Duşanbe’de ne yaşandı?

Dosya Haberleri —

12 Şubat 2021 Cuma - 21:00

  • 20 Ocak 1999’da Şeremetevo (Moskova) havaalanına gittik. Burada 'önce uçağı hazırlıyoruz', 5-6 saat sonra da 'Ermenistan izin vermiyor ama sizi güvenli bir yere götüreceğiz' dediler. Bizi askeri bir uçağa bindirdiler ve bilinmez bir yere doğru havalandık… 

EMRULLAH BOZTAŞ

 

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Suriye’den çıkışı ile başlayan süreçte kamuoyunun gözleri önünde cereyan eden birçok hukuksuzluk yaşandı. Dünyanın yeniden dizaynı önünde engel olarak görülen Kürt Halk Önderi Öcalan şahsında Kürt halkının mücadele ederek yarattığı kazanımlar yok edilmeye çalışıldı. 
Üzerinden 22 yıl geçen Uluslararası Komplo’nun bir parçası olan Rusya’ya ikinci geliş sonrası yaşanan Tacikistan süreci ve karanlıkta kalan 10 günün gizemi hala hafızalarda. Öcalan’ın "Bağırsaydım haykırışımı kimse duymazdı, ölseydim kimse cesedime ulaşamazdı" dediği bu süreci, yaşananların tanığı Ezîzê Cewo ile konuştuk.   
 Uluslararası Komplo’nun en karanlık günlerinin yaşandığı Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’de bir Rus askeri üssünde Kürt Halk Önderi Öcalan ile 10 gün geçiren yazar Cewo sorularımızı cevapladı.   

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan iki defa Rusya’ya geldi, her iki gelişine de şahit olduğuz. İlk gelişinde aracı olanlar kimdi ve süreç nasıl işledi? Primakov, Jirinovski ve Mitrofanov’un rolleri neydi?
Ben Sayın Öcalan Rusya’ya ilk gelişinde Moskova’da değildim. Bir süredir örgütsel faaliyetler için Saratov’da bulunuyordum. Kürt Halk Önderi’nin gelişinden birkaç gün sonra hızlıca Moskova’ya dönmem bana telefonla bildirildi. Moskova’ya ulaştıktan sonra anladım ki Kürt Halk Önderi Öcalan, Liberal Demokrat Parti Başkanı ve Duma’da parlamenter olan Jirinovski’nin yazlığında kalıyor… Sonradan bana söylendiği kadarıyla, o zamanlar Rusya sorumlusu olan Mahir telefon ile Rêber Öcalan’ın Suriye’den çıkması gerektiğini Mitrofanov aracılığı ile Jirinovski’ye aktarıp gelişi için hazırlık yapmak gerektiğini söylüyor.   
O dönem Rusya’da Kürt örgütleri ile ilgili sorunlar konusu yazılı olmayan bir kanun gibi Rusya Parlamentosu Jeopolitik Komitesine (Devlet Duması) yönlendirilmişti. Bu komitenin yöneticiliğini de Jirinovski’nin partisindeki Liberal-Demokrat parlamenterler yürütüyordu. Bu komitenin sorumlusu Aleksi Mitrofanov’du. Rusya’daki örgütün tüm sorunlarının onun üzerinden koordine edilmesi gerekiyordu… Ve sayın Öcalan Moskova havaalanına geldiğinde Kürt temsilciler ve Jirinovski’ye bağlı bir grup ile karşılanmıştı. 
Ulusal Önderimizi karşılayanlar içerisinde resmi olanlar dışında ne olduğu belli olmayan bazı kişilerin de bulunması beni düşündürmüştü. Ki bunların ne bizim komitemizle ne de örgütümüzle bir alakaları yoktu. Bu kişiler resmi de değildiler. Rêber Öcalan’ı karşılayanlar kimlerdi?  
Moskova’ya döndükten sonra sabah Jirinovski’nin yazlığına görüşmeye gittiğimizde yolculuğa hazırlanıldığı belli oluyordu. Sayın Öcalan’ın bu evi terk edip başka bir yere gideceğini burada öğrendim. Sonrasında Mitrofanov’un yazlığında da Kürt Halk Önderi ile 2-3 görüşmem gerçekleşti. 
Sorunuzda geçen 'komploda Primakov, Jirinovski ve Mitrofanov’un rolü nedir' konusunda şunu söyleyebilirim: Kürt Halk Önderi’nin ilk gelişi ile kendilerinin dahi inanamadığı bir kart ellerine geçmiş oldu. Böylece Türkiye ve Amerika ile olan ilişkilerinde bir yol bulmayı umdular. Sayın Öcalan Rusya’dayken Jirinovski Türkiye’ye gitti, oradaki konuşması ‘Türkiye’nin sorunlarının farkındayım ve bu sorunun çözüm anahtarı bizim elimidedir’ şeklinde olmuş. O dönemler Rusya’da her şey alınıp satılıyordu, bu mesajdan sonra neyin pazarlığı yapıldı, belki 50 yıl sonra açığa çıkar.  

