Berlin'deki bulvarda onlarca taşıttan dışarı sarkan bayraklar eşliğinde atılan sloganlar!
Heyecanlı birkaҫ dakika.
Yürüyenlerden tezahürrat.
Durdurulan arabalara binen, "yolcular".
Polis arabaları refakatinde, yol alan konvoy.
Dünya kupası dönemlerindekini andıran manzaralar.
HDP'ye kollektif oy vermek iҫin yola ҫıkanların geride bıraktıkları "poz"lar.
Berlin'de yaşayanlar bilirler.
Umut ve sosyalistҫe düşünenlerin onyıllar boyu "eksik" gördükleri manzaralar.
Tekdüze değil.
Sadece "heval"lerin iҫiҫe kaynaştıkları o alışıldık manzara; hiҫ değil.
Alışılmadık yanı; şimdiye dek görmediğiniz, ender gördüğünüz simaların, yeni tabloya katılmaları.
Kıdemliler de var.
Yeni katılanlar da…
Arabalardan birinde, elinde HDP bayrağıyla yürüyenleri konvoya katılmaya davet eden, Öcalan'ın kaҫırıldığı gün, kendisini Yunan Konsolosluğu'nda ateşe atan, ve o günden bu yana devamede gelen yürüyüşler ve protestoların müdavimi o "Heval".
Başka bir yol ayrımında, Rize'de doğan ve Doğu Berlin'de yaşamını yitiren, İsmail Bilen'in Başkanı olduğu TKP'nin 80'li yıllarının Merkez kadrolarından, hala sosyalizm davasına sadık, pas tutmayan beyinlerden biri.
O da HDP'nin kazanması iҫin bu yol ayrımında.
Başka bir kulvarda, yıllardır siyasetle ilişkide mesafeli duran, HDP ile birlikte "seҫim hücresi" oluşturan hummalı bir "eski kadro".
Parti ve örgütlerine rağmen, bir Parti'ye oy vermek üzere toplananlar.
Bağımsız Kürdistan taleplerine rağmen, HDP'ye oy vermek iҫin hareketlenenler.
Eskilerde, Türkiye'den ötesini "Milliyetҫi" olarak reddeden, Türk solcuları.
Siyasetten anlamadıklarını iddia ederek, günlük yaşamlarını sabah programlarının bedbahtlaştıran manzaralarının gölgesinde geҫirmek gibi bir ҫaresizliğe mahkum edilen, ev kadınları.
Bileşkenler bunlar.
Aradıklarını merak ediyorum.
Güҫlü bir hipotez olarak; herkesin eskiden sahip olduğu "rüya"yı bir an iҫin unutarak, "yeni bir gelecek" iҫin biraraya geldiklerini görüyorum.
Yukarıdaki bileşkenlerin hiҫbiri, kendisini varedemediğinin farkına varmış olmalı.
Nedeni de, Türkiye'deki "devlet aygıtı".
Türkiye'yi yönetenler, Kürdistan'ı hala işgal eden güҫ, mutlak yasak ve "demir perde"yle örülmüş, "kozmik oda siyasetiyle" bir katil ordusuna dönüştürülen, geҫmiştekileri toplamından oluşuyor.
Başında, ABD'deki "Texas Oligarşisi"ne benzer, şimdilerde "Tek Adam"ın başında olduğu "üҫlü ҫete" aygıtı var.
Bundan dolayı da, gelecekleriyle ilgili talepleri olanların tümü, cinsler, partiler, uluslar ve ülkelerüstü bir cevap arıyordu.
HDP bu güҫ olduğunu ilan etmiş bulunuyor; ona bu gücü verenler, sürekli bir kontrol mekanizmasına dönüşecek, yukarıda görüntülemeye ҫalıştığım herkes olacak.
Geleceğin motor gücü: "Halkların ve toplumların kendi kaderlerini birlikte tayin hakkı" olacak.
Tüm komplo teorilerine rağmen, HDP'nin kritik bir geҫiş sürecinde, ulusların (halkların) kendi kaderlerini belirlemelerine yol aҫacak, uluslarüstü bir proje olarak ortaya ҫıktığını gözlemliyorum.
Ortadoğu'daki "diktalar" ve "milli reflekslerin"lerin hiҫ de alışık olmadığı, umut dolu bir ҫıkış!