmak zorunda bırakılıyor. DİSK-AR'ın verileri şöyle:
* Ortalama emekli aylığının asgari ücrete oranı 2002’de yüzde 122 iken 2025’te yüzde 84’e geriledi. Emekli aylıkları asgari ücretin yüzde 16 altına düştü.
* Emekli aylığı sistemindeki değişiklikler, aynı prim ve çalışma süresine sahip emekliler arasında büyük gelir farkları yaratıyor.
* En düşük emekli aylığı artırılırken diğer aylıkların aynı ölçüde yükseltilmemesi, emekli aylıklarını en düşük aylığa yaklaştırıyor.
* Emeklilerin milli gelirden aldığı pay gerilemektedir. Ortalama emekli aylığının kişi başına milli gelire oranı 2002’de yüzde 46,4 iken bu oran 2025 yüzde 31,6’ya düştü.
* Prim gelirleri 2002’den bu yana 273 kat artarken emekli aylıkları ve sağlık harcamaları 211 kat arttı.
* Düşük aylıklar nedeniyle çalışan veya iş arayan emeklilerin oranı 2002’de yüzde 36,6 iken 2025’te yüzde 69,5’e çıktı. Her üç emekliden ikisi çalışmak zorunda bırakılıyor. HABER MERKEZİ