Gösterileri tetikleyen olay ise görünürde, Ukrayna hükümetinin AB ile ticaret anlaşması imzalamaması oldu. Göstericiler, ülke üzerinde ekonomik yaptırım gücünü kullanan Rusya’dan yana bir politika izlemekle suçladıkları Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’in istifasını istiyor.

Gösterilerin giderek büyümesi ve şiddetli çatışmaların çıkması üzerine hükümet, protestoları organize eden muhalefet ile masaya oturmaya karar verdi. Görüşmeler dün başladı. Ancak gazetemiz baskıya girdiği sırada henüz görüşmenin içeriğine ilişkin resmi açıklama yapılmamıştı. Görüşmeler öncesi açıklama yapan Meclis sözcüsü Vladimir Ribak ise tüm tarafların görüşlerini ifade etmeleri için fırsat tanınacağını söylemekle yetindi.   


Siyaset uzmanları uyardı!
Fakat son gösterilerde milliyetçi Svoboda Partisi ile muhalif Vatan Partisi’nin ortak hareket etmesi dikkat çekti. Siyasi uzmanlar, 2005 yılında ‘Domino taşı gibi’ manşetleriyle Gürcistan’daki ‘Gül Devrimi’nin, Ukrayna’daki ‘Turuncu Devrim’in ve ardından Kırgızistan’da gelişen ‘Lale Devrimi’nin ‘demokrasi rüzgarları’ gibi yansıtılarak heyecanla bahsedilmesine rağmen, ortaya çıkan sonucun tam bir kaos ve hayal kırıklığı olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca aradan geçen 8 yıllık süre zarfında Kiev’de muhaliflerin ve milliyetçi partilerin çağrısıyla yeniden yüzbinlerin sokağa dökülmesini ise manidar buluyorlar. Zira ‘Gül Devrimi’ sonrası Gürcistan, Rusya’nın askeri müdahelesine maruz kaldı; Ukrayna, ‘Turuncu Devrim’ sonrası ağır bir ekonomik ve politik kriz sarmalına girdi; ‘Lale Devrimi’ sonrası Kırgızistan ise kanlı olaylara sahne oldu.

Ülkelerin hali ortada

Daha sonra Ortadoğu’da ortaya çıkan ‘Arap Baharı’ adı verilen halk hareketlerinin ardından Kaddafi’nin devrildiği Libya’da çete örgütlerinin hakimiyetine son verilemiyor; Mübarek sonrası Mısır’da ise yeni bir askeri darbe yaşandı ve kanlı gösteriler sürüyor; Suriye’deki iç savaş ise 3 yılını geride bırakmasına rağmen Esad hala devrilmedi ve siyasi çözüm bulunamıyor. Tunus’ta iktidara gelen Ennahda iktidarı ise muhalif liderlere yönelik suikastlerden sorumlu tutuluyor. Tüm bu olayları tetikleyen 2003’teki ABD işgali ise Saddam’ı devirdi ancak Irak hala tam bir şiddet sarmalında. Son yıllarda ülkede binlerce kişi saldırıların kurbanı oldu. Saddam sonrası kurulan Güney Kürdistan hükümeti ile Irak merkezi hükümeti arasındaki petrol gelirlerinin paylaşımı nedeniyle yaşanan gerilim de halihazırda devam ediyor. Tüm bu gelişmelerden ve tarihten ders alınması gerektiğini belirten uzmanlar, yüzbinlerce kişinin eyleminin AB-ABD ile Rusya arasındaki ekonomik ve siyasi çarpışmadan ziyade Ukrayna’da gerçek demokrasiye hizmet etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

HABER MERKEZİ