 

  • Ocak ayının sonuna kadar Duşanbe’de kaldık. Telefon görüşmesi yapmamız yasaktı. Bir gün arkadaşlarımıza ‘yerimize ulaştık’ diyebilmemiz için kısa bir mesaj iletmemize izin verildi. İki gün sonra ise Önderliğe üstü kapalı bir şekilde tehditvari bir mesaj hissettirdiler.

Kürt Halk Önderi Rusya’ya ilk gelişinde Jirinovski’nin evinde nasıl bir yaklaşım ile karşılaştı?
Aslında Başkan, Jirinovski’inin yazlığında kaldı, bizlere sanki evinde misafir olarak bulunmuş gibi bir görüntü veriliyor. Ama gerçek bu değildi. Rêber Apo Jirinovski’nin yazlığında kaldı ve bu karşılıksız değildi.

Kürt Halk Önderi Öcalan’ın ikinci defa Moskova’ya gelişinde karşılayanlar kimlerdi ve siz ne kadarını biliyorsunuz? Karanlıkta kalan ve çok bilinmeyen bir konu da Kürt Halk Önderi’nin Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’ye gidişidir. Birlikte Duşanbe’ye gittiniz, nerede kaldınız, nasıl bir yaklaşım ile yüz yüze kaldınız? 
Sayın Öcalan’ın ikinci defa gelişi doğrudan Moskova’ya olmadı. Uçağı Nijni Novgorod (eski ismi ile Gorki, 400 km Moskova’nın uzağında) şehrine indi. O yalnız da değildi yanında İnterpol temsilcisi Mecit Mamoyan da vardı. Kendisini karşılayan grupta Mahir, Cemal Şamoyan, Rostem Biroyi ve ben vardım. Otomobil ile Moskova’ya geçtik. Bir ev hazırlamıştık ve orda bulunduğu bir kaç günlük sürede ben hep yanındaydım. 
Rêber Apo’nun gelişi ile birlikte hemen devlet temsilcileri bize, Rusya’da kalışına devletin hazır olmadığını söylediler. Eğer ilk gelişi belli yerlerin hazırlanması için zaman kazanmak için olduğu düşünülse bile ikinci gelişi başka hesapların olduğu şeklinde yorumlanabilir. Devletin kendisi Kürt Halk Önderi’nin gelişine karşıydı ama bazı kişiler ve bir grup yöneticiler Kürt kartını çıkarları doğrultusunda kullanmak için bir oyun oynadılar. Ancak sorun, devlet resmi olarak iltica başvurusunu kabul etmeyince ortaya çıktı. Devlet Sayın Öcalan’ın gelişi için karar almamıştı, sonuçta Rusya’dan gitmesini dayatarak bir sorun olarak karşımıza çıkardı. Ardından da Rus hükümetinin isteği ile Başkan’ın gidişi yönünde tüm resmi prosedürler uygulandı, Kürdistan’a gidişin Ermenistan üzerinden olması kararı alındı.    
20 Ocak 1999’da Şeremetevo (Moskova) havaalanına gittik. Burada 'önce uçağı hazırlıyoruz', 5-6 saat sonra da 'Ermenistan izin vermiyor ama sizi güvenli bir yere götüreceğiz' dediler. Bizi askeri bir uçağa bindirdiler ve bilinmez bir yere doğru havalandık… Uçak havalandıktan sonra yanlarındaki pasaportlarımızın belgelerine baktığımda anladım ki biz Tacikistan’a (Duşanbe) uçuyoruz, artık çok geçti. Güvenlik görevlisine: “Böyle olur mu? Neden başta bize nereye gideceğimiz söylenmedi, o bölgede savaş var değil mi?” diye sordum.
