Bu ucuz oyun gerçekten dayanılacak gibi değil. Size darbe yapılıyor, siz bütün bakanlarınızla televizyon kanallarında demeçler veriyorsunuz. İşgal edilmiş havaalanı, uçağınız inecek diye birkaç saat geçmeden boşaltılıyor! Sabaha çıkmadan darbeyi yargıçlar yapmış gibi üç bine yakın yargıcı açığa alıyorsunuz. 

Sokağa çağırdığınız halk, gecenin bir yarısı evinde uyuyan öteki halka küfürler ederek ellerinde palalar, sopalar dönüp Alevi mahallelerine yürüyor. Darbelere karşı kendilerini korumaları için halka ruhsatlı silah vermekten söz ediyorsunuz. 

Beş vakti yirmi dört vakte çıkardınız; camiler gece gündüz sizin büyük demokrasinize çağırıyor bizi. Bütün bir ülkeyi bir gecede teslim alıyorsunuz. Darbe değil de bir siyasi bağış bu. 

Benim sorum bizlere... Bizler, tek tek ya da topluca öldürülmeden önce; bütün bu vahşeti utanç ve çaresizlik içinde daha fazla seyretmeden; bu faşizm bizi evlerimize gömmeden, bütün o büyük teorik gevezelikleri bir kenara bırakıp, sadece ve sadece yaşama hakkı temelinde ne zaman yan yana duracağız?


Şükrü Erbaş