Ulusal Konferans konusunda Kürt sanatçılar, siyasetçiler ve sivil toplum örgütü temsilcileri görüş sunmaya devam ediyor. Amerikan Kürt Bilgi Ağı'nın-AKIN'ın kurucusu ve yöneticisi Kanî Xulam, Ulusal Konferansı halkların kendisine ayna tutması olarak değerlendiriyor. PKK'nin elindeki silahların barışa engel olmadığını söyleyen Xulam, asıl tehlikenin halkların maruz kaldığı ırkçılık olduğunu vurguluyor.
Kürdistanlı aydınlar, iyi bir hazırlık yapılmadan Ulusal Konferansın bir yarar getirmeyeceği de vurgulandı.

K.Xulam: Asıl sorun inanç meselesidir

Amerikan Kürt Bilgi Ağı'nın (AKIN) kurucusu ve yöneticisi Kanî Xulam, barışın önündeki engellin Kürt gerillaların elindeki silahların olmadığını belirtiyor. Xulam şunları ifade ediyor: "Kürtlerin bir Ulusal Konferans düşüncesi güzel bir şey. Bu, Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin asli görevleri arasındadır. Böylesi konferanslar, aslında halkların kendilerini ayna önüne koymasına benzetebilinir. Bir halkın boyu ne? O boyun önündeki engelle orantısı nasıl? Şeklinde soruların yanıtı aranabilir. Biz Kürtlerin önündeki en büyük engel iç uyumumuzun olmamasıdır. Midemiz sıkıntıda ise, kalın kazak giymenin fazla yararı olmuyor, maalesef.
Dış faktörler tamamıyla Kürtlerin ulusallaşmasına karşı. Bu herkesçe biliniyor. Kürtler, ulusallaşmaları için 100 Dolarlık yatırım yapıyorlarsa; karşı taraf(lar), Kürtlerin ulusallaşmaması için bunun 10 mislini veya daha yükseğini harcıyor. Politikaya ticaret gözüyle bakıldığında Kürtler ve Kürdistan sayın Celal Talabani'nin söylediği gibi kurgular alemine ait bir ürün. Fakat asıl sorun altın değil, demir de değil. Asıl sorun inanç meselesidir. Eğer biz özverili ve korkusuz insan yetiştirebilirsek, arkamızı kimse göremez. Konuyu biraz genişletirsek, Kürtler ve Kürdistan istenilen, sevilen, saygı duyulan, insanların kalp atışlarını atlatan bir duruma getirilmeli. Bu görev Kürt liderlerine, aydınlarına, sanatçılarına ve dostlarına düşüyor. Bir başka deyişle, bir elma olgunlaştıktan sonra, hiç bir güç, veya dua, onu dalın üstünde tutamaz. Türkiye veya Amerika ilkbahara biraz geç gel diyebilirler ama gelmesini önleyemezler. PKK'nin silahları barışın önünde engel değil. Barışın önündeki engel bölgedeki halkların ırkçılık hastalığının mağduru olmalarıdır."
Irkçılık konusunda yazar George Orwell'ın "Bütün hayvanlar eşittir, fakat bazıları diğerlerinden daha çok eşittir" sözünü hatırlatan Xulam, "Bu 'bazıları' ve 'diğerleri' ikilemini ancak Kürtler, tarihin çöplüğüne atabilirler. Türklerden, Farslardan veya Araplardan bunu beklemek saflıktır. Tarih, bazı halkları hasta yapabilir. Bazılarını da onların iyileşmesi için sahneye gönderir. Kürtler bu sorumluluklarından kaçmamalı. Konferans bu çelişkileri dile getirirse, Kürtlerin ve Kürdistan'ın önünü açabilir. Yoksa, yerimizde saymamıza engel olamayan bir başka toplantı olarak tarihin sayfalarında yerini alır" şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

K.Simo: Birlik hava kadar gerekli

Şair ve yazar Kamran Simo, bölge ülkelerinin Çaldıran savaşından beri Kürtlerin birlik olmamalarından yararlandıklarını, bölünmüşlüğü Kürtlere karşı kullandıklarını bu duruma son vermenin yolunun Kürdistan Ulusal Konferansını toplayıp ortak bir politika oluşturulmasından geçtiğini söyledi. Kürtlerin birliğinin hava, su ve ekmek kadar gerekli ve zorunlu olduğunu söyleyen Simo, Kürt halkının homojen bir yapı olmadığını, değişik katman ve sınıflardan oluştuğunu Ulusal Konferansın tüm bunları bir araya toplayan ve ortak politikalar oluşturan bir platform olmasının önemine değindi. Bunun tarihi ve kaçınılmaz bir görev olduğunu, bundan Kürtleri baskı altında tutan ülkelerin rahatsızlık duyduklarına da dikkat çekti. Konferansın parti veya parça çıkarlarını bir kenara bırakmasının önemini de değinen Simo, Kürtlerin Ortadoğu'daki halklarla kardeşçe yaşayacak politikalar belirlemelerinin önemini vurguladı.

