Medeni KIRICI

Ortalama demokratik bir ülkede demokrasinin vazgeçilmez ilkesi duygu, düşünce ve ifade özgürlüğüdür; bu madde olmazsa o ülkede demokrasiden bahsedilmez, o ülkenin adı, soyadı, cinsi türü farklı olur.

Gerek ülkedeki muhalefet gerek sivil toplum örgütleri, yazarlar, çizerler, düşünürler, sayıları gittikçe azalmış durumdalar; bunlardan kim ağzını açarsa envai çeşit etiketle gözden düşürülmeye, hiçleştirilmeye ve etkisizleştirilmeye çalışılıyor. Demokrasinin temel taşı olan duygu, düşünce ve ifade özgürlüğü artık tam bir hiç.

Hükümetin paralel medyasında durum çok farklı: İktidardan çıkarı olan yazarlar, çizerler hariçler; onlar çok çok özeller! Bunlar birçoğunuz tarafından hükümetin paralel algı medyası olarak tanımlanır ki şüphe götürmez tek gerçek budur ve bunların oranlarıysa genel medya içerisinde yüzde doksan desek abartılı olmaz. Tam basın egemen medya krallıklarda bile görülemeyen dalkavukluk hâkim.

Bunların tek görevleri hükümetin tüm yetmezliklerini örtbas etmek, hükümet paralelinde hükümeti yeterli şirin hatta kusursuz ve mükemmel göstermektir; geriye kalan her muhalif görüşe ne iftira gerekirse atmak, onları bir an önce gözden düşürmek, onlara ne kötü sıfat ve etiket varsa yapıştırıp hiçleştirmektir.

Böylece kendilerine karşı tüm muhalefeti sindirir, bertaraf eder, acımasız, merhametsiz zalim iktidarlarının korumasını sağlarlar; hükümetin tüm icraatı bu aslında. Gerisini umur etmezler, sadece umur eder gibi rol keserler.

Oysa bunlar 2002’de adaletsiz kalkındığımız yok, işsizlerimiz çok; borç paraya muhtacız, demokrasimiz zayıf, aşağı yukarı sayfalarca inanmadıkları demokrasi, hak-özgürlük, eşitlik gibi halkın temel ihtiyaçlarını ve umutlarını istismar ederek oya dönüştürmeyi başardılar ve sonra keyiflerince suiistimal ettiler, tüm seçmenleri aldattılar ve yanılttılar.

Tek sermayeleri 1500 yıl öncesine ait bölük pürçük inançları, başka görüş ve inanca olmayan hoşgörüleri geçmişte kalan soy-sop, imparatorluk özlemleri özlerinde demokrasi küffardır sözlerinde demokrasi takkesi yapıp demokrasi havarisi kesildiler; saftık, inandık bu siyasi çıkarcı cambazları iktidar ettik. O günün şartlarında dumanlı başımıza adeta taç eyledik

Şimdi bir yaşlı, sabah kalktığında bir rüya gördüğünü söylerse ve içinde iktidara ait bir olumsuzluk anlatsa ertesi gün içerde bulur kendisini, sayısız örnek vardır ülkede. Ülke adeta yarı açık cezaevi. Herkes korkuyor, herkes çekiniyor, kimse başıma bir şey gelmesin diye suya sabuna dokunamıyor.

Oysa biliyoruz ki tarihin akışını değiştiren kişilerdir, bazen bir tek cesur insan salt çoğunluk olabiliyor. Israrla umuda, umutla yılmadan yazmak, konuşmak, söylemek, haykırmak, gerek hakikatleri teşhir etmek, zalimin zalimliğini yüzüne haykırmak gerek yoksa esiri oluruz korkularımızın. Nerede inceldiyse orada kopsun demek lazım; ömür boyu başıboş gezen, açık hava tutsağı olacağına fikri hür, vicdanı hür cezaevi tutsağı ol ki dışarı gerçek yüzlerini görsün, elini at yüzlerine maskelerini düşür ki bir daha kimse sizi ve halkınızı yanıltmasın, sesini zalim nobran barbardan yüksek tut ki haksız gitsin hakikatler duyulsun, tarihler kolay yazılmaz, hele bu kadar ah almış günahkârlardan adalet demokrasi eşitlik özgürlük beklemek dünyanın en saf insanı olmak demek.

Yoksulluk, yolsuzluk, haksızlık, işsizlik, adaletsizlik sarmış dört bir yanımızı ve ateş, çıkmaz hastalığımızı tedavi etmek için bile aramızda para toplar hale geldik, teslim ettiğimiz gelirlerimiz tekkelere, zaviyelere, vakıf derneklerine, silaha, askeriyeye, gereksiz iş ve işlemlere, örtülü ödenek altındaki harcamalara, kötü gün parası olan ihtiyat akçesi denilen parayı paralel beslemeli paralel medyaya, paralel müteahhitlere aktarıldı; şimdi de utanmadan yurttaşın 10 TL’sine el açmış dileniyor, ne derler buna: “Bir zamanlar kral idi Mısır’a, şimdi don ile kaldın,” asra özetle hal bu.

İstifa edip gitmesi gerekirken ne yazık ki ana muhalefetin 3. Dünya siyasi profilli siyasetçileri sayesinde 18 yıldır iktidarlarını korumakla kalmadılar, hala iktidarlarını büyük bir haz ve iştahla sürdürüyorlar.

Gene de umudumu diri, ruhumu dinç tutmak istiyorum ve umut ederim ki en kısa zamanda iktidarın saldığı korkudan korkmayacak kadar cesur, cesaretini bilgisinde alacak kadar erdemli, gücünü toplumun hak ve özgürlüklerinden alacak kadar doğal, radikal demokrasiden ödün vermeyecek kadar iradeli halkın tüm ihtiyaç ve özlemlerine cevap olacak etkin sesi, zalim iktidarın sesinden daha samimi, ruh-can, umut-heyecan veren bir muhalefete kavuşuruz.