Ortadoğu’da çok yönlü, çok aktörlü ve yaygınlaşıp derinleşen bir savaş yaşanmaktadır. Bu savaşın bütün aktörleri değişse bile değişmeyen en temel aktör Kürtlerdir. Yani Ortadoğu’da olan bitenin Kürtlere karşı çok boyutlu bir savaş olduğunu söylemek, abartı değil, çıplak gerçeğin ifadesidir.
Bu savaşta Türk devleti ve Erdoğan, hem savaşın müsebbibi, hem de bu savaşı Kürtlere karşı geliştiren siyasal güç ve aktördür. Bu anlamda Kürtlere karşı sürdürülen bu savaşın birinci derecede sorumlusudur. Ancak Türk devletinin ve Erdoğan’ın bu politikaları, aynı zamanda, bölge halklarının da mevcut Türk devletinin de geleceğini tehlikeye atmış, risk altına almış durumdadır. Bu nedenle bütün Türk yetkili ve ilgilileri bir ‘Bekaa sorunun’dan söz edip durmaktadırlar.
Kürtlere karşı sürdürülen bu savaş koşullarında, dünyanın birçok ülkesinde bulunan demokratik Kürt kurumları, Kürt Halk Önderi sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için bir kampanya başlatmışlardı.
Bu kampanya, yaygın ve etkili bir biçimde devam ederken, birdenbire, Kürt Halk Önderi Öcalan’ın sağlığıyla ilgili derin kaygıların doğmasına yol açan haberler yayılmaya başladı. Biliyoruz ki Kürt önderleri bu gelişmenin bütün boyutlarını inceleyecek, analiz edecek, hangi tuzakların, hangi gizli hesapların yapıldığını açıklığa kavuşturacaktır. Ancak ilk elde anlaşılan o ki Türk devleti ve Erdoğan, sayın Kürt halk önderi Öcalan’ın sağlığı üzerinde Kürtlere karşı yeni bir cephe açmaya çalışmaktadır.
Bu haberlerin zamanlaması çok manidardır. Türk devleti ve Erdoğan bir yanda İran’la Irak’la kurduğu cephe vasıtasıyla güney Kürdistan’a ve Rolava’ya saldırmaktadır. Kerkük işgal ediliyor, İdlib üzerinden Efrîn’e girilmeye çalışıyor. Diğer yandan da, belirtildiği gibi, Kürt halk önderliğinin sağlığı ve güvenliği konusunda şaibeli açıklamalar yapılıyor. Böylece Kürt Halk Önderi Öcalan’ın sağlığı ve güvenliği tartışmaya açılarak, bu konuda kaygı ve tereddüt yaratılarak bu cepheden de bir savaş sürdürülmektedir. O nedenle Türk devletinin geliştirdiği bu saldırı, bir bütün olarak Kürt halkına karşı sürdürülen savaştan bağımsız bir saldırı değil, tam tersine Kerkük’e ve İdlib’e yapılan saldırıların bir parçası, onların devamıdır.
Öcalan’ın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü bireysel bir sorun, bireysel bir talep değildir. Aynı şekilde Öcalan’ın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü, sadece Kürtler için ve sadece Kürtleri ilgilendiren bir sorun ve talep de değildir. Öcalan’ın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü, bütün Ortadoğu halkları için önemli ve değerlidir. Öcalan’ın, sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü Türk devletinin ve Erdoğan’ın bütün bölgeyi sürüklediği uçuruma düşmemek için ‘köprüden önceki son çıkış’tır.
Öcalan’ın sağlığının tehlikede, güvenliğinin risk altında olması demek, Türkiye halklarının karanlık, kanlı bir kaosa girmesi demektir. Öcalan’ın özgürlüğü ise Türkiye’nin demokratikleşmesinin en önemli koşulu haline gelmiştir. Öcalan özgürleştiğinde, Kürt sorununun demokratik çözümü, Alevilerin demokratik haklarına sahip olabilmeleri, Türkiye’de yaşayan bütün toplumsal gurupların özgür ve demokratik haklarını kullanabilmeleri, mümkün hale gelecektir. Öcalan, barışın teminatı, Kürt halkının özgürleşmesinin ve bölgenin demokratikleşmesinin güvencesidir.
Bu gerçeklere rağmen Öcalan’ın sağlığıyla, güvenliği ve özgürlüğüyle oynamak, ateşle oynamak gibidir ve bu ateş, hem oynayanı, hem de herkesi yakar.
Öcalan’a yapılan bu saldırı, Kürtlere karşı yürütülen savaşı büyütmenin, Kürtlerin iradesini kırmanın, moralini bozmanın, şok ve panik içinde hata yapmalarını sağlamanın koşulları için düşünülmüşse, bu hesap yanlıştır. Kürtler Önderliklerine yönelik saldırılar karşısında, hem direnişleriyle, hem de mücadeleyi sürdürebilme yetenekleriyle daha güçlü cevaplar verebilmişlerdir.
O nedenle Kürt halkı, bir bütün olarak, Öcalan’ın sağlığı ve güvenliği konusunda ki belirsizliği kabul etmeyecek, hiçbir şey yokmuş veya olan bitenler normalmiş gibi davranmayacak, bu tür saldırılara karşı sessiz kalmayacaktır.
Kürt halk Önderi sayın Öcalan, bundan önceki Kürt önderlikleri gibi, lokal, sığ ve sınırlı bir Önderlik değildir. Bütün Kürt halkının kararlılıkla sahiplendiği ve bütün dünya halklarının saygıyla yaklaştığı bir Önderlik’tir.
Bu nedenle Avrupa’da Öcalan’ın sağlığı, güvenliği ve özgürlüğü için sürdürülen bu eylemler, bütün ilgililer tarafından doğru anlaşılmalı, doğru değerlendirilmelidir. Kürt halkı başta olmak üzere bütün halklar, Avrupa ve dünyanın insan hakları kurumları, sorumluluklarını yerine getirmeli, sayın Öcalan’dan bir an önce haber alınması sağlanmalıdır. ‘Uçurumdan önceki son çıkışın’ kapanmaması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Bu çok yönlü savaşa ve sürdürülen ahlaksız saldırılara karşı bütün parçalardaki Kürtler öfkelidirler. Kürt halkının bu öfkesi çığ gibi büyümektedir. Bütün haramiler ve zalimler bilsinler ki, ezilen halkların örgütlü öfkesi, zülüm düzenlerini yıkacak, özgürlüğü kazanacaktır. Bunu unutmayın ve bu öfkeden korkun!