Beytocan: Halkın sesine kulak vermeli

Sanatçı Beytocan ise Kürtlerin bir araya gelmelerinden başka bir şanslarının olmadığını, bunu da gerçekleştirecek organın Kürdistan Ulusal Konferansı olduğunu söyledi. Kürtler içinde değişik renk ve akımlar olduğunu ama halkın çıkarları için ortak bir platform oluşturmaları için uzlaşmaları gerektiğini ifade etti. Kürt halkının birlik istediğini, siyasi parti ve grupların kendi çıkarlarını bir yana bırakıp halkın sesine kulak vermeleri gerektiğini ifade etti. Beytocan, tüm parçalarda Kürtlerin haklarını almalarının ve taleplerini elde etmenin yolunun birlik oluşturmadan geçtiğini de vurguladı.

Armanc: Dört parça da dikkate alınmalı


Sanatçı Armanc da Kürtlerin kendi topraklarında esaret altında yaşadıklarını, Kürdistan'ı aralarında paylaşan 4 ülkenin Kürtlerin en temel haklarını bile imha ve inkar politikasıyla ezmeye ve yok etmeye çalıştıklarını bir ortamda Kürtlerin birleşmesinin önemine değindi ve bunun sağlanması için de Kürdistan Ulusal Konferansının toplanmasının gerekli olduğunu vurguladı.
Güçlerinden bağımsız olarak dört parçadaki Kürt parti ve örgütlerinin konferansta temsil edilmelerinin önemine değinen Armanc, konferansın her parçada Kürtlerin birlikte yaşadığı halklarla olan sorunlarını da ele alması ve çözüm yolları araması gerektiğini belirterek "4 parçada yaşayan Kürtler sorunların çözümü için birbirlerine yardım edebilirler. Çünkü her parçanın kendine özgün bir durumu var. Kendi içinde bile parçalanmış, değişik dil ve lehçelere sahip bütün Kürtleri ortak bir zemine oturtmak mümkün değil. Bu nedenle de öyle bir zemin yaratılmalı ki bulunduğu ülkelerde birlikte yaşadıkları haklarla sorun yaşamaları engellemeli" dedi. Armanc, konferansın bölge üllklerinin değişik parçalarda yaşayan Kürtleri birbirine karşı kışkırtmalarını engelleyecek bir işlev göreceğinin de altını çizdi.

H.Xaliqî: Dünya Kürtlerin gücünü görecek


Stockholm Kürt Enstitüsü Başkanlığı görevini yürüten Yazar Husein Xaliqî Kürdistan'ın 4 parçasından tüm Kürt parti ve örgütlerinin bir araya gelmesiyle yapılacak bir konferansın Kürtlerin birliklerinin sağlanması için hayati bir öneme sahip olduğu değerlendirmesinde bulundu. Küçük-büyük tüm Kürt örgütlerinin Konferansta eşit olarak temsil edilmeleri gerektiğini, hem içe hem de bölge ülkelerine yönelik bir birlik oluşturmaları gerektiğini söyledi.
Konferansın Kürt halkının istem ve taleplerini ele almasını, dünya ve Ortadoğu'daki son gelişmeleri değerlendirmesini ve bu değerlendirmelerin ışığında Kürtlerin çıkarları için ortak bir politika oluşturmasını istedi. Xaliqî, böylesi bir konferansın ABD ve Avrupa başta olmak üzere tüm Dünya'ya Kürtlerin güçlerini göstereceğini ve uygulayacakları politikalarda Kürtlerin güçlerini hesaba katmak zorunda kalacakları tesbitinde bulundu.

