Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı Almanya’nın Krefeld kentinde bedenini ateşe veren Uğur Şakar’ın (44) hayati tehlikesi sürüyor. Duisburg Hastanesi yoğun bakım servisinde tutulan Şakar’ın bedeninin yüzde 67’si yanmış durumda. Hastane önünde dün yapılan basın açıklamasında CPT başta olmak üzere Avrupa ülkeleri ve kurumlarının tecrit karşısındaki sessizliği protesto edildi.

Aslen Dersim Pülümür’e bağlı Pancıras köyünden olan 1975 Almanya doğumlu Uğur Şakar, 20 Şubat sabahı Krefeld mahkemesi önünde bedenini ateşe verdi. Duisburg’da hastaneye kaldırılan Şakar’ın eylem haberi duyulur duyulmaz Kürdistanlılar hastane önüne akın etti. KCDK-E Eşbaşkanı Fatoş Göksungur, HDP Siirt eski milletvekili Besime Konca’nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi Uğur Şakar’ın ailesiyle görüşerek geçmiş olsun dileklerini iletti.

Polis çarpıtıyor

Kürdistanlılar dün sabah saatlerinden itibaren de hastane önünde toplandı. Şakar ailesi gelenlere Xızır Lokması dağıtırken, Alman polisinin tutumundan şikayetçi oldu. Gazetemize konuşan Şakar ailesi üyeleri, polisin kardeşlerinin eylemini talimatla gerçekleştirdiği konusunda dayatmada bulunduğunu, kendileri üzerinden böyle bir algı yaymaya çalıştığını belirtti. Oysaki Şakar eyleminin amacını anlatan bir mektup kaleme almış; tecride tepki göstererek, CPT ile Avrupa ülkelerini eleştirmiş ve açlık grevi eylemcileri etrafında kenetlenme çağrısı yapmıştı.

   

Sessizliği kıralım

Çok sayıda Kürdistanlının bekleyişini sürdürdüğü hastane önünde dün bir basın açıklaması yapıldı. Açıklamaya NAV-DEM Eşbaşkanı Ayten Kaplan, ATİK Eşbaşkanı Süleyman Gürcan, HDP Siirt eski Milletvekili Besime Konca ve AGİF üyeleri de katıldı. İlk olarak söz alan Wuppertal DKTM Eşbaşkanı Harun Demirel, Şakar’ın ardından bıraktığı mektuba dikkat çekerek, “Bu süreç tarihi bir süreçtir ve sürekli ayakta olmamız gerekiyor. Şu an hastane önündeyiz. Bütün halkımızda eylemlere katılmalıdır. Çünkü Uğur arkadaşımızın eylemi bu sürecin başarıya ulaşması içindi” dedi.

CPT’nin sessizliğine tepkidir

HDP Siirt eski Milletvekili Besime Konca, bu eylem biçimini tasvip etmediklerini, örgütlü tepkiler verilmesi gerektiğini ifade ederek, “Talepleri, Leyla Güven ve dünyanın her yerinde açlık grevinde olan arkadaşlarımızın talepleridir. Direniş, onların ortaya koyduğu direniştir” dedi.

Almanya hükümeti de sorumlu

“Kadınlar olarak, gençler olarak tepkimizi örgütlü ve kitlesel olarak ortaya koyar, yansıtırsak bu arkadaşımızın eylemine cevap olmuş oluruz” diyen Konca “Herkes bu eylemin gerekçelerini Almanya kamuoyuna, Avrupa kamuoyuna duyurabilmelidir. Çünkü arkadaşımız bedenini ateşe verirken bundan Almanya hükümetinin sorumlu olduğunu da ortaya koyuyor. Bu sorumluluğu bu ülkelere hatırlatmamız gerekiyor. Bu 21.yüzyılın ayıbıdır. Bu, Kürtler üzerinde uygulanan trajedinin sonucudur” diye belirtti.

Sesimizi yükselteceğiz

NAV-DEM Eşbaşkanı Ayten Kaplan ise şöyle konuştu: “Tasvip etmediğimiz bir eylem tarzıdır. Ama arkadaşımız devletlerin sessizliğine karşı bu eylemi gerçekleştirmiştir. Renklerimize, eylemlerimize, kitaplarımıza yönelik bir saldırı var. Saldırılar karşısında arkadaşımızın bedenini ateşe vererek, hem içeriye hem de dış kamuoyuna verdiği mesajlar var. Bizler devam eden açlık grevlerine destek olarak yapılacak tüm eylemlere katılıp, sesimizi yükselterek bu politikaları boşa çıkaracak ve sessizliği kıracağız.”

Ailesine, yoldaşlarına geçmiş olsun

ATİK Eşbaşkanı Süleyman Gürcan ise Şakar’ın bir an önce sağlığına kavuşmasını dilediklerini belirterek şöyle konuştu: “Leyla Güven’in eylemi büyük bir çığır açtı. Strasbourg’da ve birçok ülkede başlayan açlık grevleri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin uluslararası alana taşınmasında önemli bir katkısı olmuştur. Uğur Şakar’ın bir an önce sağlığına kavuşmasını diliyor, ailesine ve yoldaşlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.”

 

HASAN ELİGÜL/DUİSBURG