İngiltere Gündemi
Her şey bir yana Ukrayna’da kriz diye tabir edilen olaylar silsilesi yerini tam bir iç savaşa bırakmış durumda. Ukrayna’da şu ana dek ne olmuştu? Eski Cumhurbaşkanı Yanukoviç’in Rusya ile ilişkileri geliştirme çabasıyla AB ile ortaklık anlaşması imzalamaktan son anda vazgeçmesi üzerine geçen kasım ayında sert protestolar başlamıştı. Kasım ayından beri protestolar esnasında onlarca kişi hayatını kaybetmişti. Cumhurbaşkanı Yanukoviç Şubat ayında ülkeyi terk ederken, çoğu etnik Rusların oluşturduğu Kırım bölgesini Rus askerleri denetimi altına almıştı. Kırım’da yapılan referanduma bölgenin Rusya’ya bağlanması yönünde görüş bildirdi. ABD ve Avrupa Birliği'nin desteğine sahip olan Ukrayna Hükümeti de referandumu gayrimeşru ilan etmişti. Rusya yanlıları bu hafta da Doğu Ukrayna’daki 3 kentteki kamu binalarını işgal ettiler ki bu haksız bir işgal ediş. Keza bu kentlerde yaşayanlar birleşik Ukrayna’dan yanalar.
Amerika ve AB’nin müdahaleleri yangına körükle gitmeyi andırıyor. Çözüm yerine gerilimi bir nevi yükseltiyorlar. Rusya ise her defasında olduğu gibi AB’ye karşı doğal gaz kozunu oynuyor. AB’nin Ukrayna ile meselelerinde müdahalelerini sürdürmesi durumunda doğal gazı kesmekle tehdit ediyor. Böyle olursa da Avrupa ciddi doğal gaz sıkıntısı yaşayacak. ABD’de her karıştığı ülkeye sanki hep barış ve sükûnet getirmiş gibi Rusya’nın Ukrayna politikası yüzünden Rusya’ya sert yaptırım uygulayacağı uyarılarında bulunuyor. Ukrayna’da ki kiriz sadece Rusya ve Ukrayna arasında değil ki sadece halkların iradesi dikkate alınsın. Şimdi dikkatler AB, ABD, Ukrayna ve Rusya'nın temsilcilerinin 17 Nisan’da Ukrayna krizine diplomatik çözüm bulmak için Cenevre’de yapacakları toplantıda. Ancak NATO ve ABD’nin müdahil olduğu bir mesele şu ana dek ne zaman hayırla sonuçlanmış ki 17 Nisan’da hayırlara vesile olsun.
Gündemde yer tutan diğer bir haber ise polis tarafından suç istatistiklerinin manipüle edilmesiydi. Geçtiğimiz hafta Parlamento’da bir grup milletvekilinin sunduğu zehir zemberek rapora göre polis şeflerini, kendilerini ve birimlerini daha başarılı gösterebilmek adına cinsel taciz gibi vakalar da dahil olmak üzere birçok suçu kayıtlara bile geçirmeden hasır altı ediyorlar. Rapora göre bu durumdan rahatsızlık duyup bağımsız komisyonlara itirafta bulunmak isteyen emniyet görevlilerine ise yeterli idari ve adli korunma sağlanmasının mevcut kurallara göre mümkün olmadığı belirtiliyor ve yönetmeliklerin buna imkan sağlayacak şekilde değiştirilmesinin elzem olduğundan bahsediliyor. İngiltere’de suç istatistikleri, halk ve hükümetler tarafından oldukça önemsenen bir konu. Birkaç yıl önce polis idaresi tarafından hazırlanan bir internet sitesi üzerinden suç oranlarını güncel bir şekilde mahalle bazında görüntülemek mümkün kılındı.
Diğer taraftan hükümetler ve yerel yönetimler ise polis idaresine belirli hedefler koyarak onların başarılarını bu şekilde ölçmek ve sonuçta pozitif bir gelişme varsa da bunu kendi başarısı olarak yansıtmak istiyorlar. Ayrıca polise ayrılacak bütçenin de yine bu tip istatistikler üzerinden coğrafik bölgeler ve polis birimleri bazında paylaştırılması gerekiyor. Varsayalım Londra’da çetelerle bağlantılı suçlarda bir artış gözlemleniyorsa hükümetin buraya ayrılacak bütçeyi arttırması gerekiyor. Oysa mevcut neo-liberal muhafazakar hükümetin genelde yaptığı şey devleti küçültebilmek ve borçları azaltabilmek için bütçeleri sürekli olarak kısarak başarısızlığın faturasını da polis şeflerine kesmek oluyor.
Halkın normalde de polise fazla bir güveni kalmamışken bu son haberlerden sonra polisin işlevselliği iyice sorgulanır olmaya başladı. Son yıllardaki bütçe kesintilerinden sonra birçok mahalledeki karakollar ya kapatılmış ya da yarı zamanlı açılır hale getirilmişti. Bu rapordan sonra ise insanlar artık başına bir şey geldiğinde polise gidip şikayet etmeyi bile gereksiz bulmaya başlayacaklar. Belki de polissiz bir toplumla polisin terör estirdiği bir toplum arasında bireysel güvenceler açısından pek bir fark yoktur, kim bilir?