Dr. Gundî: Tek yürek ve tek ses olmalı

ABD'de Tennessee State Üniversitesi'nde akademisyen olarak görev yapan Dr. Kirmanj Gundî de Kürtlerin Ortadoğu'nun en kadim halklarından biri olduğunu vurguladı. "Kürtler dünyanın en kadim halklarından biridir. Kürtlerin atası kabul edilen Med toplumundan, İncil'de on defa bahsedilmiştir. Med'ler milattan önce 700 yıllarında en büyük imparatorluklardan birini kurmuşlardır. Med'lerin yaşadıkları topraklar ‘Medya' olarak adlandırılmaktaydı, ki şu an aynı coğrafyaya Kürdistan denilmektedir" şeklinde konuşan Dr. Kirmanj Gundî, Türklerin bu dönemde tarih sahnesinde olmadığını söyledi.
Zamanın ilerlemesiyle birlikte, toplumda ihanet geliştiğini dile getiren Dr. Gundî, zingin tarihsel Kürt mirasının Arap, Türk ve Fars egemenleri tarafından çalındığını dile getirdi. Dr. Kirmanj Gundî'nin düşünceleri devamla şöyle:
"Üç yabancı kültür bize empoze edilmiştir ve kendi kültürümüzü yaşamamız yasaklanmıştır. Bu insanlık dışı müdahaleler nedeniyle halkımız kendi ulusal kimliğini oluşturamamıştır. Bizler Arap, Fars ve Türk kimliklerinin önemsiz parçaları olmuşuz. İşgalci devletlerin bu acımasız politikaları altında Kürdistan'ın insanları ikinci hatta üçüncü sınıf vatandaş haline getirilmiştir. Ayrıca, bu denli ırkçı ulusların içinde halen ‘azınlık' olarak görüldüğümüz sürece, bizimle ilgili sorunlar hep o ülkelerin ‘iç' meseleleri olarak kabul görmeye devam edilecektir. İç mesele olduğu sürece de dış dünyadan destek alamadan, ancak kendi 'dağlarımızda' eskiden olduğu gibi yalnız yaşamaya devam edebiliriz."

Güney, Türkiye'nın ekonomik sömürgesi

Bu tarihsel arka plan düşünüldüğünde düzenlenecek konferansın da oldukça önemli olduğuna işaret eden Gundî, şu görüşleri ifade ediyor: "Bu yüzden düzenlenecek olan bu konferans oldukça önemlidir. Umuyorum ki konferansın ana konusu Kürtlerin sosyo-politik psikolojisini bütünleştirmek olur ve hemen sonrasındaki adımlar da bunu desteklemek yönünde atılır. Böylece ulusal çıkarlarımız, tüm kişisel kazanımlar ve dar politik görüşlerin üstünde tutulmuş olur. Konferans, Kürdistan'ın tüm parçalarının tek yürek ve tek ses olmasını sağlamalıdır ve işgalci tüm bu devletlerin içerisindeki azınlık statüsü reddedilmelidir. Bunun yanı sıra konferans, Kürtlerin tarihi ve kültürüyle gurur duyan bir halk olduğunu ve fakat kendi rızaları dışında parçalara bölünmüş, baskı altında tutulmuş ve sonuçta en temel insan haklarından mahrum bırakılmış olduğunu göstererek, tüm dünyanın Kürtleri doğru bir şekilde tanınmasına fırsat oluşturmalıdır."


Dr. Kirmanj Gundî'nin KDP'ye de eleştirileri var: "1991'deki ayaklanma ve 1992'de Kürdistan Bölgesel Hükümetinin kurulmasından sonra, KDP yönetimi Kürdistan'ı ekonomik açıdan adım adım Türkiye'nin kolonisi haline götürecek bir politika izledi. Kürdistan ekonomisinin kendi ayakları üzerinde duracağı bir altyapı oluşturmak yerine, Kürdistan Bölgesel Hükümeti yöneticileri her şeyi Türkiye ve İran'dan ithal yoluna gittiler. Bu yanlış kararlar sonuçta Kürtlerin bağımsızlık hayallerine ket vurdu. Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başkanı nadiren bağımsızlık kavramının öneminden bahsediyor olsa bile, Kürdistan çoktan Türkiye'nin ekonomik hegemonyasına girmiş ve ağlarına düşmüş görünüyor. Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşananların da gösterdiği üzere, eski zamanların askeri sömürgeciliği yerini ekonomik bir sömürgeciliğe bıraktı. Türkiye, maalesef ki, Kürdistan Bölgesel Hükümeti'ni kontrol etmektedir. Amerika'ya gelirsek, Obama yönetimi, Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile görüştükten sonra, Kürt-Amerikan ilişkilerinde bir ilk olarak ABD'nin Kürdistan'ı ve halkını Irak'ın bir parçası olarak desteklediğini beyan etti. Bunun anlamı ise şudur: Amerika, Irak'ın toprak bütünlüğüne önem vermektedir. Fakat Kürt yetkililer de Amerika'nın desteği olmadan fazla bir şey başaramayacaklarının farkındadırlar. Bence Türkiye ve ABD, konferansın bölgedeki kendi çıkarlarına ters düşeceğini anlarlarsa müdahale edeceklerdir."