Aramızda sert konuşmalar geçti. Sayın Öcalan bu konuşmaların nedenini sorunca kendisine uçuşumuzun tehlikeli bir bölgeye doğru olduğunu, orada savaş ve çatışmanın yaşandığını söyledim… Kendisi biraz düşündükten sonra “Acaba yapabileceğimiz başka bir şey var mı?” dedi ve tekrar düşünmeye başladı. 
Uçağın arka tarafında pencerenin önünde durmuştuk. Bana dönüp: "Bu nasıl bir oyun, kimler bunun içerisinde?" dedi.
Bu psikolojik atmosfer insanı bunaltıyordu… 
Önderlik “Görmedin mi onların temsilcisi ne söyledi” deyip yine düşünmeye başladı. 
Ben “Bu yalnızca hilenin bir tarafı olabilir” dedim. 
Ama Mahir, o biliyordu ve sesini çıkartmadı.
Ne söyleyeceğimi bilemedim…
… Duşanbe Havaalanı’nda herhangi bir engel ile karşılaşmadık, o bölgenin tamamı kontrol altındaydı, yalnızca kendileri vardı. Uçaktan indikten sonra bir arabaya bindik ve yol aldık.  
Ocak ayının sonuna kadar biz Duşanbe’de kaldık. Orada kaldığımız süre boyunca kimselerin yerimizi öğrenmemesi gerektiğini söylediler. Telefon görüşmesi yapmamız yasaktı. Bir gün arkadaşlarımıza “yerimize ulaştık” diyebilmemiz için kısa bir mesaj iletmemize izin verildi. İki gün sonra ise Önderliğe üstü kapalı bir şekilde tehditvari bir mesaj hissettirdiler. Hemen aynı gün Önderlik beni çağırdı ve birlikte konuştuk. Bir araya gelişimiz, iki kişilik bir toplantı gibiydi. Önderlik bizim Duşanbe’deki durumumuzu değerlendirip, bu şartlarda ne yapabiliriz bunu planlamaya çalışıyordu. Bu olağanüstü durumda bazı konularda inisiyatifli olduğumu söyledi ama tek başıma bir şey yapmamam için de uyardı, “birlikte tartışalım… sonra” dedi.  
Bize ayırdıkları evde iki oda ve oturma odası vardı. Oturma odası aynı zamanda mutfak gibi hazırlanmıştı. Bahçede çatının önünde ayrıca birkaç ev daha vardı, burası bir askeri üstü. Yemekleri bir Özbek hazırlıyordu. Başkan’ın, aşçı oralarda olduğu zaman bahçeye çıkmaması sıkıntıya sebep oluyordu. Başkan çoğu zaman dışarıda olup temiz hava almak istiyordu. Günde iki defa dışarı çıkmak ona yetmiyordu. Başkan’ın dışarıya çıktığı zamanlar aşçıya ya banyoda ya kilerde ya da şehirde iş çıkartıyorlardı. 
Her ne kadar Başkan için ayrıca yemek yapmama izin verilmiş olsa da sonradan yemeğin herkes için ortak yapılmasını kabul ettik. Önderlik için yemek ya yemek dağıtımının ortasında ya da sonunda ayrılıyordu. 
Özel Güçler geceli gündüzlü Başkan’ın nöbetini tutuyorlardı. Ben yine de yerimi onun odasının yanına taşıdım. Sanki bir şey olsa elimden bir şeyler gelecekmiş gibi!