Dr. Sheikhmous: Hazırlıklar önceden yapılmalı

İsveç'in Stockholm kentinde yaşayan akademisyen Dr. Omar Sheikhmous, Ulusal Konferans fikrinin 1980'lerden bugüne gelen bir düşünce olduğunu söyledi. Konferans hazırlıklarının önceden yapılmaması durumunda bunun fazla bir yarar sağlamayacağını belirten Dr. Omar Sheikhmous devamla şunları söyledi:
"Bence önceden gerekli tüm hazırlıklar yapılmazsa, yeterince yararlı olacağını sanmıyorum. Kürdistan'ın tüm parçalarından farklı hareketler, partiler, entelektüeller, sivil toplum kuruluşları, vatansever kişilikler ve diasporadaki Kürtler ile temasa geçmek üzere kalıcı bir sekreterlik tayin edilmelidir. Üzerinde iyi düşünülmüş bir gündem ve yapılacak toplantıların ana fikirleri dikkatle hazırlanmalıdır. Tüm bunlar yapılmadan konferans alelacele kotarılmaya çalışılırsa, tüm emekler boşa gidecek ve hayal kırıklığına dönüşecektir."

A.Karamus: Ortak strateji belirlenmeli

Barış Konseyi İsveç Temsilcisi Ahmed Karamus, 90’lı yıllarda soğuk savaşın sona ermesinden ve daha sonra bölgede oluşan değişim rüzgarlarından sonra Ortadoğu'nun yeniden şekillendiğini ve Kürtlerin de bu değişimden etkilendikleri değerlendirmesinde bulunduktan sonra, ancak Kürtlerin ortaya çıkan fırsatları tam anlamıyla değerlendiremediklerini söyledi. Fırsatları değerlendirebilmek için siyasal bir birlik ve ortak bir stratejinin belirlenmesi gerektiğini belirten Karamus, böylesi ulusal bir iradeyi gerçekleştirecek tek gücün Kürt Ulusal Kongresi olduğunu vurguladı.
Kürtlerin birliklerinin pek çok alanda olumlu etkileri olacağına inandığını söyleyen Karamus konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bölge ülkeleri Kürtlerin ortak bir siyasal iradeye sahip olmamalarını kendi çıkarları için değerlendirmeye çalıştılar. Bu da Kürtlerin bugüne dek siyasal bir statüye sahip olmamalarının esas nedenidir. Eğer Kürtler sağlıklı bir ulusal kongre gerçekleştirecek olurlarsa bölge ülkelerinde demokrasi olumlu yönde etkilenecek ve çözüm süreci hızlanacaktır."

Rahman: Bu sene gerçekleşmez

Kürdistan Bölgesel Hükümeti Londra Temsilcisi Sami Abdul Rahman ise bu sene Ulusal Konferansın gerçekleşeceğine inanmıyor. Rahman şunları belirtti: "Böyle bir konferansın organize edilmesi sadece bu sene değil bir kaç senedir konuşuluyor. Ancak bir türlü karar verilip gerçekleştirilemedi. Bu senenin gerçekleşeceğine dair fazlaca umutlarım yok. Zira konuşulması gereken önemli sorunlar var."

'Güçlü mesaj verilmeyecekse düzenlenmesin'

Noreldin Waisy (Gazeteci)
Konferans, Kürt ulusal partilerini-güçlerini bir araya getirmek için çok yararlı bir adım. Özellikle de Kürt sorunu Ortadoğu'nun en önemli gelişmelerinden biri haline geldiği bu günlerde daha da önem kazanmaktadır.
Diğer taraftan, Kürt partileri arasında halen ciddi fikir ayrılıkları olmasından dolayı bu konferansın başarılı olamayacağına dair görüşler bulunmaktadır. Hatta geçtiğimiz günlerde düzenlenen Gençlik Konferansında, Kürt bayrağı üzerine bazı tartışmalar da yaşanmıştır. Bence prensip olarak konferans oldukça yararlı bir organizasyon. Fakat konu başlıklarını kimin belirleyeceği de yine o kadar önemli. Çünkü KDP'nin konferansı kontrol edeceğine dair bazı kaygılar var ve bu durumda PKK gibi diğer partiler bunu kabul etmek istemeyecektir. Bence konferansın özellikle zamanlaması ve içeriği hakkında bazı kaygılar var. Zira Barzani birkaç açıklamasında silahlı mücadeleye karşı olduğunu açıkça belirtmiştir ve Kürt partilerinden silahları bırakmalarını isteyecektir. Tabii ki onlarda böyle bir talebi kabul etmeyeceklerdir. Eğer bu konferans diğerlerinden farksız olacaksa ve önemli bir getirisi olmayacaksa, bu partiler de insanların gözünde inandırıcılıklarını yitireceklerdir.
Yapılması gereken şey, ya bu konferans iptal edilecek, ya da düzenlendiği takdirde çok somut ve güçlü kararlar alınarak tamamlanacaktır. Bu şekilde bölgeye güçlü mesajlar verilmelidir. İnsanların beklentisi budur. Aksi takdirde hiç düzenlenmemesi bile daha iyidir.


MURAT KUSEYRİ/ÖZLEM